Özgün Metin

Vezin: Mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün (hezec)

Her dūd ki peydā şeved ez-sīne-i çākem
Ebrī şeved u girye koned ber-ser-i ḫākem

Günümüz Türkçesiyle

1. Yarık göğsümden çıkan her duman bir bulut olur ve mezarımın başında ağlar. ("Sîne-i çâk" sözlük anlamıyla yarık, yırtık göğüs demektir; aşk ateşiyle yanan âşığın göğsünden duman yükselir. "Hâk" toprak demektir ve burada mezarı anlatır.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Tek beyitlik bir Farsça matla‘dır ve hezec bahrinin "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "çâkem" ile "hâkem" kelimelerindeki "-âk" sesi, ardından gelen "-em" de birinci şahıs iyelik ekidir. Beyit Bayram 2008 neşrinde 170 numaradadır. Bayram'ın 2018 baskısındaki tabloya göre nüshalardan yalnız Ali Emîrî Efendi'nin istinsah ettiği M2'de, Bayezid'in Farsça şiirlerinin toplandığı bölümde bulunur. Buna karşılık beyit, Adlî'nin şiirleri içinde tezkirelerde en çok anılanlardandır. Âşık Çelebi, Beyânî ve Kınalızâde Hasan Çelebi, Sultan Bâyezîd maddelerinde bu Farsça matla‘ı Türkçe "İy süvâr-ı esb-i nâz" matla‘ıyla birlikte örnek olarak verir.

Beytin ilk kelimesi kaynaklara göre değişir. Âşık Çelebi "Her nâle" (her inilti), Kınalızâde "Her derd" (her dert), Beyânî ise "Her dûd" (her duman) yazar. Bayram'ın 2008 neşri Kınalızâde'deki "derd" okuyuşunu izlemiştir. Fatih Başpınar bu okuyuşu Arap harflerinde "dâl" ile "vâv" harflerinin karışabilmesine bağlar ve "yarık sinemden peyda olan her dert" anlamının beyte oturmadığını söyler. Ona göre beyit, göğüste yanan bir ateşten çıkan dumanın buluta dönüşmesi ve aşk ateşiyle ölen âşığın mezarı başında yağmur olup ağlaması düşüncesine dayanır; duman ile bulut arasındaki benzerlik de açıktır. Bu yüzden Başpınar, Beyânî'deki "dûd" okuyuşunu benimser. Burada verilen metin Başpınar'ın metnidir.

Anlam ve Söz Sanatları

Beyit, divan şiirinin bilinen bir düşüncesini bir doğa olayına bağlar. Âşığın göğsü aşk ateşiyle yanmaktadır ve yarık göğüsten duman yükselir. Bu duman göğe çıkıp bulut olur, bulut da âşığın mezarının başında yağmur olarak ağlar. Âşık ölmüştür, ama yaktığı ateşin dumanı onun ardından yas tutmaya devam eder. Dumanın buluta, yağmurun gözyaşına dönüşmesi, birbirini izleyen bir dönüşüm zinciridir. Yağmurun bulutun ağlaması olarak anlatılması teşhis ve hüsn-i talile yakın bir söyleyiştir. Duman, bulut, ağlama ve toprak kelimeleri arasında tenasüp vardır. "Sîne" (göğüs) ile "ser" (baş) da beyte beden imgeleri katar: göğüsten çıkan, sonunda mezarın başında durur.

Beytin gücü sadeliğindedir. Az sayıda kelimeyle bir başlangıç, bir dönüşüm ve bir son kurulur. Bu kalıp, şairlerin ilk mısraın "Her X ki..." yapısını ve ikinci mısraın "...şeved u ... koned ber-ser-i hâkem" yapısını koruyup içine yeni imgeler yerleştirmesine elverişlidir.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi bu Farsça matla‘ için "ekâbir-i asr", yani çağın büyüklerinin nazireler yazdığını söyler ve altı nazire verir. Kınalızâde de "şu‘arâ-yı vakt"in, dönemin şairlerinin, bu beyti örnek alıp söylediğini yazar ve aynı altı ismi sıralar: Necâtî, Câfer Çelebi, Vasfî, Müeyyedzâde, Hâcı Hasanzâde ve Kemâl Paşazâde. Beyânî ise Necâtî, Müeyyedzâde ve Kemâl Paşazâde'nin beyitlerini verir. Nazirelerin hepsi Adlî'nin kalıbını korur, ama ilk mısraı "Her ... kez tu resed ber-dil-i çâkem" (senden yaralı gönlüme erişen her ...) biçimine çevirir. Kınalızâde'nin aktardığı biçimlerle Necâtî'de yaralı gönle erişen her kamış ok bir ney olur ve mezar başında inler: Her nâvek-i ney kez tu resed ber-dil-i çâkem / Nâyî şeved ü nâle koned ber-ser-i hâkem. Câfer Çelebi'de her cefa oku bir servi olup mezara gölge salar; Vasfî'de her cefa taşı bir levha olup yine gölge salar. Müeyyedzâde'de üç kanatlı her ok bir kuş olup mezar başında raks eder; Hâcı Hasanzâde'de her şuh gamze Kınalızâde'ye göre bir süsen, Âşık Çelebi'ye göre bir servi olup mezara gölge salar; Kemâl Paşazâde'de ise sevgilinin ayva tüylerine duyulan sevda bir sünbül olup mezara koku verir. Beyitler tezkireler arasında küçük farklarla aktarılmıştır.

Nazire yazanlar dönemin önde gelen şairleri ve devlet adamlarıdır. Müeyyedzâde Abdurrahman ile Tâcîzâde Câfer Çelebi, TEİS'te Bayezid'in Amasya çevresinde anılan isimler arasında geçer. Şerafettin Turan, Necâtî'yi, İbn Kemal adıyla da bilinen Kemâl Paşazâde'yi ve Tâcîzâde Câfer'i Bayezid'in desteğini gören âlim ve şairler arasında sayar; Kınalızâde de Hâcı Hasanzâde'yi kazasker olarak anar. Bayram ise M2 nüshasının 38b-39a varaklarında "Adlî'nin bir matla‘ına" Necâtî Bey, Müeyyedzâde Abdurrahman Çelebi ve Tâcîzâde Câfer Çelebi gibi dönemin şairleri ve devlet adamlarınca yazılmış nazireler bulunduğunu belirtir. Bu nazirelerin hangi yıllarda ve hangi mecliste yazıldığı kaynaklarda söylenmez. Yine de bu kayıtlar, padişahın Farsça bir beytinin dönemin şair ve devlet adamları arasında örnek alınıp tanzir edildiğini gösterir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 30 ve 33 (Tablo 4; M2'deki Farsça bölüm ve nazireler s. 33). ekitap.ktb.gov.tr
  • Âşık Çelebi, Meşâirü'ş-şuarâ, hzl. Filiz Kılıç, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018 (e-kitap), s. 72 (Sultan Bâyezîd maddesi). ekitap.ktb.gov.tr
  • Beyânî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 14, Sultan Bâyezîd maddesi. ekitap.ktb.gov.tr
  • Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, hzl. Aysun Sungurhan, Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2017 (e-kitap), s. 132-133, Sultan Bâyezîd maddesi. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

  • Fatih Başpınar, "Sultan II. Bayezid'in Farsça Şiirleri Üzerine", Divan Edebiyatı Araştırmaları Dergisi 8 (2012), s. 37-66, matla‘ no. 2 (metin ve çeviri s. 65; "derd"/"dûd" tartışması s. 44-45). Bayram 2008, s. 373, şiir no. 170.
  • Şerafettin Turan, "Bayezid II", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-ii.

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar