Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Güneş yüzin seḥāb örter benüm dūd-ı siyāhumdan
Kebāb olmış ciger būyı gelür her demde āhumdan
Ḫaṭāsın ḳullaruñ şehler göricek ‘afv ider līkin
Benüm ‘özrümi ol dil-ber görür artuḳ günāhumdan
Bulur biñ ḳul azād itmek s̱evābın raḥm iden dilden
Beni yād eylemek bir dem gelürse pādşāhumdan
Sikender rāh-ı ẓulmetde bulurdı āb-ı ḥayvānı
İreydi ẕerrece pertev benüm gün yüzli māhumdan
Göñülde çeşm-i maḫmūruñ ḫayāliyle ölürsem ben
Bitiser nergis-i şehlā tenüm üzre giyāhumdan
Günehdür diyü ṭa‘n itme çün itdük ḳaşların ḳıble
Yüzüm dördürmezem zāhid ḳo nuṣḥı secdegāhumdan
Belā vü derdimiş iy dil ezelden ‘Adli'ye ḳısmet
Fiġān u nāleden geç kim budur taḳdīr İlāhumdan

Günümüz Türkçesiyle

1. Benim kara dumanımdan (ahımın dumanından) bulut güneşin yüzünü örter; ahımdan her an kebap olmuş ciğer kokusu gelir.

2. Şahlar kullarının hatasını görünce bağışlar; ama o dilber benim özrümü günahımdan da büyük görür. OR ve İBB'nin okuyuşuyla ikinci yarı bir soruya döner: o dilber özrümü neden günahımdan büyük görür.

3. Padişahımın (sevgilinin) gönlünden bir an olsun beni anmak gelirse, o merhamet eden gönül bin kul azat etmenin sevabını bulur.

4. Gün yüzlü ayımdan (sevgilimden) İskender'e zerre kadar ışık ulaşsaydı, karanlıklar yolunda âb-ı hayatı (ölümsüzlük suyunu) bulurdu.

5. Gönlümde senin mahmur gözünün hayaliyle ölürsem, tenimin üzerinde biten otlardan şehlâ nergis bitecektir (mezarımda sevgilinin gözüne benzeyen nergisler açacaktır).

6. Ey zâhid, "günahtır" diye beni kınama; çünkü onun kaşlarını kıble edindik. Öğüdü bırak, ben yüzümü secde yerimden döndürmem.

7. Ey gönül, bela ve dert ezelden Adlî'nin kısmetiymiş; feryadı ve iniltiyi bırak, çünkü Tanrı'mın takdiri budur.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-umdan" ekleridir (benim ...-dan); kafiye "-âh" sesine dayanır: siyâh, âh, günâh, pâdşâh, mâh, giyâh, secdegâh, İlâh. Matlaı kendi içinde, öteki beyitleri ikinci mısralarıyla matlaa kafiyeli bir gazeldir. Bayram neşrinde 113 numarayla yer alır; OR, M1, M2 ve İBB nüshalarında bulunur, T'de yoktur. Anlamı etkileyen nüsha farkları şunlardır: 2. beyitte OR ve İBB "lîkin" (ama) yerine "niçün" (niçin), 4. beyitte OR ve İBB "râh-ı zulmet" (karanlık yolu) yerine "tâb-ı zulmet" (karanlığın koyuluğu) okur; 6. beyitte OR, M1 ve İBB "kaşların" yerine "kaşlaruñ" (kaşlarının) der. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla âşığın ahını bir yangının dumanı gibi gösterir. Ah o kadar koyu bir dumandır ki bulut olup güneşi örter, içeride yanan ciğerin kokusu da bu dumanla dışarı taşar. "Dûd" (duman), "kebâb", "bûy" (koku) ve "âh" kelimeleri arasında tenasüp vardır. Güneşin yüzü ile sevgilinin yüzü arasındaki bağ ise dördüncü beyitte açık hâle gelir: orada sevgili "gün yüzlü ay"dır.

İkinci ve üçüncü beyitler şah ile kul ilişkisi üzerine kuruludur. Şahlar kullarının kusurunu bağışlar; sevgili ise âşığın özrünü bile günahtan ağır sayar. Üçüncü beyitte sevgili doğrudan "pâdşâhum" diye anılır ve âşık onun kulu konumuna geçer. Beni bir an anarsa bin kul azat etmiş kadar sevap kazanır sözü, köle azat etmenin dinî bir sevap sayılmasına dayanır. Şiiri yazanın bir padişah olduğu düşünüldüğünde ironi belirgindir: kullarının hatasını bağışlayan şahlardan söz eden kişi, kendini bir sevgilinin bağışına muhtaç bir kul olarak gösterir.

Dördüncü beyit âb-ı hayat efsanesine telmih yapar. İslâmî anlatılarda Zülkarneyn (İskender) ile Hızır ölümsüzlük suyunu aramak için "karanlıklar ülkesi"ne girer; suyu Hızır bulup içer, İskender ise bulamaz. Adlî bu başarısızlığı ışık eksikliğine bağlar: sevgilinin yüzünden zerre kadar ışık İskender'e ulaşsaydı o da yolunu bulurdu. Böylece sevgilinin yüzü, karanlıkta yol gösteren güneş yerine geçer; "zulmet" ile "pertev" (ışık) arasında tezat vardır.

Beşinci beyit mezar başında biten otlar mazmununu kullanır. Divan şiirinde nergis göze benzetilir; "şehlâ" sözlük anlamıyla ela ve hafifçe şaşı bakan, süzgün göz demektir. Sevgilinin mahmur gözünün hayaliyle ölen âşığın mezarından gözü andıran nergisler biter. "Bitiser" eski Anadolu Türkçesinde gelecek zaman bildiren bir çekimdir ve "bitecek" anlamındadır.

Altıncı beyitte kaşın kıbleye, yani mihraba benzetilmesi görülür; kaşın kavisli biçimi mihrabın kemerini çağrıştırır. Zâhid bunu günah sayar, âşık ise yüzünü "secdegâh"ından çevirmeyeceğini söyler. Kıble, secde ve zâhid kelimeleri ibadet dünyasından bir tenasüp kurar. Makta bütün bu yakınmayı ezel fikriyle bağlar: bela ve dert Adlî'ye ezelde verilmiş paydır, bu yüzden feryadı bırakıp takdire razı olmak gerekir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 151, şiir no. 113 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr
  • Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 (-ısar gelecek zaman eki s. 120).

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar