Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Yüzüñ gülzārı şevḳınden göñül murġı gelür zāre
Anuñçün gül yüzüñ yādına eyler meyl gülzāre
Egerçi mihr-i ‘ālem-tāba beñzer ol ḳamer līkin
Cefā vü cevr ḳılmaḳda müşābih çerḫ-i devvāre
Yüregi yarılup yaşı revān olaydı her sūya
Ṣadā-yı nāle vü āhum eger irişse kühsāre
Mizācuñdan yübūsetle ṣudā‘uñ def‘in iderdüñ
Yoluñ uġrasa bir gün zāhidā ger kūy-ı ḫammāre
Er iseñ zīnetine dünyenüñ meyl eyleme zinhār
Ṣaḳın aldamasun ‘Adlī seni bu Zāl ü mekkāre

Günümüz Türkçesiyle

1. Yüzünün gül bahçesine duyduğu özlemden gönül kuşu inlemeye başlar; bu yüzden gül yüzünü anmak için gül bahçesine yönelir.

2. O ay yüzlü (sevgili) dünyayı aydınlatan güneşe benzese de cefa ve eziyet etmekte dönüp duran feleğe benzer.

3. İniltimin ve ahımın sesi dağlara ulaşsaydı, dağların yüreği yarılır, gözyaşları her yöne akardı. (Dağlardan akan sular, âşığın feryadına dayanamayan dağların gözyaşı olarak düşünülür.)

4. Ey zahit, yolun bir gün meyhanecinin mahallesine düşse, mizacındaki kuruluğu da baş ağrını da giderirdin. ("Yübûset" sözlük anlamıyla kuruluk, "sudâ‘" baş ağrısıdır. Zahidin kuru, katı sofuluğu bir mizaç kuruluğuna benzetilir; beyitte bunun ilacı meyhanedir.)

5. Ey Adlî, er isen dünyanın süsüne asla meyletme; sakın bu yaşlı ve hilekâr kadın seni aldatmasın. (Dünya, gençlere süslenerek görünen yaşlı ve hilekâr bir kadına benzetilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-âr" sesine, redif yönelme ekine (-e) dayanır: zâre, gülzâre, devvâre, kühsâre, hammâre, mekkâre. Mahlas son beyitte geçer. Bayram neşrinde 131 numarayla yer alır. OR (30a), T (39b-40a) ve İBB'de (21a) bulunur, M1 ve M2'de yoktur. Neşirde kaydedilen tek nüsha farkı ikinci beyittedir: İBB "devvâre" (dönen) yerine "gaddâre" (zalim, hain) okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel aşk ile başlar, zahide takılan bir beyitten geçer ve dünyaya karşı bir öğütle kapanır. Matlada gül ile bülbül mazmunu vardır. Gönül bir kuştur, sevgilinin yüzü bir gül bahçesidir; kuş bu bahçeyi özlediği için gerçek gül bahçesine gider, çünkü oradaki güller ona sevgilinin yüzünü hatırlatır. "Gülzâr" kelimesinin iki mısrada da kafiye yerinde ve içeride tekrarlanması, "zâr" (inilti) ile "gülzâr" arasındaki ses yakınlığıyla birlikte beyte bir ahenk verir.

İkinci beyitte sevgili iki gök cismiyle karşılaştırılır. Ay yüzlüdür ve parlaklığıyla güneşe benzer; eziyet etmede ise feleğe benzer. Mihr (güneş), kamer (ay) ve çerh (felek) kelimeleri arasında tenasüp vardır. Feleğin dönüp durması ve insanlara cefa etmesi divan şiirinde bilinen bir düşüncedir; sevgili güzelliği bakımından gökteki ışıklara, zulmü bakımından gökyüzünün kendisine benzetilmiştir. İBB'deki "gaddâre" okuması aynı anlamı daha açık söyler.

Üçüncü beyit bir hüsn-i ta‘lîl ve mübalağadır. Dağlardan her yöne akan sular, âşığın iniltisini duyup yüreği yarılan dağların gözyaşı olarak açıklanır. "Yürek" ile "yarılmak", "yaş" ile "revân olmak" dağın kayalarına ve pınarlarına uygun düşer. Dördüncü beyitte ise ton değişir ve şair zahide takılır. "Yübûset" sözlük anlamıyla kuruluk, "sudâ‘" baş ağrısı demektir; ikisi de eski tıbbın terimleridir ve kuru mizacın baş ağrısına yol açtığı düşüncesine dayanır. Kuruluk aynı zamanda zahidin katı ve neşesiz sofuluğunu anlatır. Meyhaneciye uğrayan zahit hem bu kuruluktan hem de baş ağrısından kurtulacaktır. Tıbbi terimlerin bir sofuluk eleştirisinde kullanılması beyte hafif bir alay katar.

Son beyit dünyanın süsüne kapılmamayı öğütler. "Zâl" sözlük anlamıyla yaşlı, saçı ağarmış kimse, "mekkâre" de hilekâr kadın demektir. Dünya, kendini süsleyip gösteren ama aslında yaşlı ve aldatıcı bir kadın olarak düşünülmüştür. "Er" (yiğit, erkek) ile bu yaşlı kadın arasındaki karşıtlık öğüdü güçlendirir. Dünyanın bütün nimetlerine sahip bir hükümdarın kendine bu öğüdü vermesi, beyte padişahın kaleminden çıkmış bir hikmet sözü olarak ayrı bir ağırlık kazandırır.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 169, şiir no. 131 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr