Özgün Metin
Vezin: Feʻilātün feʻilātün feʻilātün feʻilün
Lāle-ḫad ġonce-dehen dil-ber-i zībāsın sen
Rūy-ı alıñla şehā bir gül-i ḥamrāsın sen
Eyleseñ rūyuñ ile ḫānemi rūşen-i muꜤcib
Şeb-i yeldāda hemān bir meh-i ġarrāsın sen
Ol ḳadar oldı ḫayāliñle gözüm ālūde
Ḫ˘āba varsam da yine baña hüveydāsın sen
Bezm-i ġam içre eyā sāḳī-i gül-çihre müdām
Teşne baḫş eylemede Ꜥāşıḳa ṣaḥbāsın sen
Nāzeninim nice dil ide ferāġat sende
Fikr-i ḫāliñ ideli naḳş-ı süveydāsın sen
Günümüz Türkçesiyle
1. Lale yanaklı, gonca ağızlı, güzel bir sevgilisin sen; ey padişahım, al yüzünle kırmızı bir gülsün sen.
2. Yüzünle evimi şaşılacak biçimde aydınlatırsan, yılın en uzun gecesinde parlayan bir ay gibisin sen. ("Şeb-i yeldā", kışın en uzun ve en karanlık gecesidir.)
3. Gözüm senin hayalinle öylesine dolup bulandı ki uykuya dalsam bile yine karşımda apaçık görünürsün sen.
4. Ey gül yüzlü saki, gam meclisinde susuz kalmış âşığa durmadan sunulan şarapsın sen.
5. Nazlım, gönül senden nasıl vazgeçebilir? Benini düşündüğünden beri sen onun kara noktasındaki nakışsın. ("Süveydā", kalbin ortasında bulunduğuna inanılan kara noktadır; sevgilinin siyah beni oraya işlenmiş bir desene benzetilir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel Mihrî Hatun'un divanında yoktur. Kütahya Vahid Paşa İl Halk Kütüphanesi'ndeki 43 Va 2871 numaralı şiir mecmuasının 58b varağında bulunmuş ve Mutlu Muhammet Aktaş tarafından 2023'te, mecmuadaki Mihrî mahlaslı yirmi gazel arasında onuncu gazel olarak yayımlanmıştır. Aktaş bu gazellerin Mihrî Hatun'a ait olmasını güçlü bir ihtimal sayar, ama kesin bir yargıya varılamayacağını belirtir. Bu gazelde ayrıca bir güçlük daha vardır: metinde mahlas geçmez. Şiiri Mihrî'ye bağlayan, mecmuada başına yazılmış "Mihrī-i Rüsvā" başlığı ve Mihrî gazelleri arasında yer almasıdır. Dolayısıyla aidiyeti, mecmuadaki öteki gazellerden de daha belirsizdir. Kime yazıldığı bilinmez.
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "feʻilātün feʻilātün feʻilātün feʻilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-sın sen", kafiye "-â" sesidir: zībā, ḥamrā, ġarrā, hüveydā, ṣaḥbā, süveydā. Mecmuanın aynı varağında, aynı başlıkla bir gazel daha yer alır (Mecmua Gazeli 11). O gazel de aynı vezinde, aynı redif ve kafiyeyle yazılmıştır; ilk mısraı ise kafiyeye uymaz ve son beyti Mihrî mahlasını taşır. Mahlası olmayan bu gazel ile düzgün bir açılış beyti olmayan sonraki gazelin, mecmuada ikiye ayrılmış tek bir gazelin parçaları olması ihtimali metnin kendisinden çıkan bir gözlemdir. Aktaş'ın makalesinde bu konuda bir değerlendirme bulunmaz; gazeller neşirdeki gibi ayrı numaralarla verilmiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel baştan sona bir güzelleme, yani sevgiliyi övme şiiridir. Her beyit sevgiliyi başka bir şeye benzetir ve "sen" redifiyle onu doğrudan muhatap alır. İlk beyitte sevgilinin yanağı laleye, ağzı goncaya, yüzü kırmızı güle benzetilir. Aktaş, mecmuadaki gazellerde de Mihrî Hatun'un divanında olduğu gibi güzelliğin bir gül bahçesi gibi düşünüldüğünü, ağız için gonca, yüz için gül, ayva tüyleri için lale gibi çiçek benzetmelerinin sık kullanıldığını belirtir. Bu beyit söz konusu benzetmelerin toplu bir örneğidir. Sevgiliye "şehā" (ey padişah) diye seslenilmesi de divan şiirindeki sevgili-padişah tasavvurunu hatırlatır.
İkinci ve üçüncü beyitler ışık ve görme üzerine kuruludur. Sevgilinin yüzü evi aydınlatan bir aydır; üstelik yılın en uzun gecesinde parlayan bir ay. Karanlığın en koyu olduğu gecede görünen ay, yokluğun ortasındaki kavuşmayı anlatır. Üçüncü beyitte sevgilinin hayali gözü öyle doldurmuştur ki uyku bile onu gözden saklayamaz; "ḫ˘āb" (uyku) ile "hüveydā" (açıkça görünen) arasında bir tezat vardır.
Dördüncü beyitte sahne meclise geçer. Burada meclis bir eğlence değil, gam meclisidir (bezm-i ġam). Gülşen Kaya, Mihrî'nin divanında sakinin genellikle kendisine seslenilen bir kişi olarak işlendiğini ve meclisin şarap, kadeh ve sevgiliyle birlikte anıldığını belirtir. Bu gazelde sevgili hem gül yüzlü saki hem de susuz âşığa sunulan şaraptır (ṣaḥbā); sunan ile sunulan aynı kişide birleşir.
Son beyitte sevgilinin beni (ḫāl) ile gönlün ortasındaki kara nokta (süveydā) arasında bir ilgi kurulur. İkisi de siyah ve küçük bir noktadır; Kaya'nın gösterdiği üzere Mihrî'nin divanında da ben, şekli ve siyah rengiyle nokta ve tane benzetmelerine konu olur. Gönül benin düşüncesine dalınca sevgili onun en derin yerine işlenmiş bir nakış olur ve gönül ondan vazgeçemez. Gazel bu beyitte mahlassız biter; bu da yukarıda değinilen bölünme ihtimalini akla getiren yerdir.
Kaynakça
- Mutlu Muhammet Aktaş, "Mihrî Hatun'un Yayımlanmamış Gazelleri", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 9/18 (Bahar 2023), s. 105-126, doi:10.28981/hikmet.1200789; gazel 10 (Kütahya Vahid Paşa İl Halk Ktp. 43 Va 2871, vr. 58b), s. 117-118; değerlendirme s. 110-112.
- Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 84-85, 102, 106, 169-170. openaccess.firat.edu.tr
Çevrimiçi kaynaklar





![Mecmua Gazeli 12 — Ḫadeng [ü] nāvek-i müjgāna ebrūsun kemān eyler](https://amasya05.com/storage/gallery/9e2b7e1d8926436b21885df248de8039.jpg)
