Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Dil-i maḫzūnı ġamuñ fikriyile şād ideyin
Sitem ü derd ü belāña anı mu‘tād ideyin
Şād olur derdüñ ile cānumı şād eyleyicek
Nice bir ‘āfiyet içre anı nā-şād ideyin
Ḫāne-i dil ki ḫarāb oldı gözüñ mekrinden
Ġamzeñ oḳlarıyile anı ben ābād ideyin
Varayın kūyuña cānumı nis̱ār eyleyeyin
Gülsitān içre göñül murġını āzād ideyin
Ḳaddümi iki büküp āh ideyin ben ‘Adlī
N'ola dil-dār yolında hele bir ād ideyin
Günümüz Türkçesiyle
1. Hüzünlü gönlü senin gamının düşüncesiyle sevindireyim; onu senin sitemine, derdine ve belana alıştırayım.
2. Gönül senin derdinle sevinir; dert canımı sevindirecekken, ne zamana kadar onu esenlik içinde mutsuz bırakayım.
3. Gözünün hilesiyle yıkılan gönül evini, ben de yan bakışının oklarıyla şenlendirip imar edeyim.
4. Senin sokağına varayım, canımı saçı gibi yoluna saçayım; gül bahçesi içinde gönül kuşunu azat edeyim.
5. Ben, Adlî, boyumu iki büküp ah edeyim; ne olur, sevgilinin yolunda hiç olmazsa bir ad sahibi olayım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "ideyin" (edeyim) kelimesidir; kafiye "-âd" sesine dayanır: şâd, mu‘tâd, nâ-şâd, âbâd, âzâd, âd. Gazel, matlaı kendi içinde, öteki beyitleri ikinci mısralarıyla matlaa kafiyeli kısa bir aşk şiiridir. Bayram neşrinde 110 numarayla yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB). Anlamı etkileyen nüsha farkları şunlardır: 2. beyitte T "‘âfiyet" (esenlik) yerine "‘âkıbet" (son), 3. beyitte T, M1 ve M2 "mekrinden" (hilesinden) yerine "cevrinden" (zulmünden), 4. beyitte T "murgını" (kuşunu) yerine "zâgını" (kargasını) okur. Makta ilginç bir fark taşır: OR ve İBB ilk mısrada "âh" yerine "âd", M1 ve M2 ikinci mısrada "âd" yerine "âh" okur; yani nüshalara göre âşığın kazanmak istediği şey bir ad ya da bir ahtır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin her beyti "ideyin" redifiyle biten bir karar cümlesidir; âşık ne yapacağını sıralar. Bu kararların ortak yönü, acıyı kabullenip sevince çevirmektir. Matlada gönül sevgilinin gamını düşünerek sevinecek, onun sitemine ve belasına alışacaktır. "Mahzûn" (hüzünlü) ile "şâd" (sevinçli) arasında tezat vardır. İkinci beyit bu düşünceyi bir paradoksa vardırır: gönül dertle sevindiğine göre, onu esenlik içinde tutmak onu mutsuz etmektir. "Şâd" ile "nâ-şâd" (sevinçsiz) arasındaki karşıtlık, aynı kökün olumlu ve olumsuz biçimleri üzerine kurulur. T'nin "‘âkıbet" okuyuşu mısraa "sonunda" anlamını katar.
Üçüncü beyit aynı paradoksu bir yapı imgesiyle işler. Gönül bir evdir ve sevgilinin gözünün hilesiyle yıkılmıştır. Âşık bu yıkık evi, sevgilinin yan bakışının oklarıyla imar edecektir. Ok yıkar, oysa burada onarır; "harâb" (yıkık) ile "âbâd" (bayındır) arasında açık bir tezat vardır. Divan şiirinde göz, kirpik ve gamze (yan bakış) çoğu zaman ok ve kılıç gibi silahlara benzetilir; bu silahların açtığı yaranın âşık için bir nimet sayılması da aynı geleneğe aittir.
Dördüncü beyitte âşık sevgilinin sokağına gidip canını onun yoluna saçmayı düşünür. "Nisâr" sözlük anlamıyla birinin yoluna saçılan para ya da armağandır. İkinci mısrada gönül bir kuştur ve gül bahçesinde azat edilecektir; sevgilinin sokağı bu beyitte gül bahçesiyle bir tutulur. T'nin "zâgını" (kargasını) okuyuşu, kuşu gül bahçesine yaraşmayan bir kuşa çevirir; neşir metni "murg" (kuş) okuyuşunu esas alır.
Makta, iki büklüm bir boyla ah eden âşığı gösterir. Boyun iki büklüm olması divan şiirinde dertten ve yaşlılıktan çöken âşığın görüntüsüdür. Adlî bu hâliyle sevgilinin yolunda bir ad kazanmak ister. Nüsha farkları bu beyti ilgi çekici kılar: "âh" ile "âd" yer değiştirdiğinde âşık ya ah ederek ad kazanmak, ya da ad edinip ah etmek ister. Hangisinin doğru olduğu nüshalardan kesin olarak çıkmaz.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 148, şiir no. 110 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






