Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Gerçi bī-ṣāġar u mey bir nefes olmalu degül
Nuḳl ü la‘lüñsüz anı hīc ele almalu degül
Sāḳī-i lāle-ruḫ u ġonca-leb olmasa göñül
Hīc bir bezm-gehe mey diyü varmalu degül
Gelme kūyına diyü gerçi ṭalar bizi raḳīb
Bir it ucından o yoldan daḫı ḳalmalu degül
Düşe gird-āba diyü sensizin ey dürr-i yetīm
Zevraḳ-ı sāġarı baḥr-i meye ṣalmalu degül
Şöhretüñ ṭutmış iken kūy-ı ḫarābātı Münīr
Zühd içün şīşe-i nengi ṭaşa çalmalu degül

Günümüz Türkçesiyle

1. Gerçi kadehsiz ve şarapsız bir nefes bile durulmamalı; ama mezesiz ve senin lal dudağın olmadan onu (kadehi) hiç ele almamalı.

2. Ey gönül, sâkî lale yanaklı ve gonca dudaklı değilse hiçbir meclise "şarap" diye gidilmemeli.

3. Rakip "Onun mahallesine gelme" diye gerçi bizi kovalar; ama bir köpek yüzünden o yoldan da geri kalınmamalı.

4. Ey eşsiz inci (dürr-i yetīm), sen olmadan, girdaba düşer diye kadehin kayığını şarap denizine salmamalı.

5. Münîr, senin şöhretin meyhaneler mahallesini tutmuşken zahitlik uğruna şan ve ar şişesini taşa çalmamalı (rintlikte kazandığın adı zühd için yok etmemelisin).

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yetmiş yedincisidir (tg 177). Vezin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıdır. Redif "-malu degül"dür; Ersoy redif listesinde bu gazeli bu redifle kaydeder. Kafiye redifin önündeki fiil kökleridir: ol-, al-, var-, ḳal-, ṣal- ve çal-. Bunların çoğu "-al" sesinde birleşir. Gazel üç divan nüshasında (VT 139b, VY 118a, Ü 45b) ve iki nazire mecmuasında, Pervâne Bey Mecmuası (PB 317b) ile Edirneli Nazmî'nin Mecmau'n-nezâ'ir'inde (MN 241b) bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Nüsha farklarının çoğu redifin söylenişiyle ilgilidir: İstanbul Üniversitesi nüshası ile MN, beş beyitte de "-malu" yerine "-malı" yazar. MN dördüncü beyitte "baḥr-i meye" yerine "mey baḥrine", PB de aynı beyitte "sensizin ey" yerine "sensiz ey" okur. Birinci beyitteki "nuḳl ü" ise VY, Ü ve MN'de "nuḳl-i" biçimindedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel baştan sona işret meclisinin kurallarını sayar gibidir. "-malu degül" redifi, "yapılmamalı" anlamında bir yasak ve öğüt dili kurar; şair meclisin adabını bir kanun koyucu gibi bildirir. Matlada kadeh ve şarap tek başına yetmez: Kubbealtı Lugatı'nın içkiyle yenen yiyecek, meze diye açıkladığı "nuḳl" ile sevgilinin lal dudağı da gerekir. Dudağın meze yerine konması, divan şiirinde dudağı tatlıya ve şaraba benzeten mazmunlarla uyumludur. İkinci beyitte sâkînin lale yanaklı ve gonca dudaklı olması şart koşulur; lale, gonca ve şarap arasında renge dayanan bir tenasüp vardır.

Üçüncü beyitte rakip köpeğe benzetilir ve "bir it ucından" söyleyişi "bir köpek yüzünden" anlamına gelen canlı bir halk deyişidir. Dördüncü beyit bir deniz tablosu kurar: şarap bir deniz, kadeh bu denizde yüzen bir kayık, sevgili de eşsiz bir incidir. Kubbealtı Lugatı "zevrak" kelimesini hem kayık hem sırça kap diye açıklar; bu yüzden "zevraḳ-ı sāġar" tamlamasında kayık ile kadeh arasında bir tevriye vardır. Aynı sözlük "dürr-i yetīm" tamlamasını bir sedefte tek başına oluşan iri, çok makbul inci diye açıklar. Girdap, deniz, kayık ve inci arasındaki tenasüp beyti bütünüyle denize bağlar.

Mahlas beyti rint ile zahit karşıtlığını işler. Kubbealtı Lugatı Farsça "neng" kelimesine hem ün, şan hem ar, utanma anlamlarını verir ve Eşrefoğlu Rûmî'den "Taşa çaldı şîşesin nâm u nengin" mısraını örnek gösterir. Şişeyi taşa çalmak burada adı, şanı ve utancı bir kenara atmak demektir. Münîrî'nin meyhaneler mahallesinde kazandığı şöhret, zühd uğruna feda edilmemelidir. "Şöhret" ile "neng" arasında da anlam yakınlığına dayanan bir tenasüp vardır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar