Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Vaṣl ümīdi olmasa dil-dārdan
Dil elem çekmezdi āh u zārdan
Būy-ı zülf-i müşg-i çīni olmasa
Ḥażż alınmaz ṭabla-i ‘Aṭṭār'dan
Per açup bülbül fiġāna başlasa
Ẕevḳ ider gül savt-ı mūsīḳārdan
Ḫalvetüñde baş kesersin ḳan içüp
Ṣūfi ne nef‘üñ var istiġfārdan
Yüzüme ġam ḍarbın ur iy sīm-ten
Aṣṣı olmaz sikkesüz dinārdan
Noḳṭa ḳonmasun diseñ dil levḥine
Dā’ireñ bil çıḳmaġıl pergārdan
Rūy-ı yār olmayıcaḳ ḥaẓẓ eylemez
‘Adliyā dil bülbüli gülzārdan

Günümüz Türkçesiyle

1. Sevgiliden kavuşma ümidi olmasaydı, gönül ah etmekten ve inlemekten acı çekmezdi.

2. (Sevgilinin) Çin miskine benzeyen saçının kokusu olmasaydı, attarın tablasından (koku satıcısının tepsisinden) zevk alınmazdı.

3. Bülbül kanat açıp feryada başlasa, gül o musikişinasın sesinden zevk alır.

4. Ey sofu, halvetinde (yalnız kaldığında) baş kesip kan içersin; istiğfardan (af dilemekten) sana ne fayda var. M1 ve M2'nin okuyuşuyla: halvetinde baş keserken kan içip. Bu beyit T nüshasında yoktur.

5. Ey gümüş tenli, yüzüme gam damgasını vur; sikkesi basılmamış altından bir yarar gelmez.

6. Gönül levhasına nokta (leke) konmasın istiyorsan haddini (daireni) bil, pergelden dışarı çıkma.

7. Ey Adlî, sevgilinin yüzü olmayınca gönül bülbülü gül bahçesinden zevk almaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin kısa kalıbı olan "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" ile yazılmıştır. Redif "-dan" ekidir; kafiye "-âr" sesine dayanır: dil-dâr, zâr, Attâr, mûsîkâr, istiğfâr, dînâr, pergâr, gülzâr. Kısa vezin, beyitlere bir atasözü kıvraklığı verir; özellikle beşinci ve altıncı beyitlerin ikinci mısraları kendi başlarına birer hüküm cümlesi gibi okunabilir. Bayram neşrinde 114 numarayla yer alır ve beş nüshanın beşinde de bulunur (OR, T, M1, M2, İBB); ancak dördüncü beyit T'de yoktur ve M1 ile M2 bu beyitte "kesersin" yerine "keserken" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin ana düşüncesi, bir şeyin değerini ona anlam veren başka bir şeyden aldığıdır. Gönül ancak vuslat ümidi olduğu için acı çeker, attarın kokuları ancak sevgilinin saçını hatırlattığı için hoş gelir, gül bahçesi ancak sevgilinin yüzü orada olduğunda bülbüle zevk verir. Matla ile makta bu düşüncenin iki ucunu tutar.

İkinci beyitte "müşg-i Çîn" (Çin miski), "bûy" (koku) ve "attâr" kelimeleri arasında tenasüp vardır. "Attâr" sözlük anlamıyla güzel koku ve baharat satan kişidir; neşirde büyük harfle yazılmıştır. Üçüncü beyitteki "mûsîkâr" sözlük anlamıyla musikişinas, aynı zamanda bir çalgının adıdır; burada bülbüle verilen bir sıfat olarak okunur. Gül ile bülbül, divan şiirinin en bilinen mazmun çiftidir: bülbül âşığı, gül sevgiliyi temsil eder.

Dördüncü beyit, divan şiirinde sık görülen zâhid ve sofu eleştirisinin sert bir örneğidir. Dışarıda tövbe ve istiğfar eden sofu, halvetinde "baş kesip kan içer"; beyit iki yüzlülüğü bu ağır imgeyle anlatır. Beyit T nüshasında bulunmaz, metinde dört nüshanın tanıklığıyla yer alır.

Beşinci beyit tevriyeye dayanır. "Darb" hem vuruş, darbe hem de sikke basmak anlamına gelir. Âşık, sevgiliden yüzüne gam darbesi vurmasını ister ve bunu sikkesiz altının değersizliğiyle açıklar: üzerine damga vurulmamış dinar geçer akçe sayılmadığı gibi, gam damgası taşımayan yüz de âşık yüzü sayılmaz. "Sîm-ten" (gümüş tenli), "darb", "sikke" ve "dînâr" kelimeleri para dünyasından bir tenasüp kurar.

Altıncı beyit hat ve geometri araçlarından yararlanır. Levha, nokta, daire ve pergel birbirini çağıran kelimelerdir. "Dâ’ireñ bil" sözü "haddini bil" deyimini daire imgesiyle söyler: pergelin çizdiği çemberin dışına çıkan, gönül levhasına leke düşürür. Beyit, ilk okumada bir öğüt beytidir; aşk bağlamında ise âşığın sevgilinin çizdiği sınırı aşmaması gerektiği anlamına da alınabilir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 152, şiir no. 114 (nüsha farkları aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr