Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün Mefā‘īlün
Bir iki Türki beyt ile ġurūr itmek revā mıdur
Sen inṣāf eylemezseñ bāri bir ehl-i suḫandan ṣor
Günümüz Türkçesiyle
1. Bir iki Türkçe beyitle gururlanmak yakışır mı; sen insaf etmiyorsan, bari söz ehlinden birine sor. (Beyit, Gubârî'nin gazelinin sonunda "bu şiire bir nazire söylenebilir mi, tatlı dilli bir şaire sor" diye meydan okumasına verilmiş bir cevaptır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu beyit, Sürûrî'nin Gubârî'nin bir gazeline yazdığı naziresinin son beytidir. Nazire, başka bir şairin şiirine aynı vezin, kafiye ve redifle yazılan karşılıktır; bu yüzden beyit, Gubârî'nin gazeli gibi aruzun hezec bahrinden "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmış ve onun "ṣor" redifini, "-en" kafiyesini almıştır (suḫan). Vezin tezkirelerde belirtilmez; tanzir edilen gazelin vezni olarak alınmıştır. Nazirenin öteki beyitleri tezkirelerde yoktur. Âşık Çelebi ve Gelibolulu Mustafa Âlî beyti aynı biçimde verir; Filiz Kılıç'ın gösterdiği bir nüsha farkına göre tezkirenin P nüshasında ilk mısra "bir iki beytle çaḳ böyle lāf urmaḳ revā mıdur" (bir iki beyitle böyle övünmek yakışır mı) biçimindedir.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, Gubârî'nin gazelinin son beytindeki meydan okumaya doğrudan cevap verir. Gubârî, "Görelüm ey ṣabā bu şi‘r-i siḥr-āmīze ‘ālemde / Naẓīr olur mı her bir şā‘ir-i şīrīn suḫandan ṣor" demişti: ey saba rüzgârı, görelim bu sihirli şiire dünyada bir eş bulunur mu, her tatlı dilli şaire sor. Sürûrî aynı redifi ve aynı "sor" emrini Gubârî'ye geri çevirir. Gubârî sabaya "şairlere sor" demişti; Sürûrî ona "insafın yoksa söz ehline sor" der. Böylece iki beyit arasında bir söz oyunu kurulur ve meydan okuyan şair kendi kelimeleriyle cevap alır. "Bir iki Türkî beyit" sözü, gazelin değerini küçültür; Gubârî'nin "sihirli" dediği şiir, Sürûrî'nin gözünde birkaç Türkçe beyitten ibarettir. "İnsaf" ile "gurur" kelimeleri arasındaki karşıtlık da beytin sitemini keskinleştirir.
Tarihî Bağlam
Âşık Çelebi olayı şöyle anlatır: Kanuni Sultan Süleyman 941'de (1534-35) Irakeyn seferindeyken Gubârî "Ne bilür ‘ışḳı her Mecnūn sen ol aḥvāli benden ṣor" diye başlayan bir gazel yazdı ve gazelin sonunda şairlere meydan okudu. Sürûrî de bir nazire söyleyip makta‘ında bu beyitle cevap verdi. Âşık Çelebi'ye göre Gubârî "ol loḳmayı", yani bu sitemi yutamadı ve öcünü alma fırsatını bekledi. Gelibolulu Mustafa Âlî de aynı hikâyeyi anlatır ve Gubârî'nin bu "ta‘n-āmīz" lokmayı hazmedemediğini söyler.
Fırsat yıllar sonra geldi. Gubârî Mekke'de mücavirken Sürûrî'nin Şehzade Mustafa'ya hoca olmayı kabul ettiğini duyunca ona kınayıcı bir manzum mektup gönderdi; Sürûrî de mektuba yine manzum bir cevap yazdı. Bu cevap, Sürûrî'nin şehzadeye Amasya'da hocalık etmeye nasıl çağrıldığını kendi ağzından anlatan kıt‘adır ve bu bölümde ayrı bir yazıda yer alır. İsmail Güleç, iki şairin de Nakşibendî olduğu için sonunda iyi anlaştığını ve dost olduğunu belirtir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 420-421 (nüsha farkı dp. 4547), https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf.
- Gelibolulu Mustafa Âlî, Künhü'l-Ahbâr'ın Tezkire Kısmı, hzl. Mustafa İsen, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 154-155, https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55739,kunhul-ahbarin-tezkire-kismpdf.pdf.
Akademik çalışmalar
- İsmail Güleç, "Gelibolulu Musluhiddin Sürûrî, Hayatı, Kişiliği, Eserleri ve Bahrü'l-Ma'ârif İsimli Eseri", Osmanlı Araştırmaları 21 (2001), s. 211-236.
Çevrimiçi kaynaklar






