Özgün Metin

Vezin: Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün

Gözüm çü gördi sen yüzi gül boyı ‘ar‘arı
Virdi yoluña biñ dil ile ‘ömri serserî
Ten yandı dil göyündi yürek deldi fürḳatüñ
Ġamzeñ ḫadengi ḫışm ile çün çekdi ḫançeri
Çeşmüñ mi ḳıldı ġamzeñe ta‘lîm dostum
Bir tîr ile ḫoş ṭaġıdur yüz biñ ‘askeri
Nergis ṣarardı gördi vü ġonca ḳızardı hem
Ṣaḥn-ı çemende sen yüzi gül ‘ayn-ı ‘abheri
Heybetde dir gören ‘Alî ḳuvvetde Ḥamza'dur
Rezmine düşmenüñ yüriyüp sürse ‘aşḳarı
Ṭoḳsan bir ile yüzi ‘adedde laḳab çıḳar
‘Aḳluñ yeterse kim idügin bil bu serveri
Medḥüñde çoḳ ġazel diyici ḫûb u bî-nâẓîr
Ma‘ẕûr ṭut ‘ayıblama bu Mihrî kemteri

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözüm seni, gül yüzlü ve ardıç gibi uzun boylu sevgiliyi görünce, ömrünü bin gönülle, başıboş bir avare gibi senin yoluna verdi.

2. Gamzenin oku öfkeyle hançer çektiğinde bedenim yandı, gönlüm kavruldu; senin ayrılığın da yüreğimi deldi.

3. Dostum, tek bir okla yüz bin askeri güzelce dağıtmayı gamzene gözün mü öğretti?

4. Senin gül yüzünü ve nergis gözünü çimenliğin ortasında görünce nergis (kıskançlıktan) sarardı, gonca da (utancından) kızardı. ("‘Abher" nergisin bir adıdır; "‘ayn-ı ‘abher" nergis göz demektir.)

5. Düşmanın savaşına doğru yürüyüp atını sürse, onu görenler "Heybette Ali, kuvvette Hamza'dır" der. ("‘Aşḳar", kızıl doru renkli at demektir.)

6. Doksan bir ile yüz, sayı değeriyle bir lakap verir; aklın yetiyorsa bu önderin kim olduğunu bil. (Ebced hesabıyla 91 ile 100'ün toplamı olan 191, "Süleymân" adını verir.)

7. Senin övgünde güzel ve eşsiz pek çok gazel söyleyen bu değersiz Mihrî'yi mazur tut, ayıplama.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Divanın iki yüz beşinci gazeli yedi beyittir ve muzâri bahrinin "Mef‘ûlü Fâ‘ilâtü Mefâ‘îlü Fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifsiz olan gazelde kafiye "-eri" sesleriyle kurulur: ‘ar‘arı, serserî, ḫançeri, ‘askeri, ‘abheri, ‘aşḳarı, serveri, kemteri. Şiir yalnız Ü nüshasında bulunur ve neşirde "Īn ġazelest ki Elif Ne-dâred" başlığını taşır; bu Farsça başlık "Bu, elif harfi bulunmayan bir gazeldir" anlamına gelir. Gazel, divanın sonlarına doğru, "Ḥarfü'l-Yâ" bölümünde yer alır.

Neşri hazırlayan Mehmet Arslan, Mihrî'nin sanatlı şiirlerini incelediği bildirisinde bu gazeli, elifnâme, muvaşşah, noktasız gazel ve cinaslı gazel ile birlikte şairin sanat gücünü gösterdiği manzumeler arasında sayar. Arslan'a göre gazel, Arap alfabesinin ilk harfi olan elifin hiç kullanılmadığı kelimelerle yazılmıştır. Arslan, divan şiirinde bu şekli deneyen şairlerin az olduğunu belirtir ve örnek olarak 1771'de ölen Feyzî'nin böyle bir manzumesini gördüğünü söyler.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, bir övgü şiirinin bütün özelliklerini taşır. Matla beytinde sevgili gül yüzlü ve "‘ar‘ar", yani ardıç ağacı gibi uzun boyludur. Divan şiirinde uzun ve düzgün boy genellikle serviye benzetilir; ardıç da bu benzetmenin bir başka biçimidir. Âşığın gözü sevgiliyi görür görmez ömrünü onun yoluna vermiştir. İkinci ve üçüncü beyitler savaş diliyle kurulur. Gamze bir ok, öfke ise çekilmiş bir hançerdir; tek bir ok yüz bin askeri dağıtır. Divan şiirinde göz ile gamze arasında bir öğretmen ve öğrenci ilişkisi düşünülür; Mihrî de gamzeye bu ustalığı gözün mü öğrettiğini sorar. Tîr, ḫadeng, ḫançer ve ‘asker kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Dördüncü beyitte hüsn-i ta‘lîl sanatı kullanılmıştır. Nergis çiçeğinin sarı, goncanın kırmızı olması doğal birer özelliktir; şair bunları sevgilinin güzelliğine bağlar. Nergis sevgilinin gözünü görünce kıskançlıktan sararmış, gonca onun gül yüzünü görünce utancından kızarmıştır. "‘Ayn-ı ‘abher" tamlamasında "‘abher" nergis anlamına geldiği için beyitte "nergis" kelimesi iki kez, biri Türkçe yaygın adıyla, öteki Arapça adıyla geçer; sarı nergis, nergis gözlü sevgiliye yenilmiş olur.

Beşinci beyit övülen kişiyi bir savaşçı olarak gösterir. Düşmana doğru atını sürdüğünde onu görenler heybette Hz. Ali'ye, kuvvette Hz. Hamza'ya benzetir. Gülşen Kaya, Mihrî divanında dört halife içinde en çok Hz. Ali'nin anıldığını, onun heybetiyle anıldığını ve Peygamber'in amcası Hz. Hamza ile aynı beyitte söz edilerek övülen kişinin azametinin vurgulanmak istendiğini belirtir ve bu beyti örnek gösterir. İki kahramana yapılan bu telmih, övülen kişinin sıradan bir sevgili değil, savaşa giden bir bey ya da şehzade gibi düşünüldüğünü de gösterir.

Makta beytinde şair kendini "kemter", yani değersiz, aşağı biri olarak anar ve övülen kişiden, onun övgüsünde çok gazel söylemesini mazur görmesini ister. Bu alçakgönüllülük, sunulan şiirlerin sonunda sık görülen bir tutumdur. "Medḥüñde çoḳ ġazel" ifadesi, şairin aynı kişiye daha önce de övgü şiirleri yazdığını düşündürür.

Tarihî Bağlam

Gazelin kime yazıldığını, altıncı beyitteki muamma çözer. Arslan'a göre Mihrî bu beyitte "sanki bir muamma yazarak" şiiri kime sunduğunu ima etmiştir: doksan bir ile yüzün toplamı olan 191, ebced hesabına göre "Süleymân" adını verir. Hesap şöyledir: sin 60, lam 30, ye 10, mim 40, elif 1, nun 50; toplam 191. Gülşen Kaya, adın neden açıkça yazılmayıp sayıyla verildiğini de açıklar: gazelde elif harfi kullanılmadığı için, içinde elif bulunan "Süleymân" kelimesi muamma biçiminde verilmiştir. Böylece gazelin iki sanatı birbirine bağlanır; elif yasağı, memduhun adını gizlemeyi zorunlu kılmış, şair bu zorunluluğu bir bilmeceye dönüştürmüştür.

Bu Süleyman'ın kim olduğu konusunda Arslan'ın bildirisi bir açıklama yapmaz. Kaya ise Arslan'ın 2007 tarihli neşrinin inceleme bölümüne dayanarak Mihrî'nin son yıllarında Şehzade Ahmed'in oğlu Şehzade Süleyman'ın meclislerinde bulunduğunu, ona üç kaside sunduğunu ve divanda bu şehzade adına üç gazel bulunduğunu söyler; bunlardan biri baş harfleriyle "Süleymân" adını veren muvaşşah gazel, biri Eğribük'teki köşkte yapılan musiki meclisini anlatan gazeldir. Kaya bu gazeli de "Şehzâde Süleymân adına yazılan bir diğer gazel" olarak anar. Gazel yalnız Ü nüshasında bulunduğu ve üzerinde bir tarih kaydı olmadığı için yazılış yılı belirlenemez; Şehzade Süleyman'a yazıldığı kabul edilirse Mihrî'nin hayatının son dönemine ait olmalıdır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Mehmet Arslan (hzl.), Mihrî Hâtun Dîvânı, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları (Kültür Eserleri Dizisi 576), 2018, s. 158, Gazel 205 (Ü 75b). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Mehmet Arslan, "Mihrî Hâtun Divanı'nda Sanatlı Manzumeler", Uluslararası Amasya Âlimleri Sempozyumu Bildiriler Kitabı II, Amasya 2017, s. 36-37.
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 26-27, 61-62. openaccess.firat.edu.tr

Çevrimiçi kaynaklar