Özgün Metin
Vezin: Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün
Gel ki senden budur ey dost bu cânuñ dilegi
Yar neler vardur içinde gör e derdlü yüregi
Ḥamdü-lillah ki müjeñ tîri cigerden geçicek
Hele peykânları ḳaldı dile yeter belegi
Râygân virseler almam bu cihân ḫûblarını
Saña cân virüp aluram baña sensin geregi
Yâr ile ḫoş-dem idük irdi bize bed-naẓaruñ
Çatlaya şallah raḳîbâ iki gözüñ bebegi
Her ki yârümden ayırur beni yâ Rab dilerem
‘Ömri az olsun u dünyâda dükensün kepegi
Baş ḳoşup zülfüñe Mihrî ḳurı sevdâlarla
Yel gibi yeldi yoluñda yele virdi emegi
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey dost, gel; bu canın senden dileği şudur: (göğsümü) yar da bu dertli yüreğin içinde neler olduğunu gör.
2. Allah'a şükür, kirpiğinin oku ciğerden geçip gidince hiç değilse temrenleri gönülde kaldı; gönüle armağan olarak bu yeter. ("Belek" eski Türkçede armağan demektir. F nüshasındaki "yelegi" okuyuşuyla mısra "okun yeleği gönle yeter" anlamına gelir; yelek, okun arka ucundaki tüydür.)
3. Bu dünyanın güzellerini bana bedavaya verseler almam; sana canımı verip seni alırım, bana gereken sensin.
4. Sevgiliyle hoş vakit geçiriyorduk, senin kem gözün bize değdi; ey rakip, inşallah iki gözünün bebeği çatlasın.
5. Ya Rabbi, beni sevgilimden kim ayırırsa ömrü kısa olsun, dünyada kepeği de (ekmeği, rızkı) tükensin, dilerim.
6. Mihrî, boş sevdalarla başını senin zülfüne bağlayıp yolunda yel gibi koştu, ama bütün emeğini yele verdi (emeği boşa gitti).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Divanın iki yüz ikinci gazeli altı beyittir ve remel bahrinin "Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilâtün Fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazel redifsizdir; kafiye "-egi" sesleriyle kurulur: dilegi, yüregi, belegi, bebegi, kepegi, emegi. Kafiye kelimelerinin hemen hepsi Türkçe asıllıdır ve bu durum şiire konuşma diline yakın bir ses verir. Şiir F, S ve Ü nüshalarında bulunur. Nüsha farklarından en anlamlısı ikinci beyittedir: F nüshası "belegi" yerine "yelegi" okur ve böylece okun yeleği hayaline yönelir. Dördüncü beyitte ise S nüshası "şallah" yerine kelimenin tam biçimi olan "inşallah"ı taşır. Gazelin kime ya da hangi vesileyle yazıldığına dair bir bilgi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, âşığın sevgiliden göğsünü yarıp yüreğinin içini görmesini istemesiyle açılır. Dertli yürek kapalı bir kutu gibidir; içindekileri ancak yarılınca sevgili görebilecektir. Bu açılış, gazelin genelindeki sert ve somut söyleyişi de haber verir. İkinci beyitte kirpik oka benzetilir. Divan şiirinde sevgilinin kirpikleri ok, kaşları yaydır; ok âşığın ciğerinden geçmiş, ama temrenleri, yani okun sivri demir uçları gönülde kalmıştır. Âşık buna şükreder, çünkü sevgiliden kalan bu yara bile onun için bir armağandır. Gülşen Kaya, Mihrî divanında kirpikle ilgili hayalleri incelediği bölümde bu beyti, kirpiğin oka benzetildiği ve okun gönle atılmasından duyulan hazzın anlatıldığı örnekler arasında verir. Tîr, peykân, ciger ve dil kelimeleri arasında tenasüp vardır.
Üçüncü beyit bir alışveriş diliyle kurulmuştur. Dünyanın bütün güzelleri "râygân", yani karşılıksız verilse âşık onları almaz; sevgiliyi ise canını vererek satın almaya hazırdır. "Virmek" ve "almak" fiillerinin karşılıklı kullanılması beyte tezat sanatıyla bir canlılık katar.
Dördüncü ve beşinci beyitler, Mihrî'nin rakibe karşı en sert beyitleri arasındadır. Dördüncü beyitte âşıkla sevgilinin hoş vakti rakibin kem gözüyle bozulur ve şair rakibin iki gözünün bebeğinin çatlamasını diler. Kaya, divandaki nazar inancını incelerken bu beyti, rakibe ait "bed-naẓar" yüzünden âşıkla sevgilinin arasının açıldığı örnek olarak gösterir. Nazara uğramak ve göz bebeğinin çatlaması, halk arasında bugün de yaşayan inanış ve beddualardır. Beşinci beyitte ise âşığı sevgiliden ayıran kişiye ömrünün kısalması ve "kepeğinin tükenmesi" dilenir. Kepek, buğdayın kabuğudur ve kepekli ekmek yoksulun azığıdır; kepeğin bile tükenmesi, rızkın tamamen kesilmesi anlamına gelir. Halk ağzından alınmış bu beddualar, gazelin dilini divan şiirinin süslü söyleyişinden uzaklaştırıp gündelik konuşmaya yaklaştırır.
Makta beytinde Mihrî kendi emeğinin boşa gittiğini söyler. "Yel gibi yeldi yoluñda yele virdi emegi" mısraında "yel" kelimesi üç biçimde geçer: rüzgâr anlamındaki "yel", koşmak anlamındaki "yelmek" fiili ve "yele vermek" deyimi. Aynı kökten ya da aynı sesten kelimelerin bir arada kullanılması iştikak ve cinas sanatlarına dayanır. "Ḳurı sevdâ" da sonuçsuz, boş sevda anlamında bir deyimdir. Gazel, sevgiliye seslenen bir dilekle açılıp emeğin yele gittiği bir itirafla kapanır; bu iki uç arasında âşık, kendisini sevgiliden ayıranlara karşı öfkesini açıkça dile getirmiştir.
Kaynakça
- Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 156-157, Gazel 202 (F 71a, S 73a, Ü 74b). ekitap.ktb.gov.tr
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 118, 164. openaccess.firat.edu.tr






