Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

‘Aşḳuñ yolında her ki ṣaḳındıysa ‘ârını
Tâ ḥaşr olınca isteye bulmaya yârını
‘Āşıḳ mı direm aña ki cânân yolında ol
Cân u dil ile virmeye tâ ‘ömri varını
Dil ‘andelîbi di nice feryâd ḳılmasun
Her ḫâr ile görür gözi sen gül-‘iẕârını
Luṭfın raḳîbe ḳılur u ‘uşşâḳa cevrini
Gör bu zamâne ḫûblarınuñ i‘tibârını
Devr-i ruḫında ṣatmaġa tiryâḳ-ı leblerin
Dilber eline almış iki zülfi mârını
Cânâ virürse şevḳ-i ruḫuñla cihânda cân
Pür-nûr ḳıla ḥaşre dek anun mezârını
Mihrî hevâ-yı ‘aşḳuñı elden ḳomaz eger
Meydân-ı ‘aşḳ içinde dikerlerse dârını

Günümüz Türkçesiyle

1. Aşk yolunda kim namusunu, utanma duygusunu gözetip korunduysa, kıyamet kopana kadar sevdiğini arasın, yine de bulamasın.

2. Sevgilinin yolunda ömrü boyunca neyi varsa canıyla gönlüyle feda etmeyene ben âşık mı derim?

3. Gönül bülbülüne söyle, nasıl feryat etmesin? Senin gül yanağını her dikenle (yani her rakiple) bir arada görüyor.

4. Bu zamanın güzellerinin itibar ettiği şeye bak: lütuflarını rakibe, eziyetlerini âşıklara gösterirler.

5. Sevgili, yanağının devrinde dudaklarının panzehirini satmak için iki zülfünü, iki yılanı eline almış. (Yılan oynatarak panzehir satan çarşı satıcılarına benzetme yapılır: zülüf yılandır, dudak panzehirdir.)

6. Ey sevgili, dünyada biri senin yanağının özlemiyle can verirse, (o özlem) onun mezarını kıyamete dek nurla doldurur.

7. Mihrî, aşk meydanında kendisi için darağacı dikseler bile senin aşkının sevdasını elden bırakmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın yüz doksan yedinci gazeli yedi beyittir ve muzâri bahrinin "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Şiir redifsizdir; kafiye "-ârını" sesleriyle kurulur: ‘ârını, yârını, varını, ‘iẕârını, i‘tibârını, mârını, mezârını, dârını. Kafiyedeki sondaki "-ını" iyelik ve belirtme eklerinden oluştuğu için kulağa bir redif gibi gelir; asıl kafiye "âr" hecesidir. Divanın "Ḥarfü'l-Yâ" bölümünde, yani mısraları "ye" harfiyle biten gazeller arasında yer alır. Şiir F, S ve Ü nüshalarında bulunur; Ü nüshasında altıncı ve yedinci beyitlerin yerleri değişmiştir. F nüshası beşinci beyitte "zülfi mârını" (zülfünün yılanını) yerine "zülf-i târını" (zülfünün telini) okur; neşir yılan okuyuşunu esas almıştır ve beytin panzehir imgesi de bu okuyuşla anlam kazanır. Gazelin kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel aşk yolunda "‘âr", yani ayıp ve utanma kaygısı taşıyanları kınayarak açılır. Divan şiirinde gerçek âşık halkın ne diyeceğine aldırmaz; namus ve itibar endişesi, aşkın önünde bir engel sayılır. Mihrî, ‘ârını sakınanın kıyamete dek sevdiğini arayıp bulamamasını dileyerek bu düşünceyi bir beddua biçiminde dile getirir. İkinci beyit aynı fikri olumlu yönden tamamlar: sevgilinin yolunda ömrü boyunca canını ve gönlünü, neyi varsa vermeyen kişiye âşık denmez. "Cân u dil" ile "varını" sözleri, âşığın bütün varlığını feda etmesi gerektiğini anlatır.

Üçüncü beyitte gül ve bülbül mazmunu kullanılır. Gönül bülbüle, sevgilinin yanağı güle benzetilmiştir; gülün yanındaki dikenler ise sevgilinin çevresindeki rakiplerdir. Bülbül gülü her dikenle bir arada gördüğü için feryat eder. Gül, diken ve bülbül kelimeleri arasında tenasüp vardır; "gül-‘iẕâr" (gül yanaklı) tamlaması da teşbih yoluyla kurulmuştur. Dördüncü beyit çağın güzellerinden yakınır: lütuflarını rakibe, cefalarını âşıklara ayırırlar. "Luṭf" ile "cevr", "raḳîb" ile "‘uşşâḳ" kelimeleri karşıt anlamlarıyla beyitte bir tezat oluşturur.

Beşinci beyit gazelin en dikkat çekici beytidir. Sevgilinin dudakları "tiryâk", yani zehre karşı ilaç olan panzehirdir; iki zülfü ise iki yılandır. Sevgili, panzehirini satmak için eline yılan almış bir satıcı gibi gösterilir. Gülşen Kaya, Mihrî divanındaki hastalık ve tedavi imgelerini incelediği tezinde bu beyti yılan zehrinin tedavi edici olarak anıldığı örnekler arasında gösterir ve dudak ile saçın beyitte zehir ve panzehir ikiliği içinde anıldığını belirtir. Yılan, zülüf ve tiryak arasındaki bu ilişki divan şiirinin bilinen bir mazmunudur: kıvrım kıvrım siyah saç yılana benzetilir, dudak ise âşığın derdine deva olan şifadır.

Altıncı beyit sevgilinin yanağının nurunu kabre taşır. Sevgilinin yüzüne duyduğu özlemle can veren âşığın mezarı kıyamete kadar aydınlık kalır. Yanak ile nur arasındaki ilişki, divan şiirinde yüzün güneşe ve aya benzetilmesine dayanır. Makta beytinde ise ilk beyitteki düşünceye dönülür. Mihrî, aşk meydanında kendisi için darağacı kurulsa bile aşkın sevdasını bırakmayacağını söyler. "Meydân" ve "dâr" kelimelerinin birlikte kullanılması, divan şiirinde aşkı uğruna darağacına çıkmayı göze alan âşık tipini akla getirir. Gazelin başında ‘ârını sakınanlar kınanmış, sonunda ise şair kendini her türlü cezayı göze alan âşık olarak göstermiştir; şiir böylece baştan sona tutarlı bir düşünceyle kurulmuştur.

Kaynakça

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 154, Gazel 197 (F 68a, S 70a, Ü 73b). ekitap.ktb.gov.tr
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 99. openaccess.firat.edu.tr