Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün
Nice ḳan yutmayayın dīde-i ḫūn-bārumdan
Nice zār olmayayın baḫt-ı siyeh-kārumdan
Dil metā‘ını añup zülfi ṭolandurdı beni
İtmedüm fā’ide bir ḳılca bu bāzārumdan
Eşk-i dürr ile naṣīb olmadı la‘lin öpmek
Behremend olımadum yolına is̱ārumdan
Sebeb-i vaṣl degül ṣabr-ı ġama şefḳati yoḳ
Menfa‘at bulımadum bu ġam ile varumdan
Sūz-ı dil şerḥi durur cāna ḥarāret viren
‘Adliyā odlara yansam n'ola eş‘ārumdan
Günümüz Türkçesiyle
1. Kan yağdıran gözümden ötürü nasıl kan yutmayayım; kara talihimden ötürü nasıl inleyip ağlamayayım.
2. Saçı, gönül malının sözünü edip beni dolaştırdı, oyaladı; bu alışverişimden kıl kadar fayda görmedim. T, M1 ve M2'nin okuyuşuyla: saçı gönül malını alıp beni dolaştırdı.
3. İnci gibi gözyaşlarıma rağmen onun yakut dudağını öpmek bana nasip olmadı; yoluna saçtığım şeylerden bir yarar göremedim.
4. Gamda sabretmek vuslata sebep olmuyor; sevgilinin de bir şefkati yok. Bu gam yüzünden varlığımdan hiçbir fayda bulamadım. İlk mısra iki türlü okunabilir: "gama sabır vuslata sebep değil, (sevgilinin) şefkati yok" ya da "(sevgili) vuslata sebep olmuyor, gama katlanana şefkati yok".
5. Cana hararet veren şey gönlün yanışının şerhidir (anlatılmasıdır); ey Adlî, şiirlerim yüzünden ateşlere yansam buna şaşılır mı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-umdan" ekleridir (benim ...-dan); kafiye "-âr" sesine dayanır: hûn-bâr, siyeh-kâr, bâzâr, isâr, eş‘âr. Dördüncü beyitteki "var" kelimesi bu kafiyeye kısa ünlüyle katılır. Gazel, matlaı kendi içinde, öteki beyitleri ikinci mısralarıyla matlaa kafiyeli kısa bir aşk şiiridir. Bayram neşrinde 112 numarayla yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB). Anlamı etkileyen nüsha farkları şunlardır: 2. beyitte T, M1 ve M2 "añup" (anıp) yerine "alup" (alıp), 3. beyitte M1 ve M2 "olımadum" yerine "olımadı", 4. beyitte M1 "bu gam ile" yerine "yoġum ile" (yokluğumla), M2 "bu ġamla" okur. Bayram'ın notuna göre T nüshasında 4. beyit 5. beytin ikinci mısraıyla yer değiştirmiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ana duygusu karşılıksız kalan emektir. Âşık gözyaşı döker, saçlara tutulur, yollara inci saçar, gama katlanır, ama hiçbirinden bir kazanç elde etmez. Bu düşünce gazelde bir alışveriş diliyle anlatılır. İkinci beyitte "metâ‘" (mal), "bâzâr" (alışveriş, pazar) ve "fâ’ide" (kâr) kelimeleri arasında tenasüp vardır; dördüncü beyitteki "menfa‘at" (yarar) ve "var" (varlık, mal) de aynı kümeye katılır. Saçın âşığı "dolandırması" hem saçın kıvrım kıvrım dolanmasını hem de birini oyalayıp aldatmayı çağrıştırır; "tolandurmak" sözlük anlamıyla dolaştırmak demektir. "Bir kılca" (kıl kadar) sözü de saçla ilgili bu tenasübü sürdürür.
Matla gözyaşının iki yönünü bir arada gösterir. Göz "hûn-bâr", yani sözlük anlamıyla kan yağdırandır ve âşık bu kanı yutmak zorunda kalır. Talih "siyeh-kâr"dır; sözlük anlamıyla kara işli, uğursuz demektir. Kan ile kara arasındaki renk karşıtlığı beyte bir tezat katar. Üçüncü beyitte gözyaşları inci, sevgilinin dudağı yakuttur ("la‘l"). Âşık inci gibi gözyaşlarını yakut dudağa karşılık vermek ister, ama alışveriş gerçekleşmez. "İsâr" sözlük anlamıyla saçma, bağışlama demektir; âşığın yola saçtığı şey yine gözyaşıdır.
Makta gazeli şiirin kendisine bağlar. Cana hararet veren şey, gönlün yanışını anlatan şerhtir; yani Adlî'nin şiirleri onun iç yangınının açıklamasıdır. Bu yüzden şair kendi şiirleri yüzünden ateşlere yansa şaşılmaz. Divan şiirinde şairin sözünün yakıcılığı ve ateşli olması sık kullanılan bir övünme biçimidir; burada bu övünme bir yakınmayla birleşir. "Sûz" (yanış), "harâret" ve "od" (ateş) kelimeleri arasında tenasüp vardır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 150, şiir no. 112 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






