Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
İñlerem her dem ziyāde derd ile ṭolābdan
Yaşum artuḳ mevc urur her laḥẓada seyl-ābdan
Niçe yüz biñ bende-i bendüñden āzād isteseñ
Al elüñe zülfüñi çöz bir ḳılını bāddan
Rūşen oldı hep cihānda mihr-i ruḫsāruñ senüñ
Gündüzin gün pertevinden gice de meh-tābdan
Ka‘be-i ḥüsnüñde zāhid görse ḳaşuñ iy ṣanem
Ḳıblei terk eyleye yüz döndere miḥrābdan
Ḥasret-i la‘l-i lebüñle yaşumuñ her ḳatresi
Sūz-ı hicrüñde senüñ rengīn ü ter ‘unnābdan
Dergehüñden ġayrı yoḳ baña cihānda ilticā
Āh eger maḳṣūd-ı dil fetḥ olmaya ol bābdan
Fürḳatüñden aġladuḳça ‘Adli çeşminden anuñ
Cem‘ olupdur cümle deryālar dökilen ābdan
Günümüz Türkçesiyle
1. Her an su dolabından daha çok dertle inlerim; gözyaşım her lahza sel suyundan daha çok dalgalanır.
2. Saçının bağına tutulmuş yüz binlerce kulunun azat olmasını istersen, saçını eline al ve çöz; bir telini rüzgârdan (kurtar). İkinci mısraın sonu açık değildir; Bayram dipnotta "bâd" kelimesinin gazelin kafiyesine uymadığını belirtir, bu yüzden metnin burada bozulmuş olması mümkündür.
3. Yüzünün güneşi bütün dünyada apaçık oldu: gündüz güneşin ışığından, gece de ay ışığından (güneş ve ay senin yüzünün parıltısını yansıtır).
4. Ey put gibi güzel, zahit senin güzellik Kâbende kaşını görse kıbleyi bırakır, yüzünü mihraptan çevirir (kaşın mihraptan daha çok secde edilmeye layıktır).
5. Yakut dudağının hasretiyle, ayrılığının yangınında gözyaşımın her damlası hünnaptan daha renkli ve tazedir (kanlı gözyaşı hünnap gibi kırmızıdır).
6. Dünyada senin dergâhından başka sığınacak yerim yok; ah, eğer gönlün muradı o kapıdan açılmazsa (hâlim nice olur).
7. Adlî ayrılığından dolayı ağladıkça, onun gözünden dökülen sudan bütün denizler toplanıp oluşmuştur.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dan" ekidir; kafiye "-âb" sesine dayanır: tolâb, seyl-âb, meh-tâb, mihrâb, ‘unnâb, bâb, âb. İkinci beyitteki "bâd" bu sıraya uymaz ve Bayram bunu dipnotunda ayrıca kaydeder. Gazel, matlaı kendi içinde, öteki beyitleri ikinci mısralarıyla matlaa kafiyeli kısa bir aşk şiiridir. Bayram neşrinde 107 numarayla yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB). Anlamı etkileyen nüsha farkları şunlardır: 1. beyitte T "derd ile" yerine "iy şehüm" (ey şahım), 4. beyitte T, M1 ve M2 kelime sırasını "kaşuñ görse zâhid" diye değiştirir, 5. beyitte M1 ve M2 "rengîn ü ter" yerine "rengîn dutar", 7. beyitte T, M1 ve M2 "fürkatüñden" yerine "fürkatüñde" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin baştan sona taşıdığı duygu, gözyaşının taşkınlığıdır. Matlada âşık su dolabından daha çok inler. "Dolap" burada sözlük anlamıyla sudan su çeken çarktır; dönerken çıkardığı gıcırtı, divan şiirinde inleyen âşığa benzetilir. İkinci mısrada gözyaşı selden daha çok dalgalanır. Maktada aynı abartı en uç noktasına varır: dünyadaki bütün denizler Adlî'nin gözünden dökülen sudan oluşmuştur. Bu, mübalağa sanatının açık bir örneğidir. Böylece gazel suyla açılır ve suyla kapanır; "seyl-âb" (sel), "eşk" (gözyaşı), "deryâ" (deniz) ve "âb" (su) kelimeleri arasında tenasüp vardır.
İkinci beyit, "bende" (kul) ile "bend" (bağ) kelimeleri arasındaki ses yakınlığına dayanır. Âşıklar sevgilinin saçının bağına tutulmuş kullardır; onları azat etmenin yolu saçı çözmektir. Mısraın son kısmı Bayram'ın da işaret ettiği gibi sorunludur, bu yüzden burada kesin bir anlam vermek doğru olmaz. Üçüncü beyitte sevgilinin yüzü güneştir ("mihr" sözlük anlamıyla hem güneş hem sevgi demektir). Gündüz güneşin, gece ayın ışığı hep o yüzün parıltısından gelir; yani sevgilinin yüzü gökteki iki ışık kaynağından üstün tutulur.
Dördüncü beyit divan şiirinin bilinen benzetmelerinden birini kullanır: kaş, kavisli biçimi yüzünden mihraba benzetilir. Sevgilinin güzelliği Kâbe'dir ve zahit, yani dış görünüşe bağlı sofu, bu kaşı görse kıbleden de mihraptan da yüz çevirir. "Ka‘be", "kıble" ve "mihrâb" kelimeleri arasında tenasüp vardır; "sanem" (put) kelimesi ise bunlarla tezat kurar. Zahidin dinî kurallardan vazgeçmesi, divan şiirinde aşkın gücünü göstermek için sık kullanılan bir sahnedir.
Beşinci beyitte kanlı gözyaşı hünnaba benzetilir. "‘Unnâb" sözlük anlamıyla kırmızı, küçük bir meyvedir ve rengi yüzünden divan şiirinde dudak için de kullanılır; burada dudağın hasretiyle akan yaş, dudağın rengini almıştır. Altıncı beyitte "fetih" kelimesi sözlük anlamıyla açmak demektir; "dergâh", "bâb" (kapı) ve "fetih" arasındaki tenasüp, sevgilinin eşiğini âşığın tek sığınağı yapar. Kapının açılmaması ihtimali beyti bir yakarışla bitirir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 145, şiir no. 107 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






