Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün

‘Aşḳuñ ṣanemâ çün yed-i ḳudret dile yazdı
Başuma belâ vü ġam u hecrüñ bile yazdı
Sen ġonca-dehen gül gibi yüzüme gülünce
Cân bülbüli bu ḫâr-ı cefâdan öleyazdı
Ḫaddüñi görüp ḳorḫaram âh itmege cânâ
Zîrâ bu hevâdan nice güller ṣolayazdı
Hecrüñde ḥabîbüm şu ḳadar aġlamışam kim
Dil zevraḳı ḳanlu yaşıma ġarḳ olayazdı
Bir bûse vir öldüm didi Mihrî aña yâri
Çeşmi ile ḫışm itdi egerçi güleyazdı

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey put gibi güzel sevgili, kudret eli (Allah'ın takdiri) senin aşkını gönlüme yazınca başıma belayı, gamı ve senden ayrılığı da onunla birlikte yazdı.

2. Sen, gonca ağızlı sevgili, gül gibi yüzüme gülünce can bülbülü bu cefa dikeninden neredeyse ölecekti. (Gülün açılmasıyla bülbülün dikene takılması bir arada düşünülmüştür: sevgilinin gülüşü âşığa hem sevinç hem eziyet getirir.)

3. Ey sevgili, yanağını görünce ah etmekten korkarım; çünkü bu ahın havasından nice güller solmak üzereydi. ("Hevâ" kelimesi hem hava, rüzgâr hem de arzu, sevda anlamına gelir; âhın ateşli rüzgârı gülleri, yani gül yanağı soldurabilir.)

4. Sevgilim, ayrılığında o kadar ağladım ki gönül kayığı kanlı gözyaşlarıma neredeyse batacaktı.

5. Mihrî sevgiliye "Bir öpücük ver, öldüm" dedi; sevgili gözüyle öfke gösterdi, gerçi neredeyse gülecekti.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz doksan sekizinci gazeli beş beyittir ve hezec bahrinin "Mef‘ûlü Mefâ‘îlü Mefâ‘îlü Fa‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "yazdı"dır; kafiye "-le/-la" sesleriyle kurulur: dile, bile, öle, ṣola, ola, güle. Şiir F, S ve Ü nüshalarında bulunur, ama nüshalar arasında beyit eksikleri vardır: matla beyti Ü nüshasında, ikinci beyit ise S nüshasında yer almaz. Neşir, eksiksiz metni nüshaları birleştirerek kurmuştur. Gazelin kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Sıtkı Nazik, Mihrî Hatun ile çağdaşı Amasyalı şair Tâcîzâde Cafer Çelebi'nin redif tercihlerini karşılaştırdığı bildirisinde bu gazelin redifini "yazdı (-e yazdı)" biçiminde kaydeder ve onu yalnız Mihrî'nin divanında görülen redifler arasında sayar. Bu kayıt, redifin iki ayrı kullanımına da işaret eder.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin asıl ustalığı redifin kullanılış biçimindedir. Matla beytinde "yazdı" kelimesi kendi anlamıyla, yani yazmak fiili olarak geçer: kudret eli sevgilinin aşkını âşığın gönlüne yazmış, başına bela, gam ve ayrılığı da yazmıştır. Burada alın yazısı, kader düşüncesi açıktır; aşk ile onun getirdiği acılar aynı kalemden çıkmıştır. Sonraki beyitlerde ise aynı ses "öleyazdı", "ṣolayazdı", "olayazdı", "güleyazdı" biçimlerinde bir yardımcı fiil olarak, "neredeyse … ecek oldu" anlamında kullanılır. Böylece redif, matlada "yazmak", öteki beyitlerde "az kalsın" anlamıyla iki ayrı işlev görür. Ses birliği içinde anlam ayrılığına dayanan bu oyun, cinasa yakın bir söyleyiştir ve gazelin her beytine bir "az kalsın" gerilimi katar: âşık neredeyse ölmüş, güller neredeyse solmuş, gönül kayığı neredeyse batmış, sevgili neredeyse gülmüştür.

İkinci beyitte gül ve bülbül mazmunu işlenir. Sevgili "ġonca-dehen", yani gonca gibi küçük ağızlıdır; gülümseyince gül açılmış olur. Can ise bülbüle benzetilmiştir. Gül açıldığında bülbülün dikene takılıp yaralanması divan şiirinin bilinen bir hayalidir; Mihrî bu dikeni "ḫâr-ı cefâ", yani cefa dikeni olarak adlandırır. Gonca, gül, bülbül ve diken arasında tenasüp vardır. Üçüncü beyit ahın yakıcılığı üzerine kurulur. Âşığın ahı ateşlidir; bu ahın rüzgârı sevgilinin gül yanağını soldurabilir, bu yüzden âşık ah etmekten bile çekinir. "Hevâ" kelimesi hem hava hem arzu anlamıyla kullanılarak tevriyeye yaklaşan bir söyleyiş kurulmuştur.

Dördüncü beyit gözyaşı denizinde batmak üzere olan bir kayık hayaline dayanır. Gönül bir "zevraḳ", yani küçük kayıktır; gözyaşları kanlıdır ve bir deniz oluşturacak kadar boldur. Ağlamanın abartılarak anlatılması mübalağa sanatının divan şiirindeki tipik bir örneğidir. Makta beytinde ise gazelin havası hafifler. Mihrî sevgiliden bir öpücük ister; sevgili gözüyle öfke gösterir, ama dudaklarındaki gülümsemeyi zor tutar. Sevgilinin naz ile gizli rızası arasındaki bu küçük sahne, divan şiirinde sık görülen bir konuşma beytidir ve redifin son kullanımı olan "güleyazdı" ile gazeli hafif bir sahneyle kapatır.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 154-155, Gazel 198 (F 69a, S 70b, Ü 73b). ekitap.ktb.gov.tr
  • Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 137.

Çevrimiçi kaynaklar