Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü mefā‘ilün fe‘ūlün

Yidiyse ḫadeng-i ġamzeñi berk
Sen Türke dil itdi cānını terk
Zülfüñ ne ḳadar çekindiyise
Ṭutdı etegin göñül daḫı berk
‘Uşşāḳa niçün ṭalaşdı yā Rab
Zāhid n’idügini itmeden derk
Geçdi ser-i ḫalḳ-ı ‘ālem üzre
Oldıysa küleh de ṣāḥib-i terk
Ġamzeñ yiyüp öldise Münīrī
İşiden anı dir āh ez-ān merg

Günümüz Türkçesiyle

1. Gönül senin gamzenin okunu sıkıca (berk) yediyse (okla vurulduysa), ey Türk güzeli, sana canını terk etti (canını sana bıraktı).

2. Zülfün ne kadar çekindiyse (geri çekildiyse, kıvrılıp kısaldıysa) gönül de onun eteğini o kadar sıkı (berk) tuttu.

3. Yâ Rab, zahit âşıkların ne olduğunu anlamadan (derk etmeden) onlara niçin saldırdı (dalaştı)?

4. Külah da "terk" sahibi olduysa (hem dilimli bir derviş külahı hem dünyayı terk etmiş) bütün dünya halkının başının üstüne geçti.

5. Münîrî senin gamzeni yiyip (bakışınla vurulup) öldüyse, bunu işiten "āh ez-ān merg" (Farsça: vah o ölüme) der.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yetmiş dördüncüsüdür (tg 174). Vezin "mef‘ūlü mefā‘ilün fe‘ūlün" kalıbıdır; mısralar bu bölümdeki gazellerin çoğundan belirgin biçimde kısadır. Gazelin redifi yoktur. Kafiye "-erk" sesidir: berk, terk, berk, derk ve terk; mahlas beytindeki "merg" kelimesi "-erg" ile biter ve kafiyeye ses yakınlığıyla katılır. Gazel üç divan nüshasında bulunur: VT 138b, VY 116a ve Ü 45a. Üçüncü beyitteki "ṭalaşdı" kelimesi İstanbul Üniversitesi nüshasında "ṭolaşdı" diye geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin asıl gücü kafiye kelimelerindeki cinaslardadır. Kubbealtı Lugatı "berk" için üç ayrı kelime kaydeder: Eski Türkçe "sağlam, kuvvetli, sert", Arapça "şimşek" ve Farsça "yaprak". Matlada ve ikinci beyitte "berk" Türkçe anlamıyla, "sıkıca" demektir; ancak ok ile birlikte anıldığı ilk beyitte şimşeğin çabukluğu ve parıltısı da sezilir. Aynı kelimenin iki beyitte kafiye olarak tekrarlanması bu yüzden bir cinas sayılabilir; bu bizim okuyuşumuzdur. İkinci beyitte zülfün "çekinmesi" ile gönlün eteği "tutması" arasında bir tenasüp vardır: zülüf geri çekildikçe gönül ona daha sıkı yapışır.

"Terk" kelimesinde cinas daha açıktır. Kubbealtı Lugatı Arapça "terk" kelimesini bırakma, vazgeçme diye; Farsça "terk" kelimesini ise miğfer ve tarikat ehlinin giydiği başlığın dilimlerinden her biri diye açıklar. Matlada gönül canını sevgiliye terk eder; dördüncü beyitte ise külah "terk sahibi" olur. Bu ifade hem dilimli bir derviş külahını hem dünyayı terk etmiş birini anlatır. Böyle bir külah bütün dünya halkının başının üstüne çıkar; yani dünyadan el çekmek insanı herkesten yüce kılar.

Üçüncü beyit divan şiirinin bilinen zahit ve âşık karşıtlığını işler. Zahit âşıkların hâlini anlamadan onlara saldırır; TDK sözlüğü "derk" kelimesini anlama diye verir. Ü nüshasındaki "ṭolaşdı" okuyuşu da benzer bir anlam verir. Mahlas beyti, Türkçe bir gazelin sonuna Farsça bir ibare yerleştirir: "āh ez-ān merg", yani vah o ölüme. Neşir bu ibarenin anlamını vermez; aktarım bizimdir. Gamze ile ok arasındaki benzetme matladan sonra burada yeniden ele alınır ve gazel âşığın ölümüyle kapanır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar