Özgün Metin
Vezin: mefā‘ilün fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Diler ki baġlana göñlüm o zülf-i pür-tāba
Ne cān virür göre miskīn bend ü ḳullāba
Gözüñ ġamında marīż-i seher olalı göñül
Müjeñ ḫayāli anı ḳor mı bir nefes ḫᵛāba
Ḳılıcuñ üstine cān u göñül ki cān atdı
‘Aceb mi cān vire ger teşne bir içim āba
Cüvāniken beni derdüñ ġamuñla pīr itdi
Naṣīḥat oldı işüm cümle şeyḫ ile şāba
Yüzini ‘Adli işigüñde pāy-māl itdi
Yazılsa levḥ-i müẕehheb revā durur bāba
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönlüm o büklüm büklüm zülfe bağlanmak istiyor; zavallı (gönül) bağı ve çengeli (zülfün kıvrımlarını) görünce nasıl da can veriyor.
2. Gönül, gözünün derdiyle uykusuzluk hastası olalı beri, kirpiğinin hayali onu bir nefes olsun uykuya bırakır mı.
3. Can ve gönül senin kılıcının üstüne canını attı; susamış biri bir yudum su için can verse buna şaşılır mı. (Kılıcın parlaklığına "âb", yani su denir; can, kılıcın suyuna susamıştır.)
4. Gençken derdin ve gamın beni ihtiyarlattı; artık bütün işim yaşlıya da gence de öğüt vermek oldu.
5. Adlî yüzünü senin eşiğinde ayaklar altına serdi; (bu yüz) yaldızlı bir levha olarak yazılsa o kapıya yaraşır. Beyit iki türlü okunabilir: eşikte çiğnenen yüz, kapının üstüne asılacak yaldızlı bir yazı levhasına layıktır; ya da bu bağlılık yaldızlı bir levhaya yazılıp kapıya asılmaya değer.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve müctes bahrinin "mefâ‘ilün fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-âb" sesine, redif yönelme ekine (-a) dayanır: pür-tâba, kullâba, hᵛâba, âba, şâba, bâba. Bayram neşrinde 124 numarayla yer alır ve beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 28b, T 37b-38a, M1 39b, M2 31b, İBB 20a). Nüsha farkları küçüktür; en dikkat çekeni ikinci beyittedir: İBB bu mısraı "marîz olalı gönül cânâ" biçiminde verir, OR ise "seher" yerine "şehr" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin ilk beyti saç ile esaret arasındaki bilinen ilişkiye dayanır. Sevgilinin zülfü "pür-tâb"dır; "tâb" sözlük anlamıyla hem kıvrım, büklüm hem de parlaklık demektir. Gönül bu zülfe bağlanmak ister; zülfün kıvrımları "bend" (bağ) ve "kullâb" (çengel) olarak görülür. Zavallı gönül bağı ve çengeli gördükçe can verir; esir edilmek onun için bir ceza değil, bir arzudur. Zülf, bend ve kullâb arasında tenasüp vardır.
İkinci beyitte neşrin çeviriyazısı ince bir ayrım yapar. Aynı neşirde sabah vakti anlamındaki "seher" kelimesi "seḥer" diye ḥ ile yazılır; bu beyitte ise kelime ḥ'siz, "seher" olarak verilmiştir. Bu biçimiyle kelime sözlük anlamıyla uykusuzluk demektir ve "marîz-i seher" uykusuzluk hastası anlamına gelir. Bu okuma mısraın sonundaki uyku (hᵛâb) kelimesiyle de uyum içindedir: gönül sevgilinin gözünün derdiyle uykusuzluğa düşmüştür, kirpiklerinin hayali onu bir nefes bile uyutmaz. Divan şiirinde sevgilinin gözü de hasta ve baygın diye anılır; gözü hasta olanın âşığı da hasta düşmüştür. Kirpiğin batan bir ok gibi düşünülmesi, uykunun neden gelmediğini de açıklar.
Üçüncü beyit bir hüsn-i ta‘lîl taşır. "Âb" sözlük anlamıyla hem su hem de kılıcın parlaklığı, suyu demektir. Can ve gönül sevgilinin kılıcının üstüne atılmıştır; şair bunu, susuz birinin bir yudum su için can vermesine benzetir. Kılıcın "suyu", susuzluğu giderecek gerçek suyla birleşir; böylece ölüme koşan âşığın davranışı bir susuzluğa bağlanır. Kılıç, can vermek, susuzluk ve su arasında tenasüp vardır.
Dördüncü beyit yaş üzerine bir tezatla kurulur. "Cüvân" genç, "pîr" yaşlı demektir; aşk derdi âşığı gençken ihtiyarlatmıştır. Mısra sonundaki "şeyh ile şâb" da sözlük anlamıyla yaşlı ve genç demektir. Erken ihtiyarlayan âşık, yaşlıya da gence de öğüt veren biri olmuştur; aşkın verdiği tecrübe ona yaşından önce bir öğütçü kimliği kazandırmıştır. Beyitte cüvân ile pîr, şeyh ile şâb karşıtlıkları iç içe geçer.
Makta, âşığın eşikteki alçakgönüllülüğünü bir yazı imgesiyle birleştirir. Adlî yüzünü sevgilinin eşiğinde ayaklar altına sermiştir. "Levh-i müzehheb", yaldızla süslenmiş levha demektir; böyle bir yazının o kapıya yaraşacağı söylenir. Yüz ile levha arasında bir benzetme sezilir: eşiğe serilen yüz, kapının üstüne konacak süslü bir yazıya dönüşür. Eşik, kapı (bâb) ve levha kelimeleri arasında tenasüp vardır. Eşikte ayaklar altında kalan yüz ile kapının üstünde yükselen yaldızlı levha arasında da aşağı ile yukarı tezadı bulunur.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 162, şiir no. 124 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






