Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Nesne yoḳ yanında dil-dāruñ dil ü cāndan ‘abes̱
‘Āşıḳa nesne görinmez derd-i hicrāndan ‘abes̱
Nālemi işitmeyüp zāġ-ı raḳībi gūş ider
Ol güle gelmez belī murġ-ı suḫan-dāndan ‘abes̱
Zāhid-i rūbāh baḳmaz rūy-ı yāre nitekim
Düzd olana nesne gelmez māh-ı tābāndan ‘abes̱
Ululanup seg raḳīb itmez naẓar ‘āşıḳlara
‘Āşıḳa sorsañ cihānda nesne yoḳ andan ‘abes̱
‘Adliyā vaṣl isteme hicrānda cān vir gelmeye
Derd ile ḫūy eyleyene nesne dermāndan ‘abes̱
Günümüz Türkçesiyle
1. Sevgilinin yanında gönülden ve candan daha değersiz, daha boş bir şey yoktur; âşığa da ayrılık derdinden daha anlamsız bir şey görünmez.
2. O gül (sevgili) benim iniltimi duymayıp rakip kargasını dinliyor; evet, o güle söz bilen kuştan (bülbülden, yani âşık şairden) daha usandırıcı bir şey gelmez.
3. Tilki tabiatlı zahit sevgilinin yüzüne bakmaz; nitekim hırsıza da parlayan aydan daha sevimsiz bir şey gelmez. (Hırsız aydınlıktan kaçar; zahit de güzelliğin ışığından yüz çevirir.)
4. Köpek tabiatlı rakip büyüklenip âşıklara bakmaz bile; âşığa sorarsan dünyada ondan daha boş bir şey yoktur.
5. Ey Adlî, vuslat isteme, ayrılıkta can ver; derde alışmış kişiye dermandan daha anlamsız bir şey yoktur. Birinci mısranın sonundaki "gelmeye" iki türlü anlaşılabilir: "kavuşma gelmese de ayrılıkta canını ver" ya da "o gelsin diye ayrılıkta canını ver".
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir. Vezni aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "-dan ‘abes̱", kafiye ise "cān, hicrān, suḫan-dān, tābān, andan, dermān" sözlerindeki "-ān" sesidir. "‘Abes̱" Arapça bir kelimedir ve "boş, yersiz, faydasız, anlamsız" demektir. Gazel Bayram neşrinde 13 numaradadır ve divanın se (s̱) harfiyle biten gazellerine ayrılan bölümünde (Ḥarfü's̱-s̱ā’) yer alır; redifin son harfi olan s̱, Arap alfabesinin peltek "se" harfidir. OR, T, M1 ve M2 nüshalarında bulunur, İBB'de yoktur; dördüncü beyit T nüshasında yoktur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beytinde redifli mısra aynı cümle kalıbına dayanır: "X'ten daha abes bir şey yoktur". Bu kalıp her beyitte bir şeyi ya da birini değersiz ilan eder ve gazeli bir dizi keskin hükme dönüştürür. İlk beyitte sevgilinin yanında gönül ile can değersizdir; yani âşığın en kıymetli varlığı onun karşısında hiçbir şey sayılmaz. Aynı beyitte ayrılık derdi de âşığa en anlamsız şey olarak görünür. Böylece matla, sevgilinin yanı ile ondan uzak kalmak arasındaki tezat üzerine kurulur.
Gazelin dikkat çekici yanı, âşığın çevresindeki kişileri hayvan imgeleriyle anlatmasıdır. İkinci beyitte rakip bir kargadır (zāġ); âşık ise "murġ-ı suḫan-dān", yani söz bilen, dili güzel kuştur. Gül ile birlikte anıldığı için bu kuş bülbüldür ve divan şiirinde bülbül âşığı, özellikle de şair âşığı temsil eder. Gülün, yani sevgilinin, bülbülü dinlemeyip kargaya kulak vermesi, güzelliğin değer bilmezliğini anlatan bir sitemdir; karganın çirkin sesi ile bülbülün güzel ötüşü arasında açık bir tezat vardır. Üçüncü beyitte zahit, yani dış görünüşe önem veren sofu, tilkiye benzetilir. Tilki kurnazlığın simgesidir ve zahidin dindarlığının bir gösterişten ibaret olduğunu ima eder. Dördüncü beyitte rakip bu kez köpek olur ve büyüklenip âşıklara bakmaz. Karga, tilki ve köpek bir yanda, söz bilen kuş öte yanda durur.
Üçüncü beyit gazelin en güzel benzetmesini taşır. Zahidin sevgilinin yüzüne bakmayışı, hırsızın parlak aydan hoşlanmamasına benzetilir. Divan şiirinde sevgilinin yüzü aya benzetilir; hırsız ise geceleri aydınlıktan kaçar, çünkü ışık onu ele verir. Beyit bu iki bilgiyi birleştirir ve zahidi güzellikten kaçan bir hırsız durumuna düşürür. Birinci mısradaki yargıyı ikinci mısrada herkesin bildiği bir örnekle desteklemeye divan şiirinde irsâl-i mesel denir; "nitekim" kelimesi bu bağlantıyı açıkça kurar.
Son beyitte mahlas geçer ve gazelin kalıbı tersine çevrilir. Âşık dermandan, yani çareden yana değildir; derde alışmış birine derman da abestir. Âşık vuslat istemez, ayrılıkta can vermeyi seçer. "Gelmeye" sözü iki türlü anlaşılabilir. Birinci okuyuşta âşık, kavuşma gelmese de ayrılık içinde canını vermeye razıdır; ikinci okuyuşta canını sevgilinin gelmesi uğruna verir. Her iki okuyuş da "vaṣl isteme" buyruğuyla uyumludur, ama ilki son mısradaki derde alışma düşüncesine daha yakındır.
Nüsha farkı azdır: ilk beyitteki "dil-dāruñ" (sevgilinin) T nüshasında "dil-dārın" biçimindedir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 51, şiir no. 13; nüsha farkları aynı sayfanın dipnotlarında. ekitap.ktb.gov.tr






