Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
N’eyler ol yüzde ey ‘aceb burḳa‘
K’ol durur āftāba ḫod maṭla‘
Ġamzeñ oḳın görüp cigerde didüm
Bu da ḫoş küllü dāḫilin yenfa‘
Kān-ı ‘ışḳ-ı to şod dilem ki be-derd
Şod derūn-ı men ey ṣanem menba‘
Şāh-beyt-i cemāl-i ḥüsn oldı
Ḫaṭ-ı la‘lüñ düşüp iki mıṣra‘
Cān vir ol la‘le dir Münīrī daḫı
Yā fu’ādī kelāmenā isma‘
Günümüz Türkçesiyle
1. Ne tuhaf, o yüzde peçenin ne işi var? O yüz zaten güneşin doğduğu yerdir. ("Maṭla‘" hem doğuş yeri hem gazelin ilk beyti demektir.)
2. Gamzenin okunu ciğerimde görünce dedim ki: bu da hoş; "içeri giren her şey fayda verir." (İkinci mısraın sonu Arapçadır; Ersoy bu beyte anlam vermez, aktarım bizimdir.)
3. (Farsça) Ey put güzeli, gönlüm dert yüzünden senin aşkının madeni oldu; içim de bir pınar başı oldu. (Aktarımımız Ersoy'un aparattaki anlamıyla aynı yoruma dayanır.)
4. Lal dudağının çevresindeki ayva tüyleri iki mısra gibi düşüp yüz güzelliğinin şah beyti (en güzel beyti) oldu.
5. Münîrî de "can ver o lal dudağa" der: "Ey gönlüm, sözümüzü dinle." (İkinci mısra Arapçadır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz kırk ikincisidir (tg 142). Türkçe, Farsça ve Arapçanın karıştığı bir gazeldir: Ersoy üçüncü beyit (Farsça) ile beşinci beytin ikinci mısraı (Arapça) için anlam verir; ikinci beytin ikinci mısraının sonundaki Arapça ibareye ise anlam vermez. Vezin "fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-a‘" sesidir: burḳa‘, maṭla‘, yenfa‘, menba‘, mıṣra‘ ve isma‘. Ersoy'un harf sayımına göre divanda ayn harfiyle kafiyelenen üç Türkçe gazel vardır; bunlar neşirde art arda gelen tg 142, 143 ve 144'tür. Bu sıralama bizim tespitimizdir. Gazel yalnız Vatikan nüshasında (VT 131b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ayırt edici yanı, şiir sanatının kendi terimlerini bir güzellik tasvirine çevirmesidir. Matladaki "maṭla‘" kelimesi tevriyelidir: güneşin doğduğu yer anlamına gelir, ama aynı zamanda gazelin ilk beytinin adıdır. Şair sevgilinin yüzünü güneşin doğduğu yer sayar ve bu yüzün peçeye ihtiyacı olmadığını söyler; bunu da gazelin matla beytinde söyler. Dördüncü beyitte aynı yol sürdürülür: dudak çevresindeki tüyler iki mısraa benzetilir ve yüz güzelliğinin "şāh-beyt"i, yani en seçkin beyti olur. Matla, mısra ve şah beyit terimlerinin bir gazelin içinde bu biçimde kullanılması bizim tespitimizdir.
İkinci beyitte âşık, gamzenin ciğere saplanan okunu hoş karşılar. Mısraın sonundaki "küllü dāḫilin yenfa‘" ibaresi kelime kelime "içeri giren her şey fayda verir" anlamına gelir. Ersoy bu ibare için anlam vermediğinden okuyuşumuz bir aktarımdır; ibarenin kalıplaşmış bir söz olup olmadığını doğrulayamadık. Âşığın ok yarasını bir şifa gibi karşılaması, acıyı nimet sayan âşık tavrının bilinen bir örneğidir.
Üçüncü Farsça beyitte gönül, dert yüzünden aşkın madeni, iç dünya da bir "menba‘" (pınar başı) olur. Maden ile kaynak, kazıldıkça çıkan değerli bir şeyi anlatır; dert gönlü kazarak ondan aşk çıkarır. Bu son yorum bizim çıkarımımızdır.
Mahlas beyti iki dili birleştirir. Birinci mısra Türkçedir ve şairin "can ver o lal dudağa" diyen sesini aktarır; ikinci mısra Arapçadır ve "Ey gönlüm, sözümüzü dinle" anlamına gelir. Şairin kendi gönlüne Arapça bir hitapla öğüt vermesi, beytin sesini bir vaazın ya da duanın ağırlığına yaklaştırır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 291, tg 142 (giriş s. 5, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
Çevrimiçi kaynaklar






