Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Her nefes iy ḫaste-dil maḳṣūd ne feryāddan
Merḥamet gelmez bilürsin çün şeh-i bī-dāddan
Çün ṭutuldı zülfine dil murġı yārüñ çāre ne
Dām-ı müşgildür ḫalāṣ olmayısar ṣayyāddan
Eylemişdi ḳıṣṣa-i ‘ışḳı benüm rūḥum revān
Dāstān oḳımadın Mecnūn ile Ferhād'dan
Ḥamdülillâh kim degül adum benüm kelb iy raḳīb
Ġayret ehline ölüm yegdür yaramaz addan
Yazmışidüm ṣūret-i cānānı dil levḥinde ben
Ḥüsn taṣvīr eylemek hiç olmadın üstāddan
Ḫırmen-i ḥüsninde dil murġına virmez dānei
Ol ṣanem ṣankim getürmiş toḫmını Baġdād'dan
Bād-ı āhuñla niçün ol serv meyl itmez saña
Çünki ‘Adlī meyl ider her sūya servi bāddan
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey hasta gönül, her nefeste feryat etmekten maksat ne? Bilirsin ki zalim şahtan merhamet gelmez.
2. Gönül kuşu sevgilinin saçına tutulduğuna göre çare ne? Bu çözülmesi zor bir tuzaktır; avcının elinden kurtuluş olmaz.
3. Daha Mecnun ile Ferhad'ın destanı okunmadan önce, ruhum aşk kıssasını ezberlemişti (aşkın hikâyesini onlardan önce yaşamıştı).
4. Ey rakip, Allah'a şükür benim adım "köpek" değil; namus ve haysiyet sahipleri için ölüm, kötü bir addan daha iyidir.
5. Daha bir ustadan güzellik resmetmeyi öğrenmeden, ben sevgilinin suretini gönül levhasına çizmiştim.
6. O put gibi güzel, güzelliğinin harmanında gönül kuşuna bir tane bile vermez; sanki tohumunu Bağdat'tan getirmiş. Beyit iki türlü okunabilir: "dâne" sözlük anlamıyla hem tane hem de bendir; gönül kuşunu tuzağa çeken sevgilinin beni de kastedilmiş olabilir. Bağdat'ın neden anıldığı beyitten açıkça anlaşılmamaktadır.
7. Ey Adlî, o selvi neden senin ahının rüzgârıyla sana doğru eğilmiyor; oysa selvi rüzgârla her yöne eğilir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dan" ekidir; kafiye "-âd" sesine dayanır: feryâd, bî-dâd, sayyâd, Ferhâd, üstâd, Bağdâd, bâd. Dördüncü beyitteki "ad" kelimesi kısa ünlüyle bu kafiyeye katılır. Bayram neşrinde 105 numarayla yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB). Nüsha farkları arasında şunlar anlamı etkiler: 2. beyitte T "olmayısar" yerine "olmaz seri", 4. beyitte M1 ve M2 "ġayret" yerine "‘ibret", 5. beyitte T, M1 ve M2 "hīç" yerine "naḳş", 6. beyitte M1 ve M2 "ṣankim" yerine "ṣanmañ" (sanmayın), son beyitte OR ve İBB "servi" yerine "sūsen" (zambak) okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla, gönle yöneltilmiş bir öğüttür: feryat boşunadır, çünkü sevgili "şeh-i bî-dâd", yani zalim, adaletsiz bir şahtır. "Bî-dâd" sözlük anlamıyla adaletsiz demektir. Sevgilinin şah olarak anılması Adlî'nin şiirlerinde sık görülen bir durumu taşır; ancak burada ironi bir kat daha artar: "Adlî", yani adil mahlasını taşıyan bir padişah, sevgilisini adaletsiz bir şah diye anar.
İkinci beyitte gönül bir kuştur ve sevgilinin saçına, yani bir tuzağa tutulmuştur. "Dâm" (tuzak), "murg" (kuş) ve "sayyâd" (avcı) kelimeleri arasında tenasüp vardır. Saçın tuzağa benzetilmesi divan şiirinin en bilinen benzetmelerindendir. Altıncı beyit aynı av sahnesine geri döner: sevgili güzelliğinin harmanında gönül kuşuna bir tane bile vermez. "Hırmen" (harman), "dâne" (tane) ve "tohm" (tohum) kelimeleri ikinci bir tenasüp kümesi oluşturur. Beyitte Bağdat'ın anılmasının bir nükteye dayanıp dayanmadığı açık değildir. Kafiyedeki "dâd" sesi, matladaki "bî-dâd" (adaletsiz) ile Bağdâd adını ses bakımından yan yana getirir; ama bundan bir anlam çıkarmak yorum olur.
Üçüncü ve beşinci beyitler, âşığın aşkının ezelî olduğunu söyler. Ruh, aşk hikâyesini Mecnun ile Ferhad'ın destanları okunmadan önce bilmektedir; Leylâ ile Mecnun ve Ferhad ile Şirin hikâyeleri, divan şiirinde aşkın örnek hikâyeleri olarak anılır. Bu iki ünlü âşığın anılması telmih sanatıdır. Beşinci beyitte gönül, üzerine resim çizilen bir levhadır; âşık sevgilinin suretini, bir ustadan güzellik resmetmeyi öğrenmeden önce oraya çizmiştir. Her iki beyitte de aşkın öğrenilmiş değil, doğuştan gelen bir şey olduğu fikri işlenir.
Dördüncü beyit rakibe seslenir. Âşık, adının "kelb" (köpek) olmadığına şükreder; namus ve gayret sahibi için kötü bir ad taşımaktansa ölmek yeğdir. Beyitte açıkça söylenmese de, kötü adı taşıyanın rakip olduğu ima edilir. M1 ve M2'nin "gayret" yerine "ibret" okuyuşu, ikinci mısraı bir ders cümlesine çevirir.
Makta "meyl" kelimesi üzerine kuruludur. Kelime sözlük anlamıyla hem eğilmek hem de gönül vermek demektir. Selvi rüzgârla her yana eğilir; ama Adlî'nin ahının rüzgârıyla sevgili, yani selvi boylu güzel, ona doğru eğilmez. Bu iki anlamın birlikte kullanılması tevriyeye yakın bir söyleyiştir. "Bâd" (rüzgâr), "âh" ve "serv" kelimeleri arasında da tenasüp vardır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 143, şiir no. 105 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






