Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün
Meyl ḳılmaz ol perī hīç āşinālıḳdan yaña
Muttaṣıl dünyā gibi meyli cüdālıḳdan yaña
Şāhid ü bādeyle dil ülfet ṭutupdur zāhidā
Anuñ içün meyl ḳılmaz pārsālıḳdan yaña
‘Âşıḳa mihr ü vefā ḳılmaḳ nedür bilmez henüz
Yoḫsa ol fettāna söz yoḳ dil-rübālıḳdan yaña
‘Adliyā ol şāh-ı ḫūbāna ḳul olsam bir nefes
Baḳmazidüm salṭanatla pādişālıḳdan yaña
Salṭanat ‘unvānınuñ ġavgāları çoḳdur belī
Bir ‘abāyile hemīn sa‘y it gedālıḳdan yaña
Günümüz Türkçesiyle
1. O peri yüzlü güzel tanışıklığa, yakınlığa hiç yanaşmıyor; tıpkı dünya gibi, onun da gönlü durmadan ayrılıktan yana.
2. Ey zahit, gönül güzelle ve şarapla dostluk kurmuştur; bu yüzden sofuluğa, perhizkârlığa hiç yüz vermiyor.
3. O, âşığa sevgi ve vefa göstermek nedir henüz bilmiyor; yoksa gönül çalmak konusunda o fitneci güzele söylenecek bir söz yoktur. (Güzelliği ve gönül alışı kusursuzdur, eksiği yalnız vefadır.)
4. Ey Adlî, o güzeller şahına bir nefeslik süre kul olabilsem, saltanatıyla birlikte padişahlığa dönüp bakmazdım.
5. Evet, saltanat denen unvanın kavgası, gürültüsü çoktur; sen yalnız bir abayla (dervişlerin giydiği kaba yün hırkayla) yetinip dervişliğe, yoksulluğa doğru çaba göster.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir. Gazel, divan şiirinin aşk ve güzellik konularını işleyen, ilk beytinin iki mısraı birbiriyle, sonraki beyitlerin ikinci mısraları da bunlarla kafiyeli olan nazım şeklidir; şairin mahlası genellikle son ya da sondan bir önceki beyitte geçer. Burada mahlas dördüncü beyitte, "‘Adliyā" seslenişiyle gelir ve son beyit ona bağlanan bir öğüt olarak eklenir. Vezin aruzun remel bahrinden "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif "-lıḳdan yaña", kafiye ise "āşinā, cüdā, pārsā, dil-rübā, pādişā, gedā" sözlerindeki "-ā" sesidir. Eski Türkçedeki "yaña" kelimesi "-e doğru, -den yana" anlamına gelir; her beyit böylece bir yöne, bir tercihe varır. Gazel Bayram neşrinde 8 numaradadır ve beş nüshadan yalnız ikisinde, British Library'deki OR ile Mısır Millî Kütüphanesi'ndeki T nüshasında bulunur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk üç beyit gazelin alışılmış zemininde kalır. Sevgili yakınlıktan kaçar ve sürekli ayrılığa meyleder; şair bu huyu, insana vefa göstermeyen dünyaya benzetir. Dünyanın vefasızlığı divan şiirinin en yerleşik düşüncelerinden biridir ve sevgiliyi ona benzetmek, aşk sitemini bir hayat dersine yaklaştırır. İkinci beyitte sahne zahide döner: gönül güzelle ve şarapla ünsiyet kurmuştur, perhizkârlığa yüz vermez. "Meyl" kelimesi ilk iki beyitte tekrarlanır ve sevgilinin ayrılığa, gönlün ise sofuluktan uzağa yönelişini karşı karşıya koyar. Üçüncü beyitte sevgilinin kusuru tek bir noktaya indirilir; gönül çalmakta eşi yoktur, eksiği yalnız vefadır. "Henüz" sözü bu eksikliğin bir gün giderilebileceği umudunu da saklar.
Gazelin ağırlığı son iki beyittedir. Âşığın kendini "kul", sevgiliyi "şāh-ı ḫūbān" (güzellerin padişahı) diye anması divan şiirinde sıradan bir mazmundur, ama bu beyitte söyleyen gerçekten bir hükümdardır. Adlî, o güzellerin şahına bir nefes kul olabilmek için saltanata ve padişahlığa dönüp bakmayacağını söyler. "Şāh", "ḳul", "salṭanat" ve "pādişālıḳ" sözleri aynı alandan seçildiği için beyitte belirgin bir tenasüp vardır; şahlık ile kulluk arasındaki tezat da şairin kendi konumu düşünüldüğünde ayrı bir anlam kazanır. Son beyit bu tercihi bir öğüde çevirir: saltanat unvanının kavgası ve gürültüsü çoktur, insan bir abayla yetinip "gedālıḳ" yolunda çaba göstermelidir. Aba, dervişlerin giydiği kaba yün hırkadır; gedalık burada dilencilik anlamından çok dünya malından el çekmiş dervişin yoksulluğunu anlatır. "Salṭanat" ile "gedālıḳ", "‘unvān" ile "‘abā" birbirine karşı konmuştur.
Bu tercih divan şiirinde yaygın bir düşüncedir, ama Adlî'nin hayatına dair kayıtlarla birlikte okunduğunda dikkat çeker. Bayram'ın neşrindeki girişte aktarılan bilgilere göre II. Bayezid'in tasavvufa derin bir ilgisi vardı; Talikizâde onun tasavvuf ehli gibi yaşayıp ibadet ettiğini, Şeyh Vefâ'nın tasavvuftaki derinliğinden faydalandığını yazar. Aynı yerde Ebussuud Efendi'nin babası Şeyh Yavsi'ye bağlandığı ve zamanının çoğunu oruçla geçirdiği de nakledilir. Bununla birlikte gazelin ne zaman yazıldığı bilinmediği için beşinci beyitteki "salṭanat ‘unvānınuñ ġavgāları" sözünü belli bir olaya, örneğin taht mücadelesine bağlamak mümkün değildir; beyit, dervişliği saltanata üstün tutan genel bir söyleyiş olarak da okunabilir.
Nüsha farkları anlamı değiştirmez. Üçüncü beyitteki "henüz" T nüshasında "hemīn" (hemen, yalnız), son beyitteki "bir ‘abā" ise OR nüshasında "bu ‘abā" biçimindedir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 46, şiir no. 8; nüsha farkları aynı sayfanın dipnotlarında; giriş s. 23 (II. Bayezid'in tasavvufa ilgisi). ekitap.ktb.gov.tr






