Özgün Metin

Vezin: Fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün (remel)

Ey ḫatet ḫūb u ruḫ-i māhet nikū
Nergis-i mestet be-‘ālem fitne-cū
Yek ser-i mū vaṣf-i ḥusnet key tevān
Ger zebānī bāşedem her tār-i mū
Ez-mey-i la‘l-i tu men mestem mudām
Kerde bā-mestān-i ‘ālem guft u gū
Bī-lebet ḫūn şod derūn-i sīne dil
Mī şeved mey ṣāf ārī der-sebū
Tā be-key bāşed dil-i ‘Adlī bütā
Der-ḫam-i çevgān-i zülfet hemçu gū

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey ayva tüyleri güzel, ay yüzü hoş sevgili; senin mahmur nergis gözün dünyada fitne arar. ("Hat" sözlük anlamıyla hem yazı hem de gençlerin yüzünde yeni beliren ince tüylerdir. "Nergis-i mest", sarhoş nergis, divan şiirinde süzgün, mahmur gözü anlatır.)

2. Saçımın her teli bir dil olsa bile, senin güzelliğini bir kıl ucu kadar anlatmaya nasıl güç yetirebilirim?

3. Senin lal dudağının şarabından ben hep sarhoşum ve dünyanın sarhoşlarıyla söyleşip duruyorum. ("Guft u gû" sözlük anlamıyla söz ve söyleşi, karşılıklı konuşma demektir.)

4. Dudağına kavuşamayınca gönül göğsümün içinde kan oldu; evet, şarap da küpün içinde durulur. (Göğüs bir küpe, içinde kana dönen gönül de orada duran şaraba benzetilir.)

5. Ey put gibi güzel, Adlî'nin gönlü daha ne zamana kadar senin çevgân zülfünün kıvrımında top gibi kalacak? (Çevgân, sözlük anlamıyla atlı oyuncuların ucu eğri sopalarla topa vurduğu oyun ve bu oyunun sopasıdır. Kıvrık zülüf çevgâna, âşığın gönlü de onun önünde savrulan topa benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça onuncu gazelidir. Beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelde redif yoktur; kafiye "-û" sesidir: nikû, fitne-cû, mû, gû, sebû ve yine gû. "Gû" iki beyitte iki ayrı anlamla kafiye olur: üçüncü beyitte "guft u gû" (söyleşi) içinde "söz", maktada ise "hemçu gû" (top gibi) içinde "top" demektir. Gazel Bayram 2008 neşrinde 163 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre yalnız Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T nüshasında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Fatih Başpınar bu gazelin hem matlaını hem maktaını düzeltir. Bayram matlada "Ey hatet-i hûb u ruh mâhet nikû" okumuştu. Başpınar'a göre "hat" ile "hûb" arasındaki tamlama vezni bozar, "ruh" ile "mâh" arasındaki tamlamanın atlanması ise hem vezni hem anlamı bozar; doğrusu "Ey hatet hûb u ruh-i mâhet nikû"dur. Maktada ise Bayram'ın "betâ" ve "hicv-gû" (hiciv söyleyen) okumaları anlamsız kalıyordu. Başpınar "betâ"yı "butâ" (ey put) diye okur, "hicv-gû" için de yazmaya bakınca eksik bir "mîm" harfini fark eder ve kelimeyi "hemçu gû" (top gibi) olarak düzeltir. Zülüf ve çevgân kelimelerinin zaten bir top çağrıştırması gerektiğini de ekler. Başpınar'ın sayımına göre Farsça şiirler Bayezid'in bütün şiirlerinin aşağı yukarı onda biridir; metin burada onun düzelttiği biçimiyle verilmiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla sevgilinin yüzünü üç unsurla anlatır: ayva tüyleri, ay yüzü ve mahmur gözü. Bu göz "fitne-cû"dur, yani fitne arar; sevgilinin bakışı dünyayı karıştıran bir güç olarak düşünülür. Nergisin göze, "mest" kelimesiyle de sarhoşluğa bağlanması, sonraki beyitlerdeki şarap imgelerine bir giriş gibidir.

İkinci beyit güzelliğin anlatılamazlığını işler. Âşığın saçının her teli bir dil olsa bile, sevgilinin güzelliğinin bir kıl ucu kadarı bile anlatılamaz. "Mû" (kıl, saç teli) kelimesi iki mısrada da geçer: "ser-i mû" (kıl ucu) ile "târ-i mû" (saç teli). Bu tekrar, en küçük ölçü ile en çok sayıdaki dili aynı kelimede buluşturur ve beyti bir abartıya (mübalağa) dönüştürür. Saç telinin dile benzetilmesi de divan şiirinde bilinen bir benzetmedir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler şarap meclisinden alınmış imgelerle kurulur. Âşık sevgilinin dudağının şarabıyla sürekli sarhoştur. Dördüncü beyitte gönül, sevgilinin dudağından ayrı kaldığı için göğüs içinde kana dönmüştür. İkinci mısra bunu bir örnekle destekler: şarap da küpün içinde durulur. Göğsün küpe, kanın şaraba benzetilmesi ile ikinci mısraın birinci mısraa bir kanıt gibi bağlanması, irsal-i mesele yakın bir söyleyiştir. Lal, şarap, mest ve sebû kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Makta çevgân oyunundan bir imgeyle biter. Sevgilinin kıvrık zülfü çevgân sopasıdır, Adlî'nin gönlü ise onun kıvrımında savrulan bir top. Sevgiliye "butâ" (ey put) diye seslenilmesi, güzelliğin taparcasına sevilmesini anlatan bilinen bir hitaptır. Âşık, gönlünün bu oyunda daha ne kadar savrulacağını sorar. Başpınar'ın düzeltmesi olmadan anlaşılmaz kalan bu beyit, düzeltmeyle birlikte gazelin en açık imgelerinden birine kavuşur.

Kaynakça

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 10 (metin ve çeviri s. 59; matladaki düzeltme s. 40, maktadaki düzeltme s. 43-44). Bayram 2008, s. 367, şiir no. 163.
  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-32 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4). ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar