Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün (hezec)

Ey ḥāṣıl-i ‘omrem zi-ġamet nāle vu āhī
Cuz derd-i tuem nīst be-her ḥāl penāhī
Ḫvāhem ki konem āyine-i rūḥ çu bīnem
Ey dōst nişān-i sum-i esb-i tu be-rāhī
Ey dil mekon endīşe zi-cān dāden u binger
Der-‘izzet-i ṣaydī ki şeved kuşte-i şāhī
Her laḥẓa şeved zulf-i tuem māni‘-i dīdār
Yā Rab çi belā mī keşem ez-dest-i siyāhī
Sulṭān-i cihān gerded eger ḫod binevāzī
‘Adlī dil-i āzurde-i ḫodrā be-nigāhī

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey derdinden ömrümün bütün kazancı inilti ve âh olan sevgili, ne hâlde olursam olayım senin derdinden başka sığınağım yok.

2. Ey dost, yolda atının nal izini görünce onu ruhumun aynası yapmak isterim. (Beyit iki türlü okunabilir. Başpınar "Yolda atının ayak tırnaklarının izini görmek için bir ruh aynası/saf bir gönül edinsem gerek" diye çevirir; mısraların sırası ise yolda görülen izin ruhun aynası yapılması anlamını da verir. "Sum" sözlük anlamıyla toynak demektir.)

3. Ey gönül, can vermekten korkma; bir şahın öldürdüğü avın kazandığı şerefe bak.

4. Zülfün her an yüzünü görmeme engel oluyor; ya Rab, bir siyahın elinden ne belalar çekiyorum. ("Siyâhî" sözlük anlamıyla hem siyahlık, karaltı hem de siyah tenli kişi demektir; Başpınar "bir zencinin elinden" diye çevirir. Siyah zülüf, yüzü koruyan bir bekçi gibidir.)

5. Adlî'nin incinmiş gönlünü bir bakışla okşarsan, o cihanın sultanı olur. (Başpınar "esirgersen/okşarsan" diye iki karşılık verir; "nevâhten" fiili sözlük anlamıyla okşamak, gönül almak demektir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Adlî'nin Farsça gazellerinin on dördüncüsü ve sonuncusudur. Beş beyittir ve hezec bahrinin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Gazelde ayrı bir redif yoktur; kafiye "-âhî" sesidir: âhî, penâhî, râhî, şâhî, siyâhî ve nigâhî. Gazel Bayram 2008 neşrinde 167 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre iki nüshada bulunur: Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T ve Ali Emîrî Efendi'nin istinsah ettiği M2. Bayram'ın T nüshası için verdiği son beyit bu gazelin maktaıdır; yani gazel T nüshasında Adlî'nin şiirlerinin sonunda yer alır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Fatih Başpınar bu gazelin matlaını tamlama yanlışlarına örnek gösterir. Bayram ikinci mısrada "be-her hâl-i penâhî" okumuştu. Başpınar'a göre bu izafet, "hâl" kelimesinden sonra vezin için gereken kısa heceyi karşılamak amacıyla konmuştur ve anlamı bozar; kelimenin uzatılarak okunabileceği düşünülmeliydi. Doğru okuyuş "be-her hâl penâhî"dir. T nüshası bütün Farsça gazelleri içerdiği için Bayezid'in Farsça şiirinin ana kaynağıdır; Başpınar'a göre bu şiirler, padişahın bütün şiirlerinin aşağı yukarı onda birini oluşturur.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel âşığın ömrünün bir hesabıyla açılır. Sevgilinin derdinden ömrün bütün kazancı inilti ve âhtır, ama âşığın sığınabileceği tek yer de yine bu derttir. "Hâsıl" (kazanç) ve "penâh" (sığınak) kelimeleri, acıyı hem kaybedilen hem sığınılan bir şey hâline getirir. Bu, bir önceki gazellerde de görülen dert ile derman düşüncesinin başka bir söyleyişidir.

İkinci beyit sevgilinin atlı olarak düşünüldüğü bir sahne kurar. Yolda atının nal izi görülür ve âşık bu izi ruhunun aynası yapmak ister. Başpınar'ın okuyuşunda ise âşık bu izi görebilmek için saf bir gönül, bir ruh aynası edinmek ister. İki okuyuşta da sevgilinin geçtiği yolda kalan küçük bir iz, âşık için büyük bir değer taşır. Ayna, iz ve görmek kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Üçüncü beyit gazelin en anlamlı beytidir. Âşık gönlüne can vermekten korkmamasını söyler, çünkü bir şahın avladığı av şeref kazanır. Sevgili av peşindeki bir şah, âşık da onun avıdır. Av ile şah arasındaki bu ilişki divan şiirinde bilinen bir benzetmedir; ama beyti yazanın gerçekten bir padişah olduğu düşünüldüğünde ironi belirginleşir. Bayezid burada kendini şahın avı olarak anlatır. Dördüncü beyitte sevgilinin siyah zülfü yüzü görmeye engel olur. "Siyâhî" kelimesinin hem siyahlığı hem siyah tenli bir bekçiyi anlatması, zülfü yüzün önünde nöbet tutan bir muhafız hâline getirir.

Makta, Adlî'nin şiirlerindeki kul ile sultan yer değiştirmesinin en açık örneklerinden biridir. Sevgili Adlî'nin incinmiş gönlünü bir bakışla okşarsa, Adlî "cihanın sultanı" olur. Gerçekte cihan sultanı unvanını taşıyan bir padişahın, sultanlığı sevgilinin tek bir bakışına bağlaması, saltanat ile aşk arasında bir karşılaştırma kurar. "Sultân-ı cihân" ile "dil-i âzürde" (incinmiş gönül) arasındaki karşıtlık, beyti bu yer değiştirmenin üzerine oturtur.

Kaynakça

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, şiir no. 14 (metin ve çeviri s. 63; matladaki düzeltme s. 42). Bayram 2008, s. 371, şiir no. 167.
  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30-33 (nüsha tanıtımları ve Tablo 4; T nüshasının son beyti s. 32; M2'deki Farsça bölüm s. 33). ekitap.ktb.gov.tr

Çevrimiçi kaynaklar