Özgün Metin

Vezin: Feʻilātün feʻilātün feʻilātün feʻilün

Cevr iden dīdelerim sen ḳad-i mevzūn mıdır
Kārı mı nāle iden sen ruḫ-ı gül-gūn mıdır
Seni āzürde iden ben degilem küsme baña
Eyleyen hep nigeh-i dīde-i ber-ḫūn mıdır
Baña incinme gözüm nūrı ki cürmüm yoḳdur
Būs-ı vuṣlat iden ḫāṭır-ı maḥzūn mıdır
Arż-ı ḥāl eyledim ey şāh-ı cihān niçe zamān
Dimediñ vuṣlatım iḥsāna hümāyūn mıdır
Yoḫsa lāʾiḳ mi degildir saña efgendelige
Mihrīye hīç dimediñ Ꜥāşıḳ [u] Mecnūn mıdır

Günümüz Türkçesiyle

1. Gözlerime eziyet eden sen misin, yoksa o ölçülü, biçimli boy (endam) mu? İnlemeyi kendine iş edinen sen misin, yoksa gül renkli yanağın mı? (Beyit iki türlü okunabilir: âşık, kendisine acı verenin sevgilinin kendisi mi yoksa güzelliği mi olduğunu sorar; ya da gözlerinin ve feryadının sebebini sevgilinin boyuna ve yanağına bağlar. İki okumada da suç sevgilinin güzelliğine yüklenir.)

2. Seni inciten ben değilim, bana küsme; bunu yapan, kanla dolu gözümün bakışı mı acaba? (Âşık suçu kendinden uzaklaştırıp ağlamaktan kanlanmış gözüne yükler.)

3. Ey gözümün nuru, bana gücenme, benim bir suçum yok; kavuşma öpücüğünü dileyen bu mahzun gönül müdür yoksa?

4. Ey dünyanın padişahı, ne zamandır sana halimi arz ettim, dilekçemi sundum; bir kere bile "Bu kavuşma dileği padişahça bir bağışa layık mıdır?" demedin.

5. Yoksa sana düşkün olmaya layık değil miyim? Mihrî için bir kez olsun "Âşık ve Mecnun mudur?" demedin.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu gazel Mihrî Hatun'un divanında bulunmaz. Kütahya Vahid Paşa İl Halk Kütüphanesi'ndeki 43 Va 2871 numaralı şiir mecmuasının 59b varağında "Mihrī-i Mecnūn" başlığıyla yer alır ve Mutlu Muhammet Aktaş tarafından 2023'te yayımlanmıştır. Aktaş, mecmuadaki Mihrî mahlaslı yirmi gazelin Mihrî Hatun'a ait olmasını güçlü bir ihtimal sayar, ama yapılan değerlendirmelerle kesin bir yargıya varılamayacağını açıkça kabul eder. Bu gazelin aidiyeti de bu yüzden kesin değildir. Kime yazıldığı bilinmez.

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "feʻilātün feʻilātün feʻilātün feʻilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "mıdır" soru ekidir; kafiye "-ûn" sesidir: mevzūn, gül-gūn, ber-ḫūn, maḥzūn, hümāyūn, Mecnūn. Redifin soru olması, bütün gazeli sevgiliye yöneltilmiş bir sorgu ve savunma haline getirir. Mecmuadaki başlık, son beyitteki "Mecnūn" kelimesinden alınmış görünür; Aktaş bu tür başlıkların derleyici tarafından konduğunu düşünür.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, sevgilisini kırdığı düşünülen bir âşığın kendini savunmasıdır. İlk üç beyitte âşık suçu üzerinden atar ve onu başka yerlere yükler: sevgilinin kendi boyuna ve yanağına, âşığın kanlı gözüne, mahzun gönlüne. "Küsme baña", "incinme" ve "cürmüm yoḳdur" gibi ifadeler gazele gündelik konuşmaya yakın, sıcak bir ton verir. Aktaş'ın mecmua gazellerinde ve Mihrî'nin divanında ortak bulduğu sade, külfetsiz anlatım burada açıkça görülür.

İkinci beyitteki "dīde-i ber-ḫūn" (kanla dolu göz), çok ağlamaktan gözyaşının kana dönüşmesi tasavvuruna dayanır; Kaya'nın gösterdiği gibi Mihrî'nin divanında da âşığın gözü her daim kanlı gözyaşlarıyla doludur. Âşık, sevgiliyi incitenin bu kanlı bakış olduğunu söylerken hem kendi acısını gösterir hem de suçu acısına yükler. Üçüncü beyitte sevgiliye "gözüm nūrı" diye seslenilir; bu hitap, inciten ile incinen arasındaki yakınlığı vurgular.

Dördüncü beyitte söz saray diline geçer. "ʻArż-ı ḥāl" bir kimsenin durumunu padişaha yazılı olarak bildirdiği dilekçedir; "iḥsān" padişahın bağışı, "hümāyūn" padişaha ait olan anlamındadır. Sevgili "şāh-ı cihān" (dünyanın padişahı), âşık ise ona dilekçe sunan bir kuldur. Gülşen Kaya, Mihrî'nin divanında sevgilinin padişaha, âşığın onun lütfunu bekleyen kula (bende) benzetildiğini ve padişahla birlikte taht, eşik, ferman ve kapı gibi unsurların anıldığını belirtir. Bu beyitteki kelimeler arasındaki tenasüp, kavuşma dileğini resmî bir başvuru gibi gösterir; sevgilinin bu başvuruya hiç cevap vermemesi de padişah kapısında bekleyen bir dilekçe sahibinin çaresizliğine benzer.

Son beyitte "efgendelik" (düşkünlük, yerlere serilmişlik) ve "Mecnūn" kelimeleri âşığın halini tamamlar. Leylâ'nın aşkıyla aklını yitiren Mecnun, divan şiirinde âşıklığın sembolüdür; Kaya, Mihrî'nin divanında âşığın tutkunluğu ve divaneliğiyle Mecnun'a benzetildiğini gösterir. Âşık, sevgilinin kendisi hakkında bir kez olsun "âşık ve Mecnun mudur" dememesinden yakınır. Bu sitem, gazelin baştan beri sürdürdüğü sorulara cevap alamamanın son halkasıdır.

Kaynakça

  • Mutlu Muhammet Aktaş, "Mihrî Hatun'un Yayımlanmamış Gazelleri", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi 9/18 (Bahar 2023), s. 105-126, doi:10.28981/hikmet.1200789; gazel 13 (Kütahya Vahid Paşa İl Halk Ktp. 43 Va 2871, vr. 59b), s. 119; derleyici başlıkları s. 111; değerlendirme s. 110-112, 124.
  • Gülşen Kaya, Mihrî Hâtun Divânı'nın Tahlili, yüksek lisans tezi, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Elazığ 2010, s. 72-73, 84-85, 221. openaccess.firat.edu.tr

Çevrimiçi kaynaklar