Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ayaġın öpmege yārüñ ger vireydi baḫt dest
Başum eflāke irüp ‘ālem olurdı zīr-dest
Bir gice ger yār ile peymāne sürsem reşkden
Ṭañ degül nüh kāse-i gerdūn eger bulsa şikest
Çıḳmazam kūyından ümmīd-i liḳā-yı yār ile
Ehl-i īmāna olur ḥubb-ı vaṭan çün pāy-best
Zāhidi gördüm mürīd ile çıḳar mey-ḫāneden
Ser-girān biri velīkin ol birisi nīm-mest
Her devānuñ şerbetini la‘l-i cānānda ḳomış
‘Adliyā derdi saña taḳdīr iden rūz-ı elest

Günümüz Türkçesiyle

1. Talih, sevgilinin ayağını öpmek için bana fırsat verseydi başım göklere erer, bütün dünya elimin altında olurdu.

2. Bir gece sevgiliyle karşılıklı kadeh tokuştursam, feleğin dokuz kâsesi kıskançlıktan kırılsa buna şaşmamak gerekir. (Dokuz kat gök, ters çevrilmiş dokuz kâseye benzetilir.)

3. Sevgiliye kavuşma ümidiyle onun mahallesinden çıkmam; çünkü iman ehline vatan sevgisi bir ayak bağı olur. (Sevgilinin mahallesi âşığın vatanıdır.)

4. Zahidin müridiyle birlikte meyhaneden çıktığını gördüm; biri ağır başlı, sersem, öteki ise yarı sarhoştu.

5. Ey Adlî, elest gününde sana derdi takdir eden (Allah), her devanın şerbetini sevgilinin lal dudağına koymuş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir. Vezni aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif yoktur; kafiye "dest, zīr-dest, şikest, pāy-best, nīm-mest, elest" sözlerindeki "-est" sesidir. Bu sözlerden "elest" Arapça, ötekiler Farsçadır. Mahlas son beyitte geçer. Gazel Bayram neşrinde 11 numaradadır; OR, T, M1 ve M2 nüshalarında bulunur, İBB'de yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyit ayak ile baş arasındaki karşıtlık üzerine kuruludur. Âşık sevgilinin ayağını öpebilmek için eğilmek ister; bu eğiliş ona başını göklere erdirecek bir yücelik kazandırır. Alçalmanın yüceltmesi, divan şiirinde sevgiliye kulluğun en çok işlenen düşüncelerinden biridir. Kafiyede "dest" (el) ile "zīr-dest" (el altında, buyruk altında) yan yana gelir: talih bir el uzatsa bütün dünya âşığın elinin altına girecektir. Aynı kökün iki farklı anlamda kullanılması beyte bir söz oyunu katar. Kul olmanın dünyaya hükmetmekle bir tutulması, şiiri yazanın bir hükümdar olduğu düşünüldüğünde ayrıca dikkat çeker.

İkinci beyitte kadeh ile gök arasında bir benzerlik kurulur. Beyitteki "nüh kāse-i gerdūn" (feleğin dokuz kâsesi) tamlaması, dokuz kat göğü dünyanın üzerine kapanmış kâseler olarak düşünür. "Peymāne" (kadeh) ile "kāse" arasındaki tenasüp bu benzetmeyi taşır. Âşık sevgiliyle bir gece kadeh paylaşsa, dokuz gök kâsesi kıskançlıktan kırılacaktır; "şikest" (kırılma) kelimesi hem kadehin hem göğün kırılmasını düşündürür.

Üçüncü beyitte sevgilinin mahallesi âşığın vatanı olur. Âşık oradan ayrılamaz, çünkü "ehl-i īmāna olur ḥubb-ı vaṭan çün pāy-best": vatan sevgisi iman ehlinin ayağına vurulmuş bir bağdır. Mısra, "Vatan sevgisi imandandır" sözünü hatırlatır; hadis olarak anılan bu sözün zayıf ya da uydurma olduğu kabul edilir. Adlî bu sözü sevgilinin mahallesine uygular ve âşığın oradan ayrılmayışını bir iman meselesine dönüştürür.

Dördüncü beyit gazelde zahide yöneltilen alayın kısa bir örneğidir. Zahit, yani dış görünüşe önem veren sofu, müridiyle birlikte meyhaneden çıkarken görülür; biri ağır başlıdır ("ser-girān"), öteki yarı sarhoş ("nīm-mest"). "Ser-girān" hem "başı ağır, sersem" hem "kibirli, ağır başlı" anlamına gelebilir; beyit, zahidin dışarıdan takındığı ağırbaşlılığı ile meyhaneden çıkmış olmasını aynı kelimede birleştirir.

Son beyitte mahlas geçer ve aşkın derdi elest gününe bağlanır. Divan şiirinde elest meclisi, ruhların yaratılış sırasında Allah'ın "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" sorusuna "evet" dedikleri ezelî andır; âşıkların sevgililerine o gün âşık oldukları kabul edilir. Adlî'ye göre o gün derdi takdir eden, her devanın şerbetini de sevgilinin lal dudağına koymuştur. Dert ile deva aynı elden gelir; bu yüzden âşığın çaresi de sevgilidedir. Lal taşının kırmızılığı dudağı, şerbet de dudağın tadını çağrıştırır. T nüshasında "cānānda" yerine "cānāndan" okunur ve mısra "deva şerbetini sevgiliden almış" anlamına yaklaşır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 49, şiir no. 11; nüsha farkları aynı sayfanın dipnotlarında. ekitap.ktb.gov.tr

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar