Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün (remel)

Ey ki ruḫsāret gul u ḳadd-i tu çun serv-i sehīst
Sidre bā-şimşād-i ḳaddet der-makām-i kūtehīst
Tīġ çun ābet be-ḫalḳ-i teşnegān-i la‘l-i tū
Bih zi-āb-i Ḫıżr u ḫoşter ez-dem-i Rūhullahīst
Her ki şod ġā’ib zi-ḫod der-‘işḳ-i meh-rūyān dilā
Nezd-i erbāb-i ḥaḳīḳat ez-kemāl-i āgehīst
Der-hevā-yi ḳāmetet k’ān hest serv-i bāġ-i ḫuld
Ḳumrī īnek ḫoş nişeste ber-ser-i serv-i sehīst
Ger tu ber-‘Ādlī cefā vu cevr-i bī-ḥād mī konī
Ḫoş mekon billāh ki eknūn minnet-i ū ān rehīst

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey yanağı gül, boyu dimdik bir servi gibi olan sevgili; Sidre ağacı bile senin şimşir boyunun yanında kısa kalır. (Sidre, sözlük anlamıyla yedinci kat göğün sınırında bulunduğuna inanılan ağaçtır; şimşir de boyu düzgünlüğüyle anılan bir ağaçtır. Sevgilinin boyu göğün en yüce ağacından uzun gösterilir.)

2. Senin lal dudağına susamış insanlar için su gibi parlayan kılıcın, Hızır'ın suyundan daha iyi, Rûhullah'ın nefesinden daha tatlıdır. (Hızır'ın içtiği âb-ı hayat ölümsüzlük verir; Rûhullah, yani Hz. İsa'nın nefesi ölüleri diriltir. Âşık için sevgilinin kılıcıyla ölmek, bu ikisinin verdiği hayattan daha değerlidir. "Âb" sözlük anlamıyla su demektir ve kılıcın parıltısı için de kullanılır.)

3. Ey gönül, ay yüzlülerin aşkında kendinden geçen kişi, hakikat ehlinin gözünde uyanıklığın en yüksek mertebesindedir.

4. Cennet bahçesinin servisi olan boyunun hevesiyle kumru, şimdi dimdik servinin tepesine hoşça konmuştur. (Kumru sevgilinin boyuna duyduğu özlemle, ona benzeyen serviye konar.)

5. Adlî'ye sınırsız cefa ve eziyet edersen, Allah aşkına bundan vazgeçip onu hoş tutma; çünkü artık o yol onun canına minnettir. (Mısra kapalıdır. Başpınar "Allah için onu hoş tutma (bunu yapmaya devam et), zira şimdi o yol/tarz onun canına minnettir" diye çevirir; burada da bu anlayış izlendi. Âşık sevgilinin cefasını bir lütuf sayar.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça ikinci gazelidir. Beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif Farsçada "-dır" anlamına gelen "-st" ekidir; kafiye "-ehî" sesidir: sehî, kûtehî, Rûhullahî, âgehî ve rehî. Matladaki "serv-i sehî" (dimdik servi) dördüncü beytin sonunda yeniden kafiye olarak kullanılmıştır. Gazel Bayram 2008 neşrinde 155 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre beş nüshadan ikisinde, Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T nüshasıyla Ali Emîrî Efendi'nin istinsah ettiği M2 nüshasında bulunur. M2'de Ali Emîrî, Bayezid'in Farsça şiirlerinden bir seçmeyi "Sultân Bâyezîd Hân-ı Velî Hazretlerinin Ba‘zı Fârisî Eş‘âr-ı Belâgat-Nisâr-ı Şâhâneleri" başlığıyla ayrıca vermiştir; bu bölümde üç Farsça gazel, bir kıt‘a ve iki matla‘ vardır ve bu gazel onlardan biridir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Fatih Başpınar, Bayram'ın Farsça şiirlerdeki okuma yanlışlarını gösterirken bu gazelden iki örnek verir. Matlaın ikinci mısraında "şimşâd" ile "kadd" arasındaki tamlama görülmemiş, "kûteh" (kısa) kelimesi de ayrı okunmuştu. Dördüncü beyitte ise ta‘lik yazıda "sîn" harfinin altına konan üç nokta "pe" sanıldığı için "ser" (baş, tepe) kelimesi "per" (kanat) okunmuş, silik bir "sîn" de gözden kaçtığı için "serv" yerine "rû" (yüz) çıkmıştı. Başpınar mısraı "ber-ser-i serv-i sehîst" (düzgün servinin tepesindedir) diye düzeltir. Bayezid'in Farsçaya ilgisi tarih yazımında da görülür. Şerafettin Turan, padişahın İdrîs-i Bitlisî'ye Farsça, İbn Kemal'e Türkçe birer Osmanlı tarihi yazdırdığını belirtir. Sehî Bey de İdrîs'in "diyâr-ı Acem"den rağbetle getirildiğini kaydeder.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana konusu sevgilinin boyudur. Matlada yanak güle, boy serviye benzetilir; ikinci mısra bunu bir abartıyla büyütür ve göğün sınırındaki Sidre ağacını bile sevgilinin boyu yanında kısa sayar. Servi, şimşir ve Sidre arasındaki tenasüp, beyti ağaçlardan kurulmuş bir boy karşılaştırmasına dönüştürür. Dördüncü beyit aynı imgeye döner: sevgilinin boyu "cennet bahçesinin servisi"dir ve kumru, bu boyun özlemiyle dünyadaki servinin tepesine konar. Divan şiirinde kumru ile servinin bilinen ilişkisi burada sevgiliye bağlanır; kumru bile asıl serviyi, sevgilinin boyunu arar.

İkinci beyit, şiirin en yoğun beytidir. Hızır'ın ölümsüzlük suyu ile Hz. İsa'nın ölüleri dirilten nefesi, hayat veren iki büyük telmihtir. Âşık bunları sevgilinin kılıcıyla karşılaştırır ve kılıcı üstün tutar. "Su" kelimesinin hem kılıcın parıltısını hem susuzluğu gideren suyu çağrıştırması, "teşnegân" (susamışlar) ile birlikte bir tenasüp kurar. Dudağa susamış olanlar, ölümü bir su gibi içmeye hazırdır.

Üçüncü beyit tasavvufa yakın bir dil kullanır. "Kendinden geçmek" (gâ’ib zi-hod) ile "uyanıklık" (âgehî) arasında bir tezat vardır: aşkta kendini yitiren, hakikat ehline göre en uyanık olandır. Makta cefayı bir nimet sayan âşığın sesidir; Adlî sevgiliden cefasını sürdürmesini ister. Bir padişahın kendini sevgilinin eziyetine minnet duyan biri olarak göstermesi, Adlî'nin gazellerinde sık görülen kul ile sultan yer değiştirmesinin Farsçadaki bir örneğidir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-33 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4; M2'deki Farsça bölüm s. 33). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 2 (metin ve çeviri s. 51; birinci ve dördüncü beyitlerdeki düzeltmeler s. 41 ve 45). Bayram 2008, s. 359, şiir no. 155.
  • Şerafettin Turan, "Bayezid II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-ii.

Resmî kaynaklar

  • Sehî Beg, Heşt Bihişt, hzl. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), Sultan Bâyezîd maddesi, s. 17. ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar