Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün (remel)

Şukr ki āḫir dīdeem dīdār-i ān maḥbūbrā
Her ki bāşed ṭālib ez-cān bāyed ū maṭlūbrā
Ger şodem ‘āşiḳ be-rūy-i ḫūb-i ū men‘em mekon
‘Ayb nebved çun Ḫudā hem dōst dārī ḫūbrā
Mī neyāred dīd rūyet merdum-i çeşmem belī
Rizḳ kemter bāşed ārī merdum-i maḥcūbrā
Tā be-key tārāc-i ġam der-milk-i cān-i bī-dilān
Raḥm kon ber-cān-ı mā vu kem kon īn āşūbrā
Çun neyāyed dil be-derd u cān be-zaḥmet ez-ġameş
Miḥnet-i ‘Adlī eger gūyed kesī Eyyūbrā

Günümüz Türkçesiyle

1. Şükür ki sonunda o sevgilinin yüzünü gördüm. Aradığını candan isteyen kimse, istediğine kavuşmalıdır. (Mısraın sonundaki "bâyed" sözlük anlamıyla "gerek, gerekir" demektir; Başpınar mısraı "candan talip olan kimse matlubuna erer" diye anlar.)

2. Onun güzel yüzüne âşık olduysam beni bundan alıkoyma. Güzeli sevmek ayıp olmaz, çünkü Allah da güzeli sever. (Beyit iki türlü okunabilir: "dârî" fiili ikinci şahısla çekildiği için Başpınar "Sen de Allah gibi güzeli seversen ayıp olmaz" diye çevirir; mısra Allah'ın güzeli sevmesini güzel sevmenin gerekçesi olarak da anlaşılabilir.)

3. Evet, gözümün bebeği senin yüzünü görmeye güç yetiremiyor; elbette utangaç kişinin rızkı az olur. (Farsçada "merdum" hem "gözbebeği" hem "insan, kişi" demektir. "Merdum-i mahcûb" bu yüzden hem utangaç insan hem de kapağın ardında örtülü kalan gözbebeği olarak anlaşılır; Başpınar da iki anlamı birlikte verir.)

4. Gönlünü kaptırmışların can ülkesini gam daha ne zamana kadar yağmalayacak? Canımıza acı ve bu kargaşayı azalt. (Sevgiliye seslenilir. "Târâc" sözlük anlamıyla yağma, "âşûb" kargaşa, karışıklık demektir.)

5. Biri Adlî'nin çektiği sıkıntıyı Eyyûb'a anlatacak olsa, Eyyûb'un gönlü kendi gamından artık derde, canı zahmete düşmez. (Adlî'nin çilesi o kadar büyüktür ki sabrıyla anılan Eyyûb peygamber bile onu duyunca kendi derdini unutur. Beyit iki türlü okunabilir: "çûn" kelimesi "nasıl" anlamında alınırsa mısra "Adlî'nin çilesini Eyyûb'a anlatsalar, onun gamından gönlü nasıl derde, canı nasıl zahmete düşmesin" diye bir soru olur. Burada Başpınar'ın okuyuşu esas alındı.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça gazellerinin ilkidir. Beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif Farsçadaki "-râ" edatıdır; kafiye "-ûb" sesidir: mahbûb, matlûb, hûb, mahcûb, âşûb ve Eyyûb. Gazel Yavuz Bayram'ın 2008 tarihli neşrinde 154 numarayla yer alır. Bayram'ın 2018 baskısındaki nüsha tablosuna göre beş nüshadan ikisinde, British Library'deki OR nüshasıyla Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T nüshasında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Fatih Başpınar'a göre II. Bayezid'in on dört gazel, bir kıt‘a ve iki matla‘dan oluşan on yedi Farsça şiiri, bütün şiirlerinin aşağı yukarı onda birini tutar. Bu şiirler ilk kez Bayram'ın neşrinde yayımlandı, ama okuma yanlışlarıyla birlikte. Başpınar 2012'deki makalesinde bu yanlışları türlerine ayırıp örnekler verdi, metni yeniden kurdu ve beyit beyit Türkçeye çevirdi. Bu gazel onun örneklerinde iki kez geçer. İkinci beyitteki "ne-bûd" (olmadı) okuyuşu hem vezni hem anlamı bozduğu için "nebved" (olmaz) biçimine getirilmiştir. Dördüncü beyitte yazmada açıkça "tâ yekî" yazılıdır, ama Başpınar anlam gereği bunu "tâ be-key" (ne zamana dek) diye onarır. Burada verilen metin Başpınar'ın düzeltilmiş metnidir.

Bayezid'in Farsçaya ve İran'ın şairlerine ilgisi tezkirelerde de anılır. Kınalızâde Hasan Çelebi, Bayezid'in İran'daki Mevlânâ Câmî ile Celâleddin Devvânî'ye hediyeler gönderdiğini, Câmî'nin de karşılığında kasideler ve mektuplar yolladığını anlatır. Bayezid'in Farsça gazelleri bu ilginin padişahın kendi kalemindeki karşılığıdır.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bir kavuşma sevinciyle açılır. Matlada "mahbûb" (sevilen) ile "matlûb" (istenen) aynı kalıptan iki kelime olarak karşılıklı durur ve âşığın şükrü, candan arayanın sonunda aradığını bulacağı genel bir hükme bağlanır. İkinci mısra bir atasözü edasıyla, herkes için geçerli bir hüküm olarak söylenmiştir.

İkinci beyit, güzele âşık olmayı kınayana bir cevaptır. Âşık, güzel sevmenin kusur sayılamayacağını Allah'ın da güzeli sevmesine dayandırır. Üçüncü beyitte sevinç yerini bir çekingenliğe bırakır: gözbebeği sevgilinin yüzüne bakmaya cesaret edemez. Beytin güzelliği "merdum" kelimesinin iki anlamındadır. Gözbebeği hem kapağın altında örtülü durduğu için hem de bakmaktan utandığı için "mahcûb"tur. "Utangacın rızkı az olur" sözü bir yandan genel bir hüküm gibi söylenir, öbür yandan gözün "rızkı" olan bakışın azlığını anlatır. Bu çift anlamlılık beyitte bir tevriye kurar.

Dördüncü beyit can ile ülkeyi birbirine benzetir. Gönlünü kaptırmış âşıkların canı bir ülke, gam da o ülkeyi yağmalayan bir ordudur. "Târâc" (yağma), "milk" (ülke) ve "âşûb" (kargaşa) arasındaki tenasüp, aşk acısını bir savaş sahnesi gibi anlatır. Merhamet istenen sevgili de bu ülkenin hükümdarı konumundadır. Şiiri yazanın bir padişah olduğu düşünülünce, can ülkesindeki kargaşayı yatıştırması için bir başkasına yalvaran sesin ironisi beyitte belirgindir.

Makta, sabrıyla bilinen Eyyûb peygamberi anar. Adlî kendi çektiği sıkıntıyı Eyyûb'unkiyle ölçer ve kendi çilesini daha ağır bulur. Bu, bir peygamberin hikâyesine telmih yaparak abartıya (mübalağa) başvurmaktır. Başpınar'ın okuyuşuna göre Adlî'nin çilesini dinleyen Eyyûb kendi derdini unutur; mısra soru olarak okunursa Eyyûb bile bu çileye üzülür. İki okuyuşta da varılan yer aynıdır: âşığın derdi sabır timsalinin bile ölçüsünü aşar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-32 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4). ekitap.ktb.gov.tr
  • Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 131-132, Sultan Bâyezîd maddesi. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 1 (metin ve çeviri s. 50; ikinci ve dördüncü beyitlerdeki düzeltmeler s. 39-40 ve 47). Bayram 2008, s. 359, şiir no. 154.

Çevrimiçi kaynaklar