Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ger ġurūb itse ne ġam ḫurşīd-i raḫşān her gice
Gün gibi çünkim ṭoġar ol māh-ı tābān her gice
Ṣaḥn-ı cennetde bulur ḥavrāya ṣankim ittiṣāl
Dil-rübālarla yatan ḫalvetde ‘üryān her gice
Nār-ı ruḫsārında ol servüñ yanar pervānevār
Bir ayaġ üzre ṭurup şem‘-i şebistān her gice
Cevher-i eşkümle çeşmüm ḫānesin zeyn iderem
Tā ki ṣulṭān-ı ḫayālüñ ola mihmān her gice
Gördükçe diyü raḳībi saña hem-dem iy melek
Dil yanup tennūr-ı ġamda oldı büryān her gice
Gitmesün diyü ḫayālüñ gözlerümden ḫᵛāb ile
İderem tā ṣubḥ olınca āh u efġān her gice
‘Adli-i dil-ḫastenüñ derdine olurdı ṭabīb
Dōstum ḳol bilüñe ṭolarsa dermān her gice

Günümüz Türkçesiyle

1. Parlak güneş batarsa ne gam; çünkü o parlayan ay (sevgili) her gece güneş gibi doğar.

2. Gönül alan güzellerle her gece baş başa, çıplak yatan kişi sanki cennetin avlusunda hurilere kavuşur.

3. Gece odasının mumu her gece tek ayak üstünde durarak o selvi boylu güzelin yanağının ateşinde pervane gibi yanar.

4. Hayalinin sultanı her gece bana misafir olsun diye gözümün evini gözyaşımın mücevherleriyle süslerim.

5. Ey melek, rakibi her gördükçe seninle yakın dost (hem-dem) hâlinde, gönül her gece gam tandırında yanıp kebap oldu. (OR ve İBB nüshalarında mısra şöyledir: "Ey ay yüzlü, o iti her gün seninle hem-dem gördükçe".)

6. Hayalin uyku ile birlikte gözlerimden gitmesin diye her gece sabah oluncaya kadar ah edip inlerim.

7. Dostum, kolum her gece beline dolanırsa, (bu,) gönlü hasta Adlî'nin derdine ilaç olur, ona hekimlik ederdi.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel yedi beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "her gice"dir (her gece); kafiye "-ân" sesine dayanır: rahşân, tâbân, ‘üryân, şebistân, mihmân, büryân, efgân, dermân. Bayram neşrinde 125 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 30b, T 38a, M1 39b-40a, M2 31b-32a, İBB 21b). Nüshalar arasında bu gazelde komşu gazellere göre daha çok fark vardır. T nüshasında beşinci ve altıncı beyitler yer değiştirmiştir. OR'da altıncı beyit beşinci sıradadır ve bu beytin ikinci mısraı OR'da yoktur; maktaın ikinci mısraındaki "kol bilüñe tolarsa dermân her gice" sözleri de OR'da eksiktir. Beşinci beytin ilk mısraı OR ve İBB'de "Gördükçe saña hem-dem her gün iy meh ol iti" biçimindedir; T ise "diyü" yerine "bu", "melek" yerine "felek" okur. Dördüncü beyitteki "eşkümle" OR, T ve İBB'de "yaşumla"dır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

"Her gice" redifi gazeli gece temasına bağlar ve her beyit gecenin bir sahnesini verir. Matla gece ile gündüz arasındaki karşıtlığı tersine çevirir. Güneşin batması âşık için bir kayıp değildir, çünkü sevgili olan ay her gece güneş gibi doğar. Batmak ile doğmak, güneş ile ay arasındaki tezat beytin dayanağıdır; sevgili, geceyi gündüze çeviren bir ışıktır.

İkinci beyit gazelin en açık sözlü yeridir. Gönül alıcı güzellerle her gece baş başa ve çıplak yatan kişi, sanki cennetin avlusunda hurilere kavuşmuştur. Dünyadaki vuslat cennet nimetine benzetilir; cennet, avlu ve huri ile halvet, gece ve dilrübâ arasında bir tenasüp kurulur. Beyit, divan gazelinde zaman zaman görülen açık bir vuslat tasvirini taşır.

Üçüncü beyitte mum ile pervane mazmunu ters yüz edilir. Divan şiirinde pervane mumun ateşine atılıp yanar; burada ise gece odasının mumu sevgilinin yanağının ateşinde pervane gibi yanmaktadır. Mumun "tek ayak üstünde durması" hem mumun biçimine hem de birini beklerken ayakta duran kişinin hâline işaret eder. Selvi boy, yanak ateşi, mum ve pervane arasında tenasüp vardır.

Dördüncü beyitte âşık, hayalindeki sevgiliyi bir sultan olarak ağırlar. Göz bir ev, gözyaşları bu evi süsleyen mücevherlerdir; sultan olan hayal her gece misafir gelsin diye ev donatılır. Beşinci beyitte rakibin sevgiliyle yakınlığı âşığı yakar; gönül gam tandırında kebap olur. "Tennûr" sözlük anlamıyla tandır, "büryân" ise ateşte kızartılmış demektir. Altıncı beyitte âşığın uykusuzluğunun sebebi açıklanır: uykuya dalarsa sevgilinin hayali de gözlerinden gidecektir; bu yüzden sabaha kadar ah edip inler. Beyit, uykusuzluğu âşığın kendi seçtiği bir nöbete çevirir.

Makta bir arzu ile kapanır. Âşığın derdine hekim olacak tek şey, kolunun her gece sevgilinin beline dolanmasıdır. Tabîb, derd, dil-haste ve dermân kelimeleri hastalık ve tedavi alanından bir tenasüp kurar. İkinci beyitteki açık vuslat tasviri maktada yeniden belirir ve gazel, geceyle başlayan çerçeveyi gece ve kucaklaşma imgesiyle kapatır. OR nüshasında maktaın ikinci mısraının büyük kısmının bulunmaması, beytin o nüshada yarım kaldığını gösterir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 163, şiir no. 125 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr