Özgün Metin

Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün

Ḳılmaġa vaḳthā beni ol ġonca-leb helāk
Cām-ı şarāb elinde gelür mest ü cāme-çāk
Hergiz behişt-i kūyına yol virmedi baña
Göz yaşı ‘ışḳ odıyla beni ḳılmayınca pāk
Yirden götürme yüzüñi devlet murād ise
Ḫāk olmasaydı külline maẓhar m’olurdı ḫāk
Kerrūbiyān-ı ‘arşa felek tuḥfe iletür
Gönderdigümce ben felege āh-ı derd-nāk
Vaṣl-ı nigāra bir nefes irişmeden Münīr
Vā ḥasretā ki hicr beni idiser helāk

Günümüz Türkçesiyle

1. O gonca dudaklı, zaman zaman beni helâk etmek için elinde şarap kadehi, sarhoş ve yakası yırtık olarak gelir.

2. Gözyaşı beni aşk ateşiyle temizlemedikçe (ateşte yanıp suyla yıkanmadıkça) o hiçbir zaman cennet gibi mahallesine bana yol vermedi.

3. Devlet (mutluluk, yücelik) istiyorsan yüzünü yerden kaldırma (alçakgönüllü ol); toprak, toprak olmasaydı (alçalıp yere serilmeseydi) bütünün tecelli yeri olabilir miydi (beyit tam açık değildir; aşağıdaki yoruma bakınız).

4. Feleğe gönderdiğim dertli ahları felek, Arş'ın büyük meleklerine (kerrûbîlere) armağan olarak götürür.

5. Münîr, sevgiliye bir nefeslik olsun kavuşamadan, yazık, hasret ki ayrılık beni helâk edecek.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yetmiş ikincisidir (tg 172). Vezin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-āk" sesidir: helāk, çāk, pāk, ḫāk, nāk ve yine helāk. Matladaki "helāk" kelimesinin mahlas beytinde aynı anlamla yeniden kafiye olması, şiirin başını sonuna bağlar; bu bizim tespitimizdir. Gazel üç divan nüshasında bulunur: VT 138b, VY 115b ve Ü 44b. Neşirde nüsha farkı kaydedilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla divan şiirinin sevilen bir sahnesini kurar: sevgili elinde kadeh, sarhoş ve yakası yırtık ("cāme-çāk") olarak gelir. Yaka yırtmak çoğunlukla âşığa yakıştırılan bir hâldir; burada sevgiliye verilmesi, onun sarhoşluk içindeki dağınıklığını ve âşık için tehlikeli çekiciliğini anlatır. Gonca dudak ile kadeh arasında bir tenasüp vardır. İkinci beyitte sevgilinin mahallesi cennettir ("behişt-i kūy"); âşığın oraya girebilmesi için temizlenmesi gerekir. Temizliği sağlayan hem gözyaşı (su) hem aşk ateşidir. Su ile ateşin birlikte arındırıcı sayılması, beyitte bir tezat ile bir tenasübü bir araya getirir.

Üçüncü beyit gazelin en düşündürücü yeridir. İlk mısra bir öğüttür: devlet, yani mutluluk ve yücelik isteyen yüzünü yerden kaldırmamalı, alçakgönüllü olmalıdır. İkinci mısrada "küll" kelimesi "bütün" anlamındadır; Kubbealtı Lugatı "mazhar" kelimesini bir şeyin görünür hâle geldiği, tecelli ettiği yer diye açıklar. Buna göre mısra, toprağın ancak yere serildiği, kendini alçalttığı için "bütün"ün tecelli yeri olabildiğini söylüyor görünür. Bu okuyuş bizimdir; "külline" kelimesinin neye işaret ettiği metinden kesin olarak çıkarılamaz. Beyitte "yir" ile "ḫāk" arasında açık bir tenasüp, "ḫāk"ın tekrarında da bir söz oyunu vardır.

Dördüncü beyitte âşığın ahları feleğe yükselir, felek de onları Arş'taki meleklere armağan olarak götürür. Kubbealtı Lugatı "kerrûbî" kelimesini Allah'a en yakın olan meleklerden her biri, büyük melek diye açıklar. Ahın göklere yükselmesi divan şiirinde sık görülür; burada ah bir hediyeye dönüşür. Mahlas beytindeki "vā ḥasretā" ünlemi Arapça bir hayıflanma kalıbıdır ve gazeli bir ağıt tonuyla kapatır. "Bir nefes" ile ah arasında da bir bağ kurulabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar