Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Gāh dil kūyuñda iñler şöyle geh sīnemde bes
‘Andelībüñ yiri geh gül-zār olur gāhī ḳafes
Yanmaġa geldüm çerāġ-ı ḥüsnüñe pervāneyem
Şem‘ gibi döndürürsem yüzümi başumı kes
Bunca yıldur k’iñlerem bir kez daḫı n’olduñ dimez
Kār-ı ‘ışḳı bes ya āsān mı ṣanur her bū’l-heves
Ḥalḳa-i zülfüñi ṣalma seg raḳībüñ boynına
Bir uyundı it durur ḥācet degül aña meres
Her ne deñlü ḫāk olan ‘uşşāḳa meyli var ise
Ey dil ol zülf-i dü-tā umma kim ola dest-res
Çün ki yār-ı dil-rübā yolında cān vir dir Münīr
Ey dil iflāḥ olmaḳ isterseñ ḳabūl eyle nefes

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül kimi zaman senin mahallende, kimi zaman da yalnız benim göğsümde böyle inler; bülbülün yeri de kimi zaman gül bahçesi, kimi zaman kafes olur.

2. Senin güzelliğinin kandilinde yanmaya geldim, ben pervaneyim; mum gibi yüzümü çevirirsem başımı kes. (Mumun fitili kesilir gibi.)

3. Bunca yıldır inlerim, bir kez olsun "ne oldun" demez; her hevesli (bū'l-heves, aşkı oyun sanan) aşk işini kolay mı sanır? (PB nüshasında mısra "aşk işini" yerine "sevgilinin aşkının işini" der gibi okunur.)

4. Zülfünün halkasını köpek rakibin boynuna atma; o, ardına takılıp gelen bir köpektir, ona ip (meres) gerekmez. (Rakip zaten peşinden ayrılmaz; ona tasma takmaya gerek yoktur.)

5. Ey gönül, o iki büklüm zülfün toprak olmuş âşıklara ne kadar meyli olursa olsun, ona elinin yetişeceğini umma. (Bu beyit PB nüshasında yoktur.)

6. Münîr, gönlü çalan sevgilinin yolunda "can ver" dediğine göre, ey gönül, kurtuluş istiyorsan bu nefesi (bu öğüdü) kabul et.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz otuz yedincisidir (tg 137). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir ve Ersoy'un redif listesinde yer almaz; kafiye "-es" sesidir: bes, ḳafes, kes, heves, meres, dest-res ve nefes. Ersoy'un harf sayımına göre sin harfiyle kafiyelenen iki Türkçe gazelden biridir; öteki hemen önceki tg 136'dır ve iki gazel aynı kafiye kelimelerinin çoğunu paylaşır (bu bizim tespitimizdir). Gazel üç divan nüshasında da bulunur: VT 130a, VY 108a, Ü 39a; ayrıca Pervâne Bey Mecmuası (PB 265b) ile Edirneli Nazmî'nin Mecmau'n-nezâ'ir'inde (MN 167b) yer alır. Bir nazire mecmuasına girmesi, gazelin çağında başka şairlerce de bilindiğini gösterir. PB'de beşinci beyit yoktur ve üçüncü beyitte küçük bir okuma farkı vardır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla bir karşılaştırma üzerine kuruludur. Gönül kimi zaman sevgilinin mahallesinde dolaşıp inler, kimi zaman göğsün içine kapanır; bülbül de kimi zaman gül bahçesinde ötüşür, kimi zaman kafese girer. Mahalle gül bahçesine, göğüs kafese karşılık gelir; bu karşılıklı dizilişte leff ü neşr sanatı görülür. "Gāh" kelimesinin tekrarı, gönlün iki yer arasında gidip gelişini sese yansıtır.

İkinci beyitte pervane ile mum karşı karşıya konur. Âşık kendini pervane sayar ve sadakatini bir şartla bağlar: mum gibi yüzünü çevirirse başı kesilsin. Mumun alevi rüzgârla yön değiştirir ve uzayan fitili makasla kesilir; şair bu iki özelliği birleştirerek yüz çevirmenin cezasını mumun kendi bakımından çıkarır. Bu son açıklama bizim çıkarımımızdır.

Üçüncü beyitte "bū'l-heves" (heves sahibi) tipi kınanır. Yıllarca inleyen âşık, aşkı gelip geçici bir istek sanan heveskârlara karşı kendi sabrını öne çıkarır. Dördüncü beyit gazelin en canlı sahnesidir. Sevgilinin zülfü halka halkadır; bu halkayı rakibin boynuna atmak ona tasma takmak gibidir. Şair buna gerek olmadığını söyler, çünkü rakip zaten peşinden ayrılmayan bir köpektir. Steingass'ın Farsça sözlüğü "mars" kelimesini ip, özellikle köpeğin boynuna bağlanan ip olarak açıklar; beyitteki "meres" bu anlama uygundur. "Uyundı" kelimesi için Kubbealtı Lugatı'ndaki "uyuntu" maddesi yardımcı olur: kelime eski metinlerde asalak, davetsiz gelen (tufeylî) anlamına gelir. Beyitteki "uyundı it" ifadesini bu anlamda, ardına takılıp gelen köpek olarak okuyoruz; bu bir çıkarımdır.

Beşinci beyitte zülfün "dü-tā", yani iki büklüm olması, hem saçın kıvrımını hem de ona erişmenin güçlüğünü anlatır. Mahlas beytinde "nefes" kelimesi tevriyelidir: hem soluk hem de bir ermişin ya da büyüğün söylediği öğüt anlamına gelir. Şair kendi sözünü bir öğüt gibi gönlüne sunar; "iflāḥ olmak" (kurtuluşa ermek) ifadesi de bu öğüdün ağırlığını artırır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar