Özgün Metin
Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün (hezec)
Çu men dürdī-i derdetrā çeşīdem
Zi-ḳayd-i hestī-i hodrā remīdem
Şebī ez-‘işḳ-i Leylā der-beyābān
Çu Mecnūn cāme-i cānrā derīdem
Men ez-rūz-i elest ey cān-i cānān
Bidādem cān u ‘işḳetrā ḫarīdem
Be-çevgān-i se‘ādet bordeem gūy
Ki der-meydān-i ‘işḳ-i tū ferīdem
Ez-ān laḥẓa ki dīdem sükkeretrā
Çu ṭūṭī z’āşiyān-i ḫod perīdem
Zi-hicrān-i tu būdem zār u ḫaste
Bi-ḥamdillāh der-i vuṣlat resīdem
Eger ḫūbī çu tū bāşed be-ḫūbī
Çu ‘Adlī īn nihān men hem murīdem
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin derdinin tortusunu tadınca, kendi varlığımın bağından ürküp kaçtım. ("Dürdî" sözlük anlamıyla şarap küpünün dibinde kalan tortudur. Âşık, sevgilinin derdini bir şarap gibi dibine kadar içmiş ve kendi varlığının kaydından kurtulmuştur. Başpınar "kendi varlığımın kaydı hususunda ürperdim" diye çevirir.)
2. Bir gece Leylâ'nın aşkıyla çölde Mecnun gibi can gömleğimi yırttım.
3. Ey canların canı, ben elest gününden beri canımı verip senin aşkını satın aldım. ("Elest günü", sözlük anlamıyla ruhların yaratıldığı, Allah'ın onlara "Ben sizin Rabbiniz değil miyim" diye sorduğu ezel günüdür.)
4. Mutluluk çevgânıyla topu ben kaptım, çünkü senin aşkının meydanında eşsiz olan benim. (Çevgân, sözlük anlamıyla atlı oyuncuların ucu eğri sopalarla topa vurdukları oyundur. "Gûy bordan", yani topu kapıp götürmek, Farsçada yarışı kazanmak anlamında kullanılır.)
5. Senin şeker dudağını gördüğüm andan beri papağan gibi kendi yuvamdan uçtum.
6. Senin ayrılığından inleyen bir hasta idim; Allah'a şükür, kavuşma kapısına eriştim.
7. Güzellik eğer senin gibi bir güzelde olursa, Adlî gibi ben de bu gizli sırrın müridiyim. (Başpınar "Eğer güzellik, senin gibi güzellikle olursa ben de Adlî gibi bu sırra mürit olurum" diye çevirir.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Adlî'nin Farsça dördüncü gazelidir. Yedi beyittir ve Farsça gazellerin en uzunudur. Hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif birinci şahıs eki "-em", kafiye "-îd" sesidir: çeşîdem, remîdem, derîdem, harîdem, ferîdem, perîdem, resîdem ve murîdem. Gazel Bayram 2008 neşrinde 157 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre üç nüshada bulunur: British Library'deki OR, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı'ndaki İBB ve Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T. Farsça şiirler arasında üç nüshada birden yer alan yalnız iki gazel vardır; öbürü 165 numaralı gazeldir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Bu yaygınlık nüshaların Farsça şiirlere ayırdığı yerle ilgilidir. Bayram'a göre OR nüshasında 134 Türkçe ve 3 Farsça gazel bulunur ve nüsha 1500'lü yılların başında yazılmış olmalıdır; İBB'de 106 gazelin ikisi Farsçadır. T ise on dört Farsça gazelin hepsini içerir. Fatih Başpınar'a göre Bayezid'in Farsça şiirleri bütün şiirlerinin aşağı yukarı onda biridir; metin, onun Bayram 2008 okumalarını düzelterek kurduğu metindir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel aşkı bir benlikten kurtuluş olarak anlatır. Matlada âşık sevgilinin derdini şarap tortusu gibi dibine kadar içer ve kendi varlığının bağından kaçar. "Dürd" ile "çeşîden" (tatmak) arasında şarap meclisinden gelen bir tenasüp vardır. Bu dil, tasavvufta benliği aşma düşüncesini hatırlatır; ama gazelin geri kalanı sevgiliyi beşerî bir güzel olarak anlatmayı sürdürür.
İkinci ve üçüncü beyitler aşkın iki büyük örneğini anar. Mecnun'un Leylâ için çölde gömleğini yırtması, âşığın "can gömleğini" yırtmasına dönüşür; burada gömlek bedendir ve yırtılması ölümü çağrıştırır. Üçüncü beyit aşkın başlangıcını elest gününe, yani ezele götürür. Âşık canını vermiş, karşılığında sevgilinin aşkını "satın almıştır"; alışverişten alınmış bu istiare, can ile aşkı bir değiş tokuşun iki yanı gibi gösterir.
Dördüncü beyit çevgân oyunundan bir sahne kurar. Meydan, top ve çevgân aşk yarışını anlatır; âşık topu kapmış, yarışı kazanmıştır. Beşinci beyitte papağan ile şeker arasındaki bilinen ilişki kullanılır. Papağan şekere düşkündür; âşık da sevgilinin şeker dudağını görünce papağan gibi yuvasından uçmuştur.
Altıncı beyit ayrılıktan kavuşmaya geçişi "bi-hamdillâh" şükrüyle haber verir. Makta ilginçtir: şair kendinden üçüncü kişi olarak söz eder ve "Adlî gibi ben de" der. Böylece mahlas, şiiri söyleyen sesin dışında bir örnek, aşk yolunun bilinen bir müridi gibi görünür. "Mürîd" kelimesi tasavvuf terimidir; güzelliği "nihân", yani gizli bir sır olarak anması da matladaki benlikten geçme fikriyle gazeli bağlar.
Kaynakça
- Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 4 (metin ve çeviri s. 53). Bayram 2008, s. 361, şiir no. 157.
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-32 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4). ekitap.ktb.gov.tr
Çevrimiçi kaynaklar






