Özgün Metin

Vezin: Mefā‘īlün mefā‘īlün fe‘ūlün (hezec)

Ser-i zulfeş çu ber-‘āriż futāde
Nişān-i ve’ḍ-duḥā ve’l-leyl dāde
Tuyī ān şeh-suvār-i kişver-i husn
Ki hestend cumle ḫūbānet piyāde
Eger sāḳī tu bāşī ‘āşiḳānrā
Ki nūşed ġayr-i ḫūn der-cāy-i bāde
Şehā ne dōst mī dārem ruḫet men
Heme kes dōst dāred rūy-i sāde
Be-‘Adlī kon guzer k’ū ez-ser-i mihr
Ruḫ-i iḫlāṣ ber-rāhet nihāde

Günümüz Türkçesiyle

1. Zülfünün ucu yanağının üstüne düşünce, "ve'd-duhâ ve'l-leyl" alametini göstermiş oldu. (Başpınar burada Duhâ suresinin 1-2. ayetlerine gönderme yapar. "Duhâ" sözlük anlamıyla kuşluk vakti, günün aydınlık saati, "leyl" gecedir. Aydınlık yanak kuşluk vaktini, üstüne düşen siyah zülüf geceyi gösterir.)

2. Güzellik ülkesinin o usta binicisi, o şehsüvarı sensin; bütün güzeller senin yanında yayadır. ("Şeh-süvâr" sözlük anlamıyla ata en iyi binen, binicilerin ustası; "piyâde" ise yaya demektir.)

3. Âşıkların sâkîsi sen olursan, kim şarap yerine kandan başkasını içer? (Sevgilinin sunduğu kadehten âşıkların payına düşen, şarap yerine yürek kanıdır.)

4. Ey şah, ben senin yüzünü sevmem; çünkü sade yüzü herkes sever. (Beyit iki türlü anlaşılabilir: Başpınar "yüzünü/suretini" ve "sade/güzel yüz" diye iki karşılık verir. "Rûy-i sâde" sözlük anlamıyla hem tüysüz, henüz ayva tüyü çıkmamış yüz hem de yalın, süssüz yüz demektir. Âşık, herkesin sevdiği görünüşün ötesinde bir şeyi sevdiğini söyler.)

5. Adlî'nin yanına bir uğra; çünkü o, sevgisinden ötürü ihlas yüzünü senin yoluna koymuştur. ("Yüzünü yola koymak", sevgilinin yolunda kendini alçaltmak, yüzünü toprağa sürmek demektir; "ihlas" da içten bağlılıktır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça on birinci gazelidir. Beş beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelde redif yoktur; kafiye "-âde" sesidir: futâde, dâde, piyâde, bâde, sâde ve nihâde. Gazel Bayram 2008 neşrinde 164 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre yalnız Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T nüshasında bulunur. Başpınar'a göre Bayezid'in Farsça şiirleri bütün şiirlerinin aşağı yukarı onda biridir; on dört Farsça gazelin hepsini bir arada veren tek nüsha da T'dir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Fatih Başpınar matladaki "ve’d-duhâ ve’l-leyl" ibaresini italik basar ve dipnotta Duhâ suresinin 1-2. ayetlerini gösterir. Onun metninde "ve’ḍ-duḥā" kelimesindeki ikinci "d" noktasız basılmıştır; burada metin olduğu gibi korunmuştur. Dördüncü beyit ise Başpınar'ın "onarılması gerektiği hâlde onarılmayan" yerlere verdiği örneklerdendir. Bayram'ın metninde mısra "Ne şehâ dûst mî-dârem ruhet men" diye başlıyordu ve vezne uymuyordu. Başpınar, olumsuzluk bildiren "ne" ile "şehâ" (ey şah) kelimelerinin yer değiştirmesi gerektiğini gösterir; mısra böylece "Şehâ ne dōst mî dârem ruhet men" biçiminde "mefâ‘îlün mefâ‘îlün fe‘ûlün" kalıbına oturur.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla, sevgilinin yüzünü bir ayet parçasıyla anlatır. Yanağın üstüne düşen zülüf, aydınlık ile karanlığı yan yana getirir. Kuşluk vaktinin aydınlığı yanağa, gecenin karanlığı zülfe karşılık gelir. Ayetten bir parçanın şiire alınması iktibas sanatıdır; aydınlık ile karanlık arasında da bir tezat vardır. Böylece sevgilinin yüzü, iki zamana birden yemin edilen bir manzara gibi görünür.

İkinci beyit sevgiliyi güzellik ülkesinin şehsüvarı yapar ve bütün güzelleri onun yanında yaya bırakır. "Şeh", "süvâr" ve "piyâde" kelimeleri, ata binen ile yaya yürüyen arasındaki farkı anlatırken satrançtaki şah ve piyade taşlarını da hatırlatır. Ülke, binici ve yaya kelimeleri arasındaki tenasüp, güzellik dünyasını bir saltanat ve savaş düzeni gibi kurar. Üçüncü beyit sâkî imgesini kullanır: sevgili âşıklara kadeh sunarsa, onların kadehinde şarabın yerini yürek kanı alır. Şarap ile kanın renk benzerliği bu beytin temelidir.

Dördüncü beyit gazelin en ince beytidir. Âşık sevgiliye "ey şah" diye seslenir ve onun yüzünü sevmediğini söyler, çünkü sade yüzü herkes sever. Başpınar'ın iki karşılıklı çevirisi beytin iki yönünü gösterir: "rûy" hem yüz hem suret, "sâde" hem tüysüz hem yalın demektir. Âşığın sevgisi, herkesin gördüğü görünüşün ötesine yönelir. Beyit, bu iddiayı sevginin derecesini artırmak için kullanır. Şiiri yazanın bir padişah olduğu düşünüldüğünde, sevgiliye "şehâ" diye seslenmesi de Adlî'nin gazellerinde görülen kul ile şah yer değiştirmesinin bir örneğidir.

Makta bir davetle biter. Adlî, sevgisinden ötürü ihlas yüzünü sevgilinin yoluna koymuştur ve sevgiliden yanına uğramasını ister. Yüzün yola konması, ikinci beyitteki binici imgesiyle birlikte düşünülünce, atlı sevgilinin geçeceği yola yüzünü koyan bir âşık sahnesi ortaya çıkar.

Kaynakça

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 11 (metin, çeviri ve Duhâ suresine gönderen dipnot s. 60; dördüncü beyitteki düzeltme s. 48-49). Bayram 2008, s. 369, şiir no. 164.
  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-32 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4). ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar