Özgün Metin

Vezin: Mefā’īlün mefā’īlün mefā’īlün mefā’īlün

Ḫadeng [ü] nāvek-i müjgāna ebrūsun kemān eyler
Dili evvel hevādār eyledi şimdi nişān eyler
Nigāh-ı ġamzesi cellād elinden tīġ-ı Ꜥuryāndır
Teraḥḥüm bendeler bilmez ol āfet-gūnda cān eyler
Zebūn-ı ḫalḳa (….) alır (….) cān olsa
Lisān-ı ḥāl ile cānā sözün her dem emān eyler
Gehī būs-ı mey-i laꜤliñ gehī būs-ı kenār ister
Göñül dīvānedir şimdi ḫayāl-i ebruvān eyler
Çekildikçe berāt-ı ḥüsne Mihrī ḫaṭṭ-ı Ꜥanber-fām
Bize belīd-i cāh-ı Ꜥaşḳ-ı yār-ı dil-sitān eyler

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgili, kirpiklerinin oklarına kaşını yay eder; önce gönlü kendine tutkun etti, şimdi de onu hedef tahtası yapıyor.

2. Süzgün bakışı, celladın elindeki kınından çekilmiş bir kılıçtır. İkinci mısra açık değildir; en makul okumayla: o afet gibi güzel, kullarına acımak nedir bilmez, canlarını alır. ("Cān eyler" ifadesi "can kastına girer" diye de anlaşılabilir.)

3. İlk mısraın iki kelimesi mecmuada okunamamıştır; okunabilen kısım, halkın zavallılarından can alınmasından söz eder gibidir. İkinci mısra: ey sevgili, senin sözün halin diliyle her an aman diletir. (Beytin bütün anlamı eksik kelimeler yüzünden kurulamamaktadır.)

4. Gönül kâh senin şarap gibi kırmızı dudağından bir öpücük, kâh bir kucaklaşma ister; gönül artık deli olmuştur, kaşların hayaline dalıp durur.

5. Mihrî, güzellik beratının üzerine amber renkli ayva tüyleri yazı gibi çekildikçe, gönül alan yârin aşk kuyusu bizi şaşkına çevirir. ("Belīd" kelimesi ahmak, sersem anlamındadır ve okuması şüphelidir. "Cāh" hem kuyu hem makam demektir; beyit "aşkın makamı bizi sersemletir" diye de anlaşılabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel Mihrî Hatun'un divanında bulunmaz. Kütahya Vahid Paşa İl Halk Kütüphanesi'ndeki 43 Va 2871 numaralı şiir mecmuasının 58b varağında yer alır ve Mutlu Muhammet Aktaş tarafından 2023'te yayımlanan yirmi Mihrî mahlaslı gazelden on ikincisidir. Aktaş bu gazellerin Mihrî Hatun'a ait olmasını güçlü bir ihtimal olarak görür, fakat elindeki ipuçlarının kesin bir yargıya yetmediğini de belirtir. Gazelin Mihrî Hatun'a aidiyeti bu yüzden kesin değildir. Kime yazıldığı bilinmez.

Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin "mefā’īlün mefā’īlün mefā’īlün mefā’īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "eyler", kafiye "-ân" sesidir: kemān, nişān, cān, emān, ebruvān, dil-sitān. Mecmuanın bu varağı yıpranmış olduğundan üçüncü beytin ilk mısraında iki yer okunamamış, ilk beyitte de bir bağlaç neşirde tamamlanmıştır. İkinci ve beşinci beyitlerde de okuması güç kelimeler bulunduğu için gazelin anlamı bazı yerlerde ancak yaklaşık olarak verilebilir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ilk iki beyti, divan şiirinin en yerleşik imge takımlarından biri olan okçuluk ve silah benzetmeleriyle kuruludur. Kaş yaydır (kemān), kirpikler oktur (ḫadeng, nāvek), âşığın gönlü de hedeftir (nişān). Gülşen Kaya, Mihrî'nin divanında kaşın hemen her beyitte yay olarak anıldığını, göz ve kirpiklerle birlikte âşığın göğsünü delen unsurlar olarak işlendiğini; kirpiğin en çok oka benzetildiğini ve kaş yayından gönül hedefine atıldığını belirtir. Mecmuadaki beyit bu tasavvuru bir zaman sırası içinde verir: sevgili önce gönlü kendine tutkun etmiş (hevādār), şimdi onu hedef yapmıştır. Avcının önce avını yaklaştırıp sonra vurması gibi bir sahne kurulur.

İkinci beyitte gamze, yani sevgilinin süzgün bakışı, celladın elindeki çıplak kılıca (tīġ-ı ʻuryān) benzetilir. Kaya'ya göre Mihrî'nin divanında da gamze âşığı yaralayan en önemli unsur olarak kesici ve delici aletlere benzetilir. Cellat ve kılıç benzetmesi, ilk beytin ok ve yayından daha sert bir şiddet imgesidir; sevgili artık uzaktan ok atan bir avcı değil, yakından can alan bir cellattır.

Dördüncü beyitte gönül bir deliye benzetilir: kâh dudaktan öpücük, kâh kucak ister ve kaşların hayaline dalar. "Mey-i laʻl" (lal renkli şarap) dudağın hem rengini hem sarhoş ediciliğini anlatır. Son beyit ise yazı ve belge dünyasından alınan bir imgeye dayanır. Güzellik bir berattır, yani padişahın verdiği bir ferman ya da imtiyaz belgesi; sevgilinin yüzünde beliren ayva tüyleri (ḫaṭ) bu beratın üzerine çekilen yazıdır. Kaya, Mihrî'nin divanında ayva tüyleri anlamındaki "hat" kelimesinin yazı anlamındaki "hat" ile tevriyeli kullanıldığını, yüzün sayfaya, tüylerin o sayfaya yazılmış yazıya benzetildiğini belirtir. Divanda saba rüzgârının sevgilinin güzellik beratını gül bahçesine ilettiği bir beyit de vardır. "ʻAnber-fām" (amber renkli) sıfatı ise ayva tüylerinin koyu rengini ve güzel kokusunu birlikte anlatır.

Kaynakça

  • Mutlu Muhammet Aktaş, "Mihrî Hatun'un Yayımlanmamış Gazelleri", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 9/18 (Bahar 2023), s. 105-126, doi:10.28981/hikmet.1200789; gazel 12 (Kütahya Vahid Paşa İl Halk Ktp. 43 Va 2871, vr. 58b), s. 118-119; değerlendirme s. 110-112.
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 122-123, 153, 159-160, 162-163, 170-171. openaccess.firat.edu.tr

Çevrimiçi kaynaklar