Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün (remel)

Ey zi-‘anber raḳamī ber-şeker-i nāb zede
V’ez-ḫam-i zulf-i girih ber-gul-i sīr-āb zede
Tā şebī dīd meh-i nev ḫam-i ebrū-yi turā
Der-ser-i surme ez-ān rū zi-ġameş tāb zede
Kuşte-i ġamze-i ān nergis-i mestem ki niyāz
Pāsbān-i muje her dem reh-i miḥrāb zede
Ḫoş maḳāmīst dil-efrūz furūd ā ki zi-eşk
Manẓar-i çeşm-i merā dil [ki] zi-beyt āb zede
Tā ki ‘Adlī ruḫ-i çun māh-i turā dīd revān
Ṭa‘ne ber-ṭal‘at-i ḫurşīd-i cihān-tāb zede

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey saf şekerin üstüne amberle bir yazı çizmiş ve zülfünün kıvrımıyla taze gülün üstüne düğüm atmış olan sevgili. ("Anber" sözlük anlamıyla koyu renkli, güzel kokulu bir maddedir; "rakam" yazı, çizgi demektir. Şeker dudağı, taze gül yanağı düşündürür; amberden yazı da dudağın çevresindeki koyu tüylere işaret ediyor olabilir.)

2. Bir gece yeni ay senin kaşının kıvrımını gördü; o günden beri gamından sürmenin ucunda kıvrılıp kaldı. (Beyit kapalıdır. Mısrada "ebrû" yani kaş geçer; Başpınar ise "saçının kıvrımını" diye çevirir. Hilal sevgilinin kaşını görüp kıskançlıktan iki büklüm olmuştur.)

3. Ben o mahmur nergis gözün bakışıyla öldürülmüş biriyim; yakarışım mihraba yönelir, ama kirpik bekçisi her an mihrabın yolunu keser. (Divan şiirinde eğri kaş mihraba benzetilir; kirpikler de bu mihrabın önünde nöbet tutan bekçilerdir. Başpınar beyti "O mest gözün kıyıcı bakışıyla ölmeyi niyaz ediyorum. Fakat kirpik bekçisi mihrap yolunu her an tutmakta" diye anlar.)

4. Gözümün penceresi gönül açan güzel bir konaktır; gel, buraya in, çünkü gönül gözyaşıyla oraya su serpti. (Beyit kapalıdır. Başpınar "Gönül evi aşağı inen gözyaşıyla su aldığından beri, gözümüzün penceresi gönül açıcı güzel bir makam olmuştur, gel" diye çevirir. "Âb zeden" sözlük anlamıyla su serpmek demektir; misafir gelecek yere su serpilmesi, onu karşılamaya hazırlanmayı düşündürür. Köşeli parantez içindeki "ki" Başpınar'ın metne eklediği kelimedir.)

5. Adlî senin ay gibi yüzünü görür görmez, dünyayı aydınlatan güneşin yüzünü kınadı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça on ikinci gazelidir. Beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "zede" (vurmuş, kılmış), kafiye "-âb" sesidir: nâb, sîr-âb, tâb, mihrâb, âb ve cihân-tâb. Gazel Bayram 2008 neşrinde 165 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre üç nüshada bulunur: British Library'deki OR, İstanbul'daki İBB ve Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T. Farsça gazeller arasında üç nüshada yer alan iki gazelden biridir; öbürü 157 numaralı gazeldir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Gazelin bulunduğu OR nüshası, Bayram'ın TEİS'teki maddesinde divanın en sağlam nüshası olarak anılır. Bayram, OR nüshasının imla özelliklerine bakarak 1500'lü yılların başlarında yazılmış olabileceğini söyler. Bu nüshada 134 Türkçe gazelin yanında 3 Farsça gazel vardır ve ilk sayfasında biri Farsça iki muamma bulunur. İBB'de ise 106 gazelin yalnız ikisi Farsçadır ve bunlardan biri bu gazeldir. Fatih Başpınar'ın sayımıyla Bayezid'in on yedi Farsça şiiri bütün şiirlerinin aşağı yukarı onda biridir. Metin, onun Bayram 2008 okumalarını düzelterek kurduğu metindir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, Adlî'nin Farsça şiirleri içinde mazmunları en yoğun olanlardan biridir. Matla sevgilinin yüzünü bir resim ya da yazı gibi anlatır. Şekerin üstüne amberle çizilmiş bir yazı, taze gülün üstüne atılmış zülüf düğümleri vardır. Şeker, anber ve gül kelimeleri tat, koku ve renk duygularını bir araya getirir. Redif "zede" her beyitte bir hareket bildirir: yazı çizmek, düğüm atmak, kıvrılmak, yol kesmek, su serpmek ve kınamak.

İkinci beyit hüsn-i talile yakın bir düşünceyle kurulur. Hilalin eğri biçimi, sevgilinin kaşını görüp gamdan kıvrılmasına bağlanır. Gök cisminin hâline gerçek dışı bir sebep bulunması bu sanatın tanımına uyar. Üçüncü beyitte ise kaş ile mihrap benzetmesi kullanılır. Âşık gözün bakışıyla öldürülmüştür ve yakarışı mihraba, yani sevgilinin kaşına yönelir, ama kirpikler bekçi gibi bu yolu keser. "Niyâz" ve "mihrâb" kelimeleri ibadet dünyasından alınmıştır; aşk ile ibadet arasındaki bu yakınlık divan şiirinde sık görülür.

Dördüncü beyit gazelin en kapalı beytidir. Başpınar'ın çevirisinde gönül evi gözyaşıyla su almış, göz penceresi de güzel bir makam olmuştur. Mısraların sözlük anlamı ise sevgiliyi göz penceresine konuk olmaya çağıran bir sahneyi de düşündürür. Her iki okuyuşta göz, gözyaşı ve ev arasında bir tenasüp vardır. Makta güneş ile ay arasında bir karşılaştırma yapar. Adlî sevgilinin ay yüzünü görünce, dünyayı aydınlatan güneşi bile kınamıştır. Ayın güneşten üstün tutulması, sevgilinin güzelliğinin göğün en parlak varlığını gölgede bıraktığını söyleyen bir abartıdır (mübalağa).

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-32 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4; OR nüshası s. 30-31). ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 12 (metin ve çeviri s. 61). Bayram 2008, s. 369, şiir no. 165.

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar