Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün (remel)

Rūy-i yār-i men çu zīr-i zülf tābān mī şeved
Gūyiyā māhīst k’ū ez-ebr raḫşān mī şeved
Bulbulāsā mī konem ṣad nevḥa ez-sūz-i derūn
Çunki ān gul-berg-i men ez-nāz ḫandān mī şeved
Çun nedīdem rūy-i ḫūbet dāden-i cān pīş ez-īn
Gerçi muşkil būd ber-men īn dem āsān mī şeved
Sā‘atī ger dūr gerded çeşmem ez-dīdār-i tū
Ser-be-ser ‘ālem be-cism-i men çu zindān mī şeved
Nīst ‘Adlīrā be-gayr ez-nīm-cānī mā-ḥażar
Ān nigār-i lāle-ruḫ ger z’ānki mihmān mī şeved

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgilimin yüzü zülfünün altında parlayınca, sanki bulutun arasından ışıldayan bir ay olur.

2. O gül yaprağım naz ile gülünce, ben de bülbül gibi içimin yangınından yüz kere feryat ederim. ("Handân" sözlük anlamıyla hem gülen hem de açılmış, tomurcuğu patlamış demektir; gül yaprağına benzetilen sevgilinin gülümsemesi, gülün açılması gibidir.)

3. Senin güzel yüzünü görmediğim için daha önce can vermek bana zor geliyordu; zor olduğu hâlde şimdi kolaylaşıyor. (Yüzünü gördükten sonra âşık artık ölmekten çekinmez.)

4. Gözüm bir an senin yüzünden ayrı kalsa, bütün dünya baştan başa bedenime zindan olur.

5. O lale yanaklı güzel eğer misafir olursa, Adlî'nin ikram edecek yarım bir candan başka hazırda bir şeyi yoktur. ("Mâ-hazar" sözlük anlamıyla "hazırda olan", eve gelen misafire hemen sunulabilen şeydir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça üçüncü gazelidir. Beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "mî şeved" (olur), kafiye "-ân" sesidir: tâbân, rahşân, handân, âsân, zindân ve mihmân. Gazel Bayram 2008 neşrinde 156 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre yalnız Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T nüshasında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

T nüshası, Adlî'nin Farsça şiirleri için en önemli kaynaktır. Bayram'ın tanıtımına göre bu nüshada 141'i Türkçe, 14'ü Farsça olmak üzere 155 şiir vardır ve Bayram, imla özelliklerine bakarak nüshanın Kanunî Sultan Süleyman döneminde istinsah edilmiş olabileceğini söyler. Fatih Başpınar'ın sayımıyla Bayezid'in on yedi Farsça şiiri bütün şiirlerinin aşağı yukarı onda biridir. On dört Farsça gazelin hepsi T'de bulunur. Öteki nüshalar bu şiirlerden ancak birkaçını içerir, Millet Kütüphanesi'ndeki M1 nüshasında ise hiçbiri yoktur. Bu gazelin metni, Başpınar'ın Bayram 2008 okumalarını düzelterek yeniden kurduğu metindir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel sevgilinin yüzünü anlatan bir benzetmeyle başlar. Zülfün altında parlayan yüz, bulutun arasından görünen aya benzetilir. Benzetme iki yönlüdür: yüz aya, siyah ve dağınık zülüf de buluta karşılık gelir. "Tâbân" (parlak) ile "rahşân" (ışıldayan) kelimelerinin iki mısraın sonunda karşılıklı durması, ışığın beyit boyunca sürdüğü izlenimini verir.

İkinci beyit gül ile bülbül mazmununu kullanır. Sevgili bir gül yaprağıdır, âşık da onun karşısında feryat eden bülbüldür. Sevgilinin naz ile gülümsemesi "handân" kelimesiyle anlatılır. Kelimenin hem gülmek hem çiçeğin açılması anlamını taşıması, gülümseyen sevgili ile açan gül arasında bir bağ kurar. Bu çift anlam beyitte bir tevriye etkisi yaratır. Bülbülün feryadı da "sûz-ı derûn", yani içteki yangından gelir; gül, bülbül ve feryat arasında tenasüp vardır.

Üçüncü ve dördüncü beyitler kavuşma ile ayrılığı yan yana koyar. Âşık sevgilinin yüzünü görmeden önce ölmekten korkarken, onu gördükten sonra can vermeyi kolay bulur. "Müşkil" (zor) ile "âsân" (kolay) arasındaki tezat bu değişimi taşır. Dördüncü beyitte ise kısa bir ayrılık bile dünyayı zindana çevirir. Bütün âlemin bir bedene zindan olması, sevgiliden uzak geçen bir anın ağırlığını abartıyla anlatır.

Makta, misafir ağırlama âdetinden bir sahne kurar. Lale yanaklı sevgili âşığın evine konuk olsa, Adlî'nin ona sunabileceği tek şey yarım bir candır. "Mâ-hazar" kelimesi, misafire hazırda bulunanı ikram etme geleneğini akla getirir. Canın bile "yarım" olması, âşığın aşk yüzünden zaten tükenmek üzere olduğunu düşündürür. Lale ile yanak arasındaki benzetme de gazelin baştan beri süren çiçek imgelerini maktaya taşır. Bir padişahın sevgiliye sunacak hiçbir şeyi olmadığını söylemesi, beyitte gerçekten bulunan bir ironidir: hazineler sahibi olan şair, sevgilinin karşısında yoksul bir ev sahibidir.

Kaynakça

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 3 (metin ve çeviri s. 52). Bayram 2008, s. 361, şiir no. 156.
  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-33 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4; T nüshası s. 32). ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar