Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilātün Fā‘ilün

Yād ider misin göñül kūyında mihmān olduġuñ
İşüginde ol şehüñ bī-çāre derbān olduġuñ
Geh beşer dirüm saña gāhī melek gāhī perī
Gördügümce gāh peydā gāh pinhān olduġuñ
Didiler te’s̱īr ider ismi müsemmāda velī
Ey Sürūrī görmedüm ‘ālemde ḫandān olduġuñ

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, onun mahallesinde misafir olduğunu, o şahın eşiğinde çaresiz bir kapıcı olduğunu hatırlıyor musun.

2. Sana kimi zaman insan, kimi zaman melek, kimi zaman peri derim; çünkü seni her görüşümde bazen ortaya çıkıyor, bazen gizleniyorsun. (Melek ve peri gözle görülmeyen varlıklardır; sevgilinin bir görünüp bir kaybolması, onu bu varlıklara benzetmeye yol açar.)

3. Adın, adı taşıyan kişiye tesir ettiğini söylediler; ama ey Sürûrî, seni dünyada hiç güler yüzlü görmedim. ("Sürûrî" sevinçli, neşeli demektir; şair, adının anlamıyla hâlinin birbirini tutmadığını söyler.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bugüne ulaşan biçimiyle şiir üç beyittir ve aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Vezin tezkirede belirtilmez; beyitlerin ölçüsünden çıkarılmıştır. Redif "olduġuñ" kelimesidir, kafiye ise mihmān, derbān, pinhān ve ḫandān kelimelerindeki "-ān" sesiyle kurulur. Âşık Çelebi bu beyitleri "ġazel" başlığıyla verir: matla‘, bir iç beyit ve mahlaslı son beyit. Gazelin öteki beyitleri bilinmiyor. Sürûrî'nin Türkçe divanı Niyazi Ünver tarafından tek nüshasından yayımlanmıştır, ama bu neşre bu çalışma sırasında erişilemediği için gazelin divandaki yeri ve tam metni karşılaştırılamamıştır.

Gazelin son beyti tezkirelerde en çok anılan Sürûrî beytidir. Kınalızâde Hasan Çelebi ikinci mısraı "Ey Sürûrî görmedüm ‘âlemde handân oldugum" (dünyada güler yüzlü olduğumu görmedim) biçiminde, Beyânî ise "Didiler te’sîri var ismün müsemmâda velî / Ey Sürûrî görmedüm âlemde sürûr oldugum" biçiminde verir. Gelibolulu Mustafa Âlî de beyti Künhü'l-ahbâr'da aktarır. İsmail Güleç, Sürûrî'nin hayatına dair makalesinde mahlasın anlamını tartışırken bu beyti hatırlatır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin redifi her beyitte başka bir kişiye yönelir. Matla‘da şair gönlüne seslenir ve ona sevgilinin mahallesinde misafir, eşiğinde kapıcı olduğu günleri hatırlatır. Mahalle, eşik ve kapıcı kelimeleri arasında tenasüp vardır; sevgilinin "şah" diye anılması da âşığı onun kapısında bekleyen bir hizmetkâr yapar. İkinci beyitte söz sevgiliye döner. Şair onu bazen insan, bazen melek, bazen peri diye anar; bunun sebebi sevgilinin bir görünüp bir kaybolmasıdır. İnsan, melek ve peri arasında tenasüp, "peydâ" ile "pinhân" arasında tezat vardır. Bu beyitte bir hüsn-i talil de bulunur: sevgiliye farklı adlar verilmesinin sebebi, onun gözle görülmeyen varlıklar gibi davranmasına bağlanır.

Makta‘ gazelin en tanınmış beytidir ve şair kendi mahlasına seslenir. Eski bir inanışa göre ad, onu taşıyanın hâline tesir eder. "Sürûrî" adı sevinç ve neşe demektir, ama şair kendini dünyada hiç güler yüzlü görmemiştir. Böylece mahlas ile hâl arasında bir tezat kurulur; "Sürûrî" ile "ḫandân" (güleç) kelimeleri arasındaki anlam ilişkisi beytin nüktesini oluşturur. Beyânî'deki biçimde bu karşıtlık daha da açıktır: şair adı Sürûrî olduğu hâlde "sürûr" içinde olduğunu görmemiştir.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi makta‘ hakkında şöyle der: "Bu ġazelüñ maḫlaṣı kendünüñ ḥasb-i ḥālidür ve nā-şād u nā-murādlıġına itdügi fālidür." Yani bu gazelin mahlas beyti, şairin kendi hâlinin anlatımı ve sevinçsiz, muradına ermemiş hayatı için açtığı bir faldır. Âşık Çelebi, Sürûrî'nin öğrencisidir ve hocasının hayatını yakından bilir. Onun anlatımına göre Sürûrî, Şehzade Mustafa'ya hoca olduktan sonra şehzadenin 1553'te öldürülmesiyle bütün ümitlerini kaybetmiş, ömrünün son dokuz yılını yoksulluk ve sıkıntı içinde geçirmiştir. Âşık Çelebi'nin "fal" sözü, beytin bu sonu önceden haber vermiş gibi okunabileceğini düşündürür. Ancak gazelin ne zaman yazıldığı bilinmez; İsmail Güleç beyti, mahlasın varlıklı bir ailenin oğluna verilmiş olabileceği tartışması içinde anar.

Tezkirecilerin Sürûrî'nin şairliği hakkındaki hükmü de bu beyitle birlikte anılmaya değer. Gelibolulu Mustafa Âlî, hocasının üç divanından üç gazelin bile şöhret bulmadığını, bir divanını baştan sona gözden geçirip beş beyti de sağlam tek bir gazel bulamadığını yazar; buna karşılık tezkirecilerin seçtiği beyitler arasında bu makta‘ı da aktarır. Sürûrî'nin şiirleri arasında en çok hatırlananın, kendi mutsuzluğunu anlatan bu beyit olması dikkat çekicidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • İsmail Güleç, "Gelibolulu Musluhiddin Sürûrî, Hayatı, Kişiliği, Eserleri ve Bahrü'l-Ma'ârif İsimli Eseri", Osmanlı Araştırmaları 21 (2001), s. 211-236.
  • Serpil Gürdap, Gelibolulu Sürûrî Divanı'nda Sosyal Hayat, yüksek lisans tezi, Muş Alparslan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2023, s. 5 (Niyazi Ünver'in 2020 KTB neşri ve divanın tek nüshası hakkında), https://akademikarsiv.alparslan.edu.tr/bitstreams/0a95c6d3-75a1-425d-a892-fe37317ba40f/download.

Çevrimiçi kaynaklar