Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Ṭolsa āvāz-ı ṣurāḥīlerle n’ola künc-i bāġ
Yaḳdı lāle şem‘ ü uyardı gül-i sūrī çerāġ
Ḳanın āḫir la‘l-i yāre irdügiçün içerem
Baġlamasun diñ ṣurāḥīye iñen daḫı dimāġ
Ġonca-i lāle ṭurur aġzına ḫabb-i misk alup
Tā ki irişe çemen şāhına diyü būy-ı dāġ
Gördi iḫlāṣ ile arḳuncaḳ du‘ā itdügümi
Ḫışm ile didi ne dirsin ben didüm kim sini saġ
Hem-dem olduḳça raḳīb ile żarūrī sen Münīr
Öñüme fī’l-ḥāl düşer ḳıṣṣa-i Ṭūṭī vü Zāġ
Günümüz Türkçesiyle
1. Bahçenin köşesi sürahilerin sesiyle (şarap dökülürken çıkan şırıltıyla) dolsa şaşılır mı? Lale mumunu yaktı, kırmızı gül de kandilini uyandırdı (tutuşturdu).
2. Şarabın kanı (şarabın kendisi) sonunda sevgilinin lal dudağına ulaştığı için onu içerim; söyleyin, akıl (dimağ) sürahiye artık o kadar bağlanmasın. Beyit iki türlü okunabilir: içtiğim şarabı dudağa değdiği için içerim, sürahi için içmem; ya da sürahi bununla fazla gururlanmasın ("dimāġ" beyin, akıl anlamına gelir, gurur anlamında da okunabilir).
3. Lale goncası ağzına bir misk hapı almış durur; çimenin şahına (sevgiliye) yaranın (lalenin kara lekesinin) kokusu ulaşsın diye. (VT ve VY "tā ki" yerine "nā-geh", ansızın, okur.)
4. Arkasından içtenlikle dua ettiğimi gördü; öfkeyle "ne diyorsun" dedi; ben de "sen sağ ol diyorum" dedim.
5. Münîr, sen rakiple arkadaşlık ettikçe, Papağan ile Karga hikâyesi hemen aklıma gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz kırk beşincisidir (tg 145). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Gazel redifsizdir; kafiye "-āġ" sesidir: bāġ, çerāġ, dimāġ, dāġ, saġ ve Zāġ. Ersoy'un harf sayımına göre divanda gayn harfiyle kafiyelenen tek Türkçe gazel budur. Gazel üç divan nüshasında da bulunur (VT 131b, VY 109b, Ü 40b); ayrıca Pervâne Bey Mecmuası (PB 304a) ile Edirneli Nazmî'nin Mecmau'n-nezâ'ir'inde (MN 189a) yer alır. Aparata göre VT birinci beyitte "şem‘ ü" yerine "şem‘" okur; MN "ṣurāḥīlerle" yerine başka bir kelime verir, ama bu kelimenin harfleri neşirde eksik basılmıştır. VT ve VY üçüncü beyitte "tā ki" yerine "nā-geh" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir bahar meclisiyle açılır. Bahçe bir meclis odasına benzer: lale mum, kırmızı gül kandil olmuş, bahçeyi aydınlatmıştır; sürahilerin şırıltısı da meclisin müziği gibidir. Lalenin ve gülün kırmızı renkleri bu benzetmenin temelidir. "Yaḳdı" ve "uyardı" fiilleri ışığı canlandırır; "uyarmak" eski Türkçede ateşi uyandırmak, tutuşturmak anlamıyla da kullanılır. Bu son açıklama bizim çıkarımımızdır.
İkinci beyitte şarap "ḳan" diye anılır; kırmızı şarabın kana benzetilmesi divan şiirinde yaygındır. Şair şarabı, sevgilinin dudağına değdiği için içtiğini söyler. Mısraın ikinci yarısı kapalıdır ve yukarıda iki okuyuşu verilmiştir.
Üçüncü beyit bir hüsn-i talil örneğidir. Lalenin ortasındaki kara leke divan şiirinde "dāġ", yani yanık yarası diye anılır. Şair goncanın bu kara noktayı ağzında misk hapı tutar gibi taşıdığını, kokusunun çimenin şahına ulaşmasını istediğini söyler. Misk kara renkli ve güzel kokulu olduğu için hem lekenin rengine hem de kokuya uyar.
Dördüncü beyit gazelin en canlı sahnesidir ve konuşma diline çok yakındır. Âşık sevgilinin arkasından dua eder; sevgili bunu duyup öfkeyle ne dediğini sorar; âşık da "sen sağ ol" der. Sevgilinin öfkesi ile âşığın iyi dileği arasındaki karşıtlık beyte hafif bir mizah katar. "Arḳuncaḳ" kelimesini "arkasınca, arkasından" anlamında okuyoruz; kelimeyi sözlüklerde doğrulayamadık.
Mahlas beytinde Sa'dî'nin Gülistan'ındaki bir hikâyeye telmih vardır. Gülistan'ın "Aşk ve gençlik üzerine" bölümünde bir papağan bir karga ile aynı kafese konur; papağan karganın çirkin yüzünden, karga da papağanın kendini beğenmişliğinden şikâyet eder. Sa'dî, bu meseli bilginler cahilleri ne kadar küçümserse cahillerin de bilginleri yüz kat fazla küçümsediğini göstermek için getirdiğini söyler; hikâyede iki uyumsuz kuşun aynı kafese kapatılmasının sıkıntısı öne çıkar. Münîrî sevgiliyi tûtî (papağan), rakibi zâğ (karga) yerine koyar: güzel ile çirkinin bir arada görülmesi ona bu hikâyeyi hatırlatır. Tûtî ile zâğın bu eşleştirilişi bizim yorumumuzdur, ama hikâye ile beyit arasındaki bağ açıktır.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 292-293, tg 145 (giriş s. 5, 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Sa'dî-i Şîrâzî, The Gulistan, çev. James Ross, Persian Literature, gözden geçirilmiş baskı, c. 2, 1900, V. bölüm ("On Love and Youth"), XII. hikâye (Project Gutenberg e-kitabı). https://www.gutenberg.org/ebooks/13060
Çevrimiçi kaynaklar






