Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Lāle-ḫaddüñ gördügi-çün kendüyi ṭaġıtdı gül
Ġonca dil-teng olduġı kim dir ki anuñçün degül
Her ne dāġ-ı ġam ki urur baġruma ḫāl-i lebüñ
Her biri biñ şevḳ ile olur baña bir tāze gül
Güldürürdi vaṣl-ı yār ile bizi de rūzgār
Ger dem-i ḳısmetde ey dil bize de dinseydi gül
Yār iti yüz döndirüp gözden bıraḳdı beni çün
Ṭurma ey ḳanlu yaşum her kirpük ucından dökül
Dün Münīrüñ beñzini gördüm küle dönmiş dimiş
Gerçek eydür ‘ışḳ odıyla olası oldı ya kül
Günümüz Türkçesiyle
1. Gül, senin lale gibi yanağını gördüğü için kendini dağıttı (yapraklarını döktü); goncanın gönlünün daralmış (kapalı, sıkıntılı) olmasının da bunun için olmadığını kim söyleyebilir?
2. Dudağının kenarındaki ben bağrıma hangi gam yarasını (dağını) vurursa, her biri bana bin hevesle açılmış taze bir gül olur.
3. Felek bizi de sevgiliye kavuşturarak güldürürdü, eğer ey gönül, kısmetlerin dağıtıldığı anda bize de "gül" denseydi (hem "gül, sevin" emri hem gül çiçeği).
4. Sevgilinin köpeği bile yüzünü çevirip beni gözden düşürdüğüne göre, ey kanlı gözyaşım, durma, her kirpiğin ucundan dökül.
5. Dün Münîr'in benzini kül gibi olmuş gördüm; dedi ki: "Doğru söylüyorsun, aşk ateşiyle yanıp kül olmuş olmalı, evet kül."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir Türkçe gazeldir; neşirde Türkçe gazellerin yüz yetmiş dokuzuncusudur (tg 179). Vezin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Gazelin redifi yoktur; kafiye "-ül" sesidir: gül, degül, gül, gül, dökül ve kül. Gazel yalnız iki nüshada bulunur: VT 140a ve VY 117a. İkinci beyitteki "ġam" kelimesi Viyana nüshasında "nev" (yeni) diye geçer; bu okuyuşta "dāġ-ı nev", yani yeni yara söz konusu olur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmemektedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en belirgin özelliği "gül" kelimesinin kafiyede üç kez kullanılmasıdır. Matlada ve ikinci beyitte "gül" çiçek adıdır; üçüncü beyitte ise "gülmek" fiilinin emri olarak gelir ve aynı mısradaki "güldürürdi" ile birleşir. Böylece kafiyede tam bir cinas kurulur; aynı kelimenin farklı anlamlarla kafiyeye girmesi Münîrî'nin söz oyunlarına olan ilgisini gösterir. Bu beyit, "dem-i ḳısmet"te, yani kısmetlerin dağıtıldığı anda âşığa "gül" denmediğini, bu yüzden de payına gülmenin ve gül gibi bir sevgiliye kavuşmanın düşmediğini söyler.
Matla bir hüsn-i talildir. Gül, sevgilinin lale yanağını görünce kıskançlıktan kendini dağıtmış, yapraklarını dökmüştür. Goncanın kapalı hâli de "dil-teng" (gönlü dar, sıkıntılı) olmasıyla açıklanır; ikisinin sebebi de sevgilinin güzelliğidir. Lale, gül ve gonca arasında bir tenasüp vardır. İkinci beyitte Kubbealtı Lugatı'nın kızgın demirle vurulan damga ve mecazen aşkın yanığı diye açıkladığı "dāġ" kelimesi kullanılır. Dudak kenarındaki benin vurduğu her yara âşık için yeni açılmış bir gül olur; kanlı ve kırmızı yara ile gül arasında renge dayanan bir benzetme kurulur.
Dördüncü beyitte "gözden bırakmak" deyimi hem birini önemsememek hem de gözden yaş dökmek anlamlarını çağrıştırır. Sevgilinin köpeği bile âşığı gözden düşürmüştür; bu yüzden âşık gözyaşına kirpiklerinin ucundan dökülmesini söyler. Göz, kirpik ve yaş arasında açık bir tenasüp vardır; deyimin iki yönlü kullanımı bizim tespitimizdir. Mahlas beytinde "beñzi küle dönmek" deyimi gerçek anlamına döndürülür: âşığın yüzü kül rengindedir, çünkü aşk ateşinde yanıp gerçekten kül olmuştur. Matladaki gülle başlayan dizi böylece kül ile kapanır; "gül" ile "kül" arasındaki ses yakınlığı da bir cinas oluşturur.
Kaynakça
- Ersen Ersoy (hzl.), II. Bayezit Devri Şairlerinden Münîrî ve Dîvânı (İnceleme-Metin), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 309, tg 179 (giriş s. 15-18). https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf (arşiv kopyası: https://web.archive.org/web/20220803084052/https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/56095,muniri-divanipdf.pdf?0)
- Kubbealtı Lugatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük), "dâğ" maddesi. https://lugatim.com/s/dâğ
Çevrimiçi kaynaklar






