Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Devr-i güldür çün ider devr-i ḳadeh cānı feraḥ
‘Āḳil oldur ki ṭutar her dem ol avānı feraḥ
Dile geldükce ḫayāli ġamı teskīn iderem
Merdüm olan ṭutar elbette de mihmānı feraḥ
Diller alduḳca sevinse n'ola ol şāh-ı cemāl
Memleket fetḥi ider ḫāṭır-ı sulṭānı feraḥ
Cāndur īs̱ārumuz incinme ayaġuñ tozına
Tuḥfe-i mūr ider çünki Süleymān'ı feraḥ
‘Adliyā ‘āşıḳı ġamgīn dilerimiş dil-ber
Gel ġamile geçin it ḫāṭır-ı cānānı feraḥ

Günümüz Türkçesiyle

1. Gül mevsimidir; kadehin meclisde elden ele dolaşması canı ferahlatır. Akıllı kişi, bu vakti her an neşe içinde geçirendir.

2. Sevgilinin hayali gönlüme geldikçe gamımı yatıştırırım; insan olan, konuğunu elbette ferah tutar. (Merdüm kelimesi hem "insan" hem "göz bebeği" demektir; beyit "göz bebeği, konuğu olan hayali elbette hoş tutar" diye de okunabilir.)

3. O güzellik padişahı gönüller aldıkça sevinse buna şaşılır mı? Bir ülke fethetmek, sultanın gönlünü ferahlatır.

4. Sana armağanımız candır; ayağının tozuna (bu küçük hediyeye) incinme. Çünkü karıncanın armağanı da Süleyman'ı sevindirir.

5. Ey Adlî, sevgili âşığın gamlı olmasını istermiş; gel, gamla geçin de sevgilinin gönlünü hoş et.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik bir gazeldir. Redif "ferah" (ferah, sevinçli) kelimesi, kafiye "-ânı" sesidir: cânı, avânı, mihmânı, sultânı, Süleymân'ı, cânânı. Vezin, remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıdır. Neşirde Bayram'ın 16 numarasıyla yer alan gazel OR, T, M1 ve M2 nüshalarında vardır, İBB'de yoktur. Nüsha farkları küçüktür: OR'da dördüncü beyitte "mûr" (karınca) yerine "mûrdur", T'de beşinci beyitte "geçin" yerine "geçir" yazılıdır. Şiirin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, bahar ve işret meclisiyle açılır, sonra aşkın gamına döner. Matlaın ilk mısraında "devr" kelimesi iki kez ve iki ayrı anlamda kullanılır: "devr-i gül" gül mevsimi, "devr-i kadeh" ise kadehin meclisteki oturanlar arasında sırayla dolaşmasıdır. Aynı sözün farklı anlamlarla tekrarlanması cinas sanatıdır. İkinci beyitte "merdüm" kelimesi tevriye yaratır: kelime hem "insan" hem "göz bebeği" anlamına gelir. Birinci anlamda konuğunu hoş tutmak insanlığın gereğidir; ikinci anlamda göz bebeği, kendisine konuk olan sevgili hayalini ağırlar. Divan şiirinde hayalin göze ya da gönle misafir olması yaygın bir mazmundur.

Üçüncü beyit, sevgilinin gönül almasını bir hükümdarın ülke fethetmesine benzetir. Sevgili "şâh-ı cemâl", yani güzellik padişahıdır; onun gönülleri ele geçirmekten sevinmesi, sultanın fetihten duyduğu sevince denk tutulur. Beyitteki görüntü saray ve savaş dünyasından alınmıştır; şiiri yazanın bir hükümdar olduğu düşünülünce benzetme ayrıca dikkat çeker. Yine de beyitte fetheden sultan sevgilidir; âşık ise ele geçirilen gönüllerden biridir.

Dördüncü beyitte telmih vardır. Kur'an'ın Neml suresinde Süleyman peygamber ile karıncaların kıssası anlatılır; divan şiirinde karıncanın Süleyman'a sunduğu küçük armağan (tuhfe-i mûr), değeri az ama gönülden verilmiş hediyenin örneği olarak anılır. Âşık, sevgiliye sunduğu canı karıncanın armağanı kadar küçük görür ve sevgilinin bu hediyeyi hor görmemesini ister. "Ayağının tozu" ifadesi de aynı alçakgönüllülüğü taşır: âşık, sunduğu şeyi sevgilinin ayağına değen toz kadar değersiz sayar. Sevgili burada Süleyman'ın, âşık ise karıncanın yerindedir; şah ile kul arasındaki mesafe bir kez daha kurulmuş olur. Son beyitte (makta) gazel matlaın neşeli havasından uzaklaşır: sevgili âşığını gamlı görmek ister, bu yüzden Adlî gamla barışmayı kendine öğüt verir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 54, şiir no. 16 (nüsha farkları s. 54 dipnotu). ekitap.ktb.gov.tr