Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün (hezec)

Eger gerdīm ḫāk-i reh der-ān kū
Neyefşānīm dāmen ez-reh-i ū
Be-nāz u şīve dāred bā-men ān şūḫ
İşāret geh be-çeşm u geh be-ebrū
‘Aceb çeşmīst çeşmet ey perī-zād
Çunān çeşmī nedāred hīç āhū
Çu dīdem zulf çun s̱u‘bānet ey dōst
Nemī tersem diger z’ān çeşm-i cādū
Nedāred bāk ‘Adlī ez-raḳībān
Çu dād ūrā seg-i tū cā be-pehlū

Günümüz Türkçesiyle

1. O mahallenin yolunda toprak olduysak, artık onun yolundan eteğimizi silkip ayrılmayız. ("Dâmen efşândan", yani etek silkmek, sözlük anlamıyla bir şeyden el çekmek, ilgiyi kesmek demektir.)

2. O şuh güzel, naz ve işveyle bana bazen gözüyle, bazen kaşıyla işaret eder.

3. Ey peri soylu sevgili, senin gözün ne şaşılacak bir gözdür; hiçbir ceylanın böyle bir gözü yoktur.

4. Ey dost, senin ejderha gibi zülfünü gördüğümden beri artık o büyücü gözden korkmuyorum. ("Su‘bân" sözlük anlamıyla büyük yılan, ejderha demektir. Zülfün kıvrımlı ve siyah oluşu onu yılana benzetir. Daha korkunç olanı gören âşık, sevgilinin büyüleyen gözünden artık çekinmez.)

5. Adlî'nin artık rakiplerden korkusu yoktur, çünkü senin köpeğin ona yanında yer verdi. (Sevgilinin kapısındaki köpek, divan şiirinde âşığın o kapıya yakınlığının ölçüsüdür.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça dokuzuncu gazelidir. Beş beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelde redif yoktur; kafiye "-û" sesidir: kû, û, ebrû, âhû, câdû ve pehlû. Gazel Bayram 2008 neşrinde 162 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre yalnız Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T nüshasında bulunur. Bayram bu nüshanın ta‘lik yazıyla yazıldığını belirtir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Bu gazel Fatih Başpınar'ın düzeltmelerinin en çok yoğunlaştığı şiirlerden biridir ve düzeltmelerin bir kısmı doğrudan ta‘lik yazının özellikleriyle ilgilidir. İkinci beyitte Bayram "şîve-dâr u" okumuş, ikinci mısradaki "geh"i de yer bildiren bir ek sayarak "işâret-geh" (işaret yeri) yazmıştı. Başpınar, birinci mısrada "dâred" (sahiptir, eder) fiilini, ikinci mısrada da "geh... geh..." (bazen... bazen...) yapısını görür. Maktada ise anlaşılmaz bir "be-yektû" ifadesi vardı. Başpınar, ta‘lik yazıda "sîn" harfinin altına üç nokta konabildiğini ve bu noktaların iki ayrı harfin noktası sanıldığını gösterir; aynı harfler "seg-i tû" (senin köpeğin) diye okunmalıdır. Birleşik yazılmış "dâdûrâ" da "dâd ûrâ" (ona verdi) olmalıdır. Burada verilen metin bu düzeltmeleri içerir.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, sevgilinin mahallesine bağlılığı anlatır. Âşık o mahallenin yolunda toprak olmuştur ve artık o yoldan eteğini silkmez. "Hâk" (toprak) ile "dâmen efşândan" (etek silkmek) arasında bir bağ vardır: eteğe yapışan toz silkelenir, ama yola toprak olmuş biri o yoldan ayrılamaz. Bu düşünce, âşığın sevgilinin yolunda kendini tamamen yok saymasını anlatır.

İkinci ve üçüncü beyitler sevgilinin gözü ve kaşı üzerinde durur. Şuh sevgili naz ve işveyle bazen gözle, bazen kaşla işaret eder. Göz, kaş ve işaret arasında tenasüp vardır. Üçüncü beyitte sevgilinin gözü ceylanın gözüyle karşılaştırılır ve ondan üstün tutulur. Ceylan gözü güzelliğin bilinen ölçüsüdür; sevgilinin gözü bu ölçüyü aşar. "Perî-zâd" (peri soylu) hitabı da göze bir olağanüstülük katar.

Dördüncü beyit gazelin en çok düşündüren beytidir. Sevgilinin zülfü bir ejderhaya, gözü bir büyücüye benzetilir. Âşık ejderhayı gördükten sonra büyücüden korkmaz. Sözlük bilgisine göre "su‘bân" kelimesi Hz. Musa'nın asasının dönüştüğü yılanı anlatmak için de kullanılır. Bu yüzden beyit, Musa'nın asasının sihirbazları yenmesine bir telmih olarak da okunabilir; ancak bu bağ mısrada açıkça kurulmamıştır. Zülf ile yılan, göz ile büyü divan şiirinin yerleşik benzetmeleridir ve beyit ikisini bir korku sıralamasına dönüştürür.

Makta, sevgilinin köpeği imgesini kullanır. Sevgilinin kapısındaki köpek âşığa yanında yer vermiştir; bu, âşığın o kapıya kabul edildiğinin işaretidir. Rakiplerden korkmaması da buradan gelir. Bir padişahın kendini sevgilinin köpeğinin yanında yer bulmakla övünen biri olarak anlatması, âşığın alçakgönüllülüğünü uç bir noktaya taşır.

Kaynakça

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 9 (metin ve çeviri s. 58; ikinci beyitteki düzeltme s. 43, maktadaki düzeltme s. 46-47). Bayram 2008, s. 365, şiir no. 162.
  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-32 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4; T nüshası s. 32). ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar