Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Gitdi ‘aḳlum bilüm ey şâh-ı cihân sen gideli
Bir nefes tende ḳarâr itmedi cân sen gideli
Çünki sen serv-i revân gitdi hemân oldı revân
‘Aḳabince gözümüñ yaşı revân sen gideli
Mihrüñi ṣaḳlar idüm dilde gözüm yaşı velî
Eyledi sırrumı gün gibi ‘ayân sen gideli
Ẕikr ü tesbîḥi ḳodum şâm u seḥer elümden
Aduñı yâd iderem dilde hemân sen gideli
Yalıñuz şehrî degüldür baña zindân görinen
Mihrî'nüñ gözine ṭar oldı cihân sen gideli
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey dünyanın padişahı, sen gideli aklım da bilincim de gitti; sen gideli can bedende bir nefes bile durmadı.
2. Sen, salınarak yürüyen servi boylu sevgili gidince (can) hemen ardınca yola düştü; sen gideli gözümün yaşı da arkandan akıp gidiyor. ("Revân" kelimesi beyitte üç kez geçer: salınarak yürüyen, yola düşen ve akan anlamlarında. Farsçada can, ruh anlamı da vardır.)
3. Sana duyduğum sevgiyi gönlümde saklıyordum, ama sen gideli gözyaşım sırrımı gün gibi ortaya döktü.
4. Sen gideli sabah akşam zikri ve tespihi elimden bıraktım; gönlümde durmadan yalnız senin adını anıyorum.
5. Bana zindan gibi görünen yalnız bu şehir değil; sen gideli Mihrî'nin gözüne bütün dünya dar oldu.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın iki yüz birinci gazeli beş beyittir ve remel bahrinin "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "sen gideli"dir; kafiye "-ân" sesiyle kurulur: cân, revân, ‘ayân, hemân, cihân. Şiir F, S ve Ü nüshalarında bulunur. F ve S nüshaları ikinci beyitte "hemân oldı revân" yerine "revân oldı revân" okur; dördüncü beyitte de iki nüsha "şâm u seḥer elümden" yerine "elden uş şâm u seḥer" biçimini taşır. Ayrılık üzerine kurulan gazelin hangi ayrılık vesilesiyle ya da kime yazıldığı bilinmez; matla beytindeki "şâh-ı cihân" hitabı divan şiirinde sevgiliyi bir padişah gibi gösteren yaygın bir söyleyiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Sıtkı Nazik, Mihrî'nin redif tercihlerini incelerken "sen gideli" redifli bu gazelin bir özleme ve değişime kapı araladığını söyler: sevgiliden ayrılıkla birlikte buluşma zamanına duyulan hasret ve artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı duygusu şiire hâkimdir. Her beyit bu değişimin bir yönünü anlatır. Matla beytinde akıl ve can gitmiş, ikinci beyitte gözyaşı sevgilinin ardından akmaya başlamış, üçüncüde saklı aşk açığa çıkmış, dördüncüde ibadet bırakılmış, makta beytinde ise bütün dünya dar gelmiştir.
İkinci beyitte "revân" kelimesinin üç ayrı yerde kullanılması gazelin en belirgin söz oyunudur. "Serv-i revân", salınarak yürüyen servi demektir ve uzun boylu sevgiliyi anlatır; "revân olmak" yola koyulmak, "yaşı revân" ise akan gözyaşıdır. Aynı kelimenin farklı anlamlarla tekrar edilmesi beyte cinasa yaklaşan bir ahenk kazandırır. Üçüncü beyitte "mihr" kelimesi hem sevgi hem güneş anlamına gelir; mısranın sonundaki "gün gibi ‘ayân" (gün gibi apaçık) ifadesi bu ikinci anlamı da uyandırır. Şairin mahlası "Mihrî" ile bu kelime arasındaki bağ, divanda sık başvurulan bir oyundur.
Dördüncü beyitte âşık, sabah akşam çektiği zikri ve tespihi bırakıp yalnız sevgilinin adını andığını söyler. İbadetin yerini sevgilinin anılmasının alması, divan şiirinde aşkın dinî bir bağlılık gibi düşünülmesine dayanır. Makta beytinde zindan ile dünya arasında bir derecelendirme yapılır. Gülşen Kaya, Mihrî divanında zindan ve tutsaklık hayallerini incelerken bu beyte işaret eder: sevgili gidince âşığın gözüne yalnız şehir değil, bütün cihan zindan görünür.
Tarihî Bağlam
"Sen gideli" redifi on beşinci yüzyıl şiirinde sevilen bir rediftir. Gülay Karaman, yüze yakın divanı taradığı çalışmasında bu redifi Türk edebiyatında ilk kullananın Şeyhî olduğunu belirler. Karaman'a göre "Beyrek gideli" ve "sen gideli" söz kalıbı, aynı hasret duygusuyla Dede Korkut Hikâyeleri'nin Bamsı Beyrek boyunda da geçer. Şeyhî'den sonra aynı yüzyılda Ahmed Paşa, Karamanlı Aynî, Karamanlı Nizâmî ve Mihrî Hatun bu redifle gazel yazmıştır. Karaman, Aynî, Nizâmî ve Mihrî'nin gazellerinin Şeyhî'ye değil Ahmed Paşa'nın "sen gideli" redifli gazeline nazire olarak yazıldığını belirtir ve bu nazireleri Ahmed Paşa'nın gazelinin çağında ne kadar beğenildiğinin bir göstergesi sayar.
İki metin yan yana konulduğunda nazire ilişkisi açıkça görülür. Ahmed Paşa'nın gazeli de remel bahrinin aynı kalıbıyla yazılmış ve "-ân" kafiyesi üzerine kurulmuştur; matlaı "Kârbân-ı dil ü cân oldu revân sen gideli" mısraıyla açılır. Mihrî'nin ikinci beyti de aynı "revân" kelimesini kafiyeye taşır ve canın sevgilinin ardınca yola düşmesi hayalini tekrar eder. Ahmed Paşa'nın "Karanudur gözüme iki cihân sen gideli" mısraı ile Mihrî'nin makta mısraı "Mihrî'nüñ gözine ṭar oldı cihân sen gideli" de aynı kafiye kelimesinde, aynı hayal etrafında buluşur: birinde dünya göze karanlık, ötekinde dar görünür. Nazire geleneğinde şairin örnek aldığı şiirin vezin, kafiye ve redifine bağlı kalarak kendi söyleyişini ortaya koyması beklenir; Mihrî de bu sınırlar içinde Ahmed Paşa'nın hayallerini kendi diliyle yeniden kurar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 156, Gazel 201 (F 72a, S 74a, Ü 74a). ekitap.ktb.gov.tr
Akademik çalışmalar
- Gülay Karaman, "Gidenlerin Ardından: Şeyhî ve Ahmet Paşa'nın 'Sen Gideli' Redifli Gazelleri Üzerine Bir Karşılaştırma", Turkish Studies 8/13 (Güz 2013), s. 1123-1143 (Mihrî'nin nazireleri s. 1127; Ahmed Paşa'nın gazeli s. 1132-1133).
- Sıtkı Nazik, "Benzer Redifli Şiirleri Bağlamında Mihrî Hatun ve Tâcî-zâde Cafer Çelebi'nin Karşılaştırılması", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 137-138.
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 119. openaccess.firat.edu.tr
Çevrimiçi kaynaklar






