Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Bellü bildüm k’āfet-i cān ḥālet-i hicrān imiş
Rūzgār-ı vuṣlat ey dil rūḥ-ı maḫż-ı cān imiş
Kirpigümden dāne dāne dökülen ḳanlu yaşı
Ḳaṭreler ṣanurdum ammā her biri ‘ummān imiş
Vaṣl ile bilinmez imiş ‘ālemüñ māhiyyeti
Yoḫsa hicr ü fürḳat ile şübhesiz zindān imiş
Der-be-der mülk-i cihānı istedügüm dem-be-dem
Buldum anı ‘āḳıbet sīnemde ḫod pinhān imiş
Ḫāne-i dilde ki sulṭān-ı ḫayālüñdür muḳīm
Rūşen oldı merdüm-i çeşmüm k’aña der-bān imiş
Derd-i ‘ışḳuñdan dil incindi didilerdi baña
Dün buluşdum bu söz ol bī-çāreye bühtān imiş
Ġāyet-i hicr ile ma‘lūm oldı baña ey Münīr
Vuṣlatuñ her bir demi bir ‘ömr-i bī-pāyān imiş

Günümüz Türkçesiyle

1. Ayrılık hâlinin cana bela olduğunu iyice öğrendim; ey gönül, kavuşma zamanı ise canın tam kendisi, saf ruhu imiş.

2. Kirpiklerimden tane tane dökülen kanlı yaşları damla sanırdım; meğer her biri bir okyanusmuş.

3. Kavuşmadayken dünyanın ne olduğu bilinmezmiş; oysa ayrılık ve hasretle bakılınca dünya şüphesiz bir zindanmış.

4. Kapı kapı dolaşıp her an aradığım dünya mülkünü sonunda buldum; meğer kendi göğsümde gizliymiş.

5. Gönül evinde senin hayalinin sultanı oturduğundan, göz bebeğimin (gözümdeki "insan"ın) ona kapıcı olduğu ortaya çıktı.

6. Senin aşkının derdinden gönlün incindiğini bana söylemişlerdi; dün onunla buluştum, bu söz o zavallıya iftiraymış.

7. Ey Münîr, ayrılığın son haddine varınca anladım ki kavuşmanın her bir anı sonsuz bir ömürmüş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz otuz dokuzuncusudur (tg 139). Münîrî'nin gazellerinin büyük çoğunluğu beş beyitlik olduğundan bu gazel ortalamadan uzundur. Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "imiş"tir (Ersoy'un listesinde de böyle); kafiye "-ān" sesidir: hicrān, cān, ‘ummān, zindān, pinhān, der-bān, bühtān ve bī-pāyān. Ersoy'un harf sayımına göre şın harfiyle kafiyelenen iki Türkçe gazelden biridir; öteki hemen önceki tg 138'dir. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 130b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin bütün beyitlerini "imiş" redifi birbirine bağlar. Bu ek, Türkçede sonradan farkına varılan, öğrenilen bir durumu anlatır; her beyit bu yüzden bir keşfin dile getirilişidir. Şair ayrılığın ne olduğunu, gözyaşının ne kadar çok olduğunu, aradığı şeyin nerede saklı olduğunu "meğer" duygusuyla söyler. Redifin bu anlamı gazelin düşünce yapısını belirler; bu bizim tespitimizdir.

Matla ayrılık ile kavuşmayı karşı karşıya koyar: biri canın afeti, öteki canın canıdır. İkinci beyitte mübalağa vardır: tane tane dökülen damlalar birer okyanus çıkar. "Dāne dāne" ile "ḳaṭre" (damla) ve "‘ummān" (okyanus) arasında küçük ile büyüğün karşıtlığı kurulur. Üçüncü beyit dünyayı ayrılık üzerinden tanımlar; kavuşmanın mutluluğu içinde dünyanın ne olduğu anlaşılmaz, ancak ayrılık acısıyla onun bir zindan olduğu görülür.

Dördüncü beyit gazelin tasavvufî rengi en belirgin yeridir. "Der-be-der" (kapı kapı) ile "dem-be-dem" (an be an) arasındaki ses benzerliği aramanın sürekliliğini anlatır. Dünyada aranan şeyin sonunda insanın kendi göğsünde bulunması, tasavvufta bilinen bir düşünceye yakındır; Ersoy, Münîrî'nin mutasavvıf bir şair olmadığını, ama Hâfız'ın etkisiyle tasavvufî remizler kullandığını belirtir.

Beşinci beyitte gönül bir saray, sevgilinin hayali o sarayda oturan bir sultandır. Göz bebeği, divan şiirinde "merdüm" yani insan diye anılır; şair bu insanı sarayın kapıcısı yapar. Göz, hayalin gönle girdiği kapıdır; bu yüzden göz bebeğinin kapıcılığı yerinde bir benzetmedir. "Ḫāne", "sulṭān", "muḳīm" ve "der-bān" kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Altıncı beyitte hafif bir şaka sezilir: gönlün incindiğini söyleyenlere karşı şair, gönülle buluştuğunu ve onun incinmediğini, bu sözün bir iftira olduğunu söyler. Gönül aşk derdinden şikâyet etmez, tersine o derde razıdır. Makta matlaya döner: ayrılığın son noktasına gelen âşık, kavuşmanın her anının sonsuz bir ömre bedel olduğunu anlamıştır. İlk ve son beyitlerin aynı karşıtlık üzerine kurulması gazele kapalı bir çerçeve verir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar