Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
İderem fikr-i miyānuñla tenüm mū gibi ben
Dizerem eşki dişüñ yādına lü’lü’ gibi ben
Sen sehī serv-ḳadüñ izine yüz sürmekiçün
Aġlayup yollaruña yüz sürerem ṣu gibi ben
Nice ḳan aġlamayam düşde ḫayālüñ göricek
Bir daḫı gözlerüñe gelmezem uyḫu gibi ben
Būy-ı zülfüñ Ḫuten'e bād iledüp miske didi
Bulmadum Çīn'i gezüp bir daḫı bu bū gibi ben
Görse sünbüllerüñi ravżada Rıḍvān diye kim
Bulmadum sünbül-i ter ol iki gīsū gibi ben
Şehr-i ḥüsn içre güzellerde daḫı görmemişem
Siḥr ile diller alur ol iki cādū gibi ben
Raḥm idüp ‘Adli'ye dil-ber didi itüm gibi gel
Sen izüm gözleyürek gitdüm uş āhū gibi ben
Günümüz Türkçesiyle
1. Belinin düşüncesiyle bedenimi kıl gibi incecik ederim; dişini anarak gözyaşlarımı inciler gibi dizerim.
2. Ey selvi boylu sevgili, senin ayak izine yüz sürmek için ben de su gibi ağlayarak yollarına yüz sürerim.
3. Rüyada hayalini görünce nasıl kan ağlamayayım; artık ben de uyku gibi bir daha gözlerine gelmem. Beyit iki türlü okunabilir: âşık uykusuz kalan sevgilinin gözüne bir daha görünmeyecektir ya da hayalini rüyada gördükten sonra âşığın kendisi uykuya hasret kalacaktır.
4. Rüzgâr saçının kokusunu Hoten'e götürüp miske şöyle dedi: "Ben de Çin'i dolaştım, bir daha böyle bir koku bulamadım."
5. Cennetin bekçisi Rıdvan, cennet bahçesinde senin sümbüllerini (saçlarını) görse "O iki kâkül gibi taze sümbül bulamadım" der.
6. Güzellik şehrinde, güzeller arasında bile, o iki büyücü (göz) gibi büyüyle gönülleri alan bir şey görmedim.
7. Sevgili Adlî'ye acıyıp "köpeğim gibi peşimden gel" dedi; "sen izimi gözleyedur, ben işte ceylan gibi gittim."
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "gibi ben" sözleridir; kafiye uzun "-û" sesine dayanır: mû, lü’lü’, su, uyhu, bû, gîsû, câdû, âhû. Gazel, matlaı kendi içinde, öteki beyitleri ikinci mısralarıyla matlaa kafiyeli kısa bir aşk şiiridir. Bayram neşrinde 111 numarayla yer alır. Gazel T nüshasında yoktur, öteki dört nüshada bulunur (OR, M1, M2, İBB); 5. beyit ise OR ve İBB'de yoktur. Öteki farklar küçüktür: 1. beyitte M1 ve M2 "yâdına" yerine "yâdile", 4. beyitte OR ve İBB "miske" yerine "müşg", "bu" yerine "bir" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
"Gibi ben" redifi gazelin her beytini bir benzetmeye bağlar. Matlada âşığın bedeni sevgilinin ince beline benzemeye çalışır ve kıl gibi incelir; gözyaşları da sevgilinin dişlerini andığı için inci gibi dizilir. Belin kıl kadar ince, dişin inci gibi olması divan şiirinin en bilinen güzellik benzetmelerindendir; burada âşık bunları kendi bedeninde ve gözyaşında yeniden üretir. İkinci beyit "yüz sürmek" deyimine dayanır. Âşık, sevgilinin ayak izine yüz sürmek için su gibi yollara yüz sürer; deyim, alçakgönüllülükle yüzünü yere sürmek ile suyun yüzeyinden akıp gitmesini birlikte çağrıştırır. Selvinin su kenarında bitmesi de "serv" ile "su" kelimeleri arasında tenasüp kurar.
Üçüncü beyitte uyku ile rüya bir arada kullanılır. Âşık sevgilinin hayalini ancak rüyada görür ve bu yüzden kan ağlar; ikinci mısraın kimin uykusuzluğunu anlattığı ise iki türlü anlaşılabilir. Dördüncü ve beşinci beyitler saç üzerine kuruludur. Rüzgâr saçın kokusunu Hoten'e taşır ve misk bile böyle bir koku bulamadığını söyler. Hoten ve Çin, divan şiirinde misk ceylanının yurdu olarak anılır; sevgilinin saçı dünyanın en iyi miskinden daha güzel kokar. Beşinci beyitte Rıdvan, sözlük anlamıyla cennetin kapıcısı olan melek, sevgilinin saçlarını cennet bahçesindeki sümbüllerden üstün bulur. Saçın sümbüle benzetilmesi, sümbülün kıvrımlı ve koyu renkli olmasından gelir. Bu iki beyit, rüzgârın ve meleğin ağzından konuşan, bir tür intak (konuşturma) örneğidir.
Altıncı beyitte gözler "câdû", yani sözlük anlamıyla büyücüdür. Gözün büyüyle gönül alması, divan şiirinde sık rastlanan bir imgedir. "Şehr-i hüsn" (güzellik şehri) tamlaması, sevgiliyi bütün güzellerin üstünde gösteren bir mübalağayla birleşir.
Makta bir av sahnesiyle biter. Sevgili Adlî'ye acıyarak "köpeğim gibi gel" der; köpek izi sürer, ceylan ise kaçar. "İt" (köpek), "iz" ve "âhû" (ceylan) arasında tenasüp vardır. Divan şiirinde âşığın kendini sevgilinin kapısındaki köpeğe benzetmesi bir alçakgönüllülük göstergesidir. Şiiri yazanın bir padişah olduğu düşünülünce, sevgilinin bir sultana "köpeğim gibi gel" demesi, Adlî'nin şiirlerinde sık görülen şah ile kul arasındaki yer değiştirmenin keskin bir örneğidir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 149, şiir no. 111 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






