Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

‘Ālemi pür ḳılduñ iy dil nāle vü efġāndan
Ne vefā görseñ gerek ol āfet-i devrāndan
Ḫaṭṭı gelmedin gül-i vaṣlın ṭaleb ḳıl iy göñül
Kim ḫazān faṣlında ḫaṭṭ olmaz iñen bustāndan
Deşt-i ġamda ḍarb-ı peykānuñla sīnem zaḫmını
Dest-i cevrüñ pür ḳılupdur lāle-i Nu‘mān'dan
İy dişi dür la‘l-i nābuñ ḥasretiyle gerçi kim
Cān-fezādur el yudum ben çeşme-i ḥayvāndan
Pādşāhum işigüñde ḳullaruñdan kemterīn
Ḳuluñ olmaḳ yeg durur ‘Adlī gibi ṣulṭāndan

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey gönül, dünyayı inlemelerle ve feryatlarla doldurdun; zamanın belası olan o güzelden ne vefa göreceksin ki.

2. Ey gönül, yüzünde ayva tüyleri (hat) bitmeden onun vuslat gülünü iste; çünkü güz mevsiminde bahçeden pek bir şey elde edilmez. İkinci mısradaki "hatt" ile "iñen" kelimelerinin tam okunuşu kesin değildir; "iñen" eski Anadolu Türkçesinde sözlük anlamıyla "pek, çok" demektir. Beyitten açıkça anlaşılan, ayva tüylerinin gelişinin güzelliğin güzü sayıldığı ve gülün bundan önce koparılması gerektiğidir.

3. Gam çölünde, senin okunun temreninin vurduğu göğsümdeki yarayı zulüm elin Nu‘mân lâleleriyle doldurmuştur (yaralar kanla kırmızı lâlelere dönmüştür).

4. Ey dişleri inci olan sevgili, hayat çeşmesinin suyu her ne kadar cana can katsa da, ben senin saf yakut dudağının hasretiyle ondan el çektim.

5. Padişahım, senin eşiğinde kullarının en aşağısı olan bir kul olmak, Adlî gibi sultan olmaktan yeğdir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dan" ekidir; kafiye "-ân" sesine dayanır: efgân, devrân, bustân, Nu‘mân, hayvân, sultân. Divan şiirinde gazel, ilk beytinin iki mısraı kendi arasında, öteki beyitlerin ikinci mısraları da bu ilk beyitle kafiyeli olan, aşk ve güzellik üzerine kurulu kısa bir nazım şeklidir; ilk beyte matla, şairin mahlasını taşıyan son beyte makta denir. Gazel Bayram neşrinde 106 numarayla yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB). Nüsha farkları küçüktür: 3. beyitte T "darb" yerine "zahm" (yara) okur; 4. beyitte M1 ve M2 "yudum" yerine "yuram", T de "ben" yerine "bir" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla gönle yöneltilmiş bir sitemle açılır. Gönül dünyayı feryadıyla doldurmuştur, ama sevgili "âfet-i devrân"dır; "âfet" sözlük anlamıyla bela demektir ve divan şiirinde aklı başından alan güzel için kullanılır. Böyle bir güzelden vefa beklemek boşunadır. İkinci beyit, divan şiirinin bilinen bir düşüncesini mevsim benzetmesine bağlar: genç güzelin yüzünde ayva tüylerinin belirmesi güzelliğin güzüdür, gül bahar bitmeden koparılmalıdır. "Gül", "hazân" (güz) ve "bustân" (bahçe) kelimeleri arasında tenasüp vardır.

Üçüncü beyitte gam bir çöldür ve âşığın göğsü sevgilinin okuyla yaralanmıştır. Zulüm eli bu yaraları "lâle-i Nu‘mân" ile doldurmuştur. Bu ad sözlük anlamıyla kırmızı lâle ya da gelincik için kullanılır; yaraların kanı, göğsü kırmızı çiçeklerle dolu bir yere çevirir. Çölde lâle bitmesi beyte bir tezat da katar. "Darb" (vuruş), "peykân" (okun ucundaki temren) ve "zahm" (yara) kelimeleri bir küme oluşturur.

Dördüncü beyitte sevgilinin dişleri inciye, dudağı saf yakuta benzetilir. Âşık, cana can katan hayat suyundan bile el çekmiştir, çünkü istediği sevgilinin dudağıdır. "El yumak" sözlük anlamıyla bir şeyden vazgeçmektir. Dudağın hayat suyu gibi can bağışladığı düşüncesi divan şiirinde sık görülür; burada dudak, ölümsüzlük veren sudan daha üstün tutulur. M1 ve M2'nin "yuram" okuyuşu beyti bir kararlılık cümlesine çevirir.

Makta, Adlî'nin şiirlerinde sık rastlanan ironinin en açık örneklerinden biridir. Şiiri yazan bir sultandır, ama sevgiliye "padişahım" diye seslenir ve onun eşiğindeki kulların en aşağısı olmayı "Adlî gibi sultan" olmaya yeğ tutar. Kafiye kelimesi olarak "sultân"ın seçilmesi bu karşılaştırmayı beytin en güçlü yerine koyar. "Pâdşâh", "kul" ve "sultân" kelimeleri arasında tenasüp, sultanlık ile kulluk arasında da tezat vardır.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 144, şiir no. 106 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr