Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün
Dil viren ol yüzi gül ü ḳaddi ṣanavbere
Bir ẕerre mihri ḳalmadı ḫurşīd-i envere
Rengīn söz ile yaşuma meyl itmedi nigār
Ḳıymet bulınmadı n'idelüm dür ü gevhere
Ḳaddüñ ḥalāvetini lebüñ şehdi ḳıldı telḫ
Zülfüñ kesād vireli bāzār-ı ‘anbere
‘Āşıḳlaruñ çoġ olduġına dostum incünme
Lāzım degül mi ḫayl ü ḥaşem cem‘i beglere
Dūd-ı dil ile dāġuma raḥm eyledi nigār
Meyl eylese ‘aceb mi perī būy-ı micmere
Nār-ı ġam ile fürḳat odı baġladı beni
Döndüm miyān-ı āteş-i ġamda semendere
Yār işiginde ‘Adli varup bende olıgör
Şāh olmaġ ise ger ġarazuñ yedi kişvere
Günümüz Türkçesiyle
1. Yüzü gül, boyu çam fidanı gibi olan o sevgiliye gönül veren kişide, pek parlak güneşe karşı zerre kadar sevgi kalmadı. ("Mihr" sözlük anlamıyla hem sevgi hem güneş demektir; sevgilinin yüzünü gören, güneşe bakmaz olur.)
2. Sevgili renkli sözlerle (döktüğüm) gözyaşlarıma meyletmedi; ne yapalım, inci ile mücevher değer bulmadı. (Gözyaşları inciye, süslü şiir mücevhere benzetilir; ikisi de sevgilinin gözünde değersiz kalmıştır.)
3. Saçın amber pazarını durgunluğa uğratalı, dudağının balı da boyunun tatlılığını acı kıldı. (Dudağın tatlılığı her tatlıyı, saçın kokusu amberi geride bırakır. T nüshasındaki "kand" okumasıyla ilk mısra "dudağının balı şekerinin tatlılığını acı kıldı" anlamına gelir.)
4. Dostum, âşıklarının çok olmasına incinme; beylerin maiyet ve hizmetkâr toplaması gerekmez mi. (Sevgili bir bey gibidir, âşıklar da onun maiyetidir.)
5. Sevgili, gönlümden yükselen dumandan ötürü yarama acıdı; peri buhurdanın kokusuna meylederse şaşılır mı. (Âşığın yanan gönlü bir buhurdana, ahları da onun dumanına benzer; peri yüzlü sevgili bu kokuya çekilir.)
6. Gam ateşi ile ayrılık ateşi beni (çepeçevre) sardı; gam ateşinin ortasında semendere döndüm. (Semender, sözlük anlamıyla ateşte yaşadığına inanılan efsanevî hayvandır.)
7. Ey Adlî, eğer amacın yedi iklime şah olmaksa, sevgilinin eşiğine varıp kul ol.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve muzâri‘ bahrinin "mef‘ûlü fâ‘ilâtü mefâ‘îlü fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Neşirde bu vezin dizgi hatasıyla basılmıştır; doğru biçimi yukarıdaki gibidir. Kafiye "-er" sesine, redif yönelme ekine (-e) dayanır: sanavbere, envere, gevhere, ‘anbere, beglere, micmere, semendere, kişvere. Mahlas son beyitte geçer. Bayram neşrinde 130 numarayla yer alır. OR (29b), T (40a) ve İBB'de (20b) bulunur, M1 ve M2'de yoktur. Dördüncü beytin ilk mısraı OR ve İBB'de "‘Âşık gerek çoġ olduġına'ncünme dōstum" biçimindedir. T nüshası ikinci beyitte "bulınmadı" yerine "bulındı", üçüncü beyitte "kaddüñ" yerine "kandüñ", son beyitte "işiginde" yerine "işigüñde" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matlada "mihr" kelimesinde tevriye vardır. Kelime sözlük anlamıyla hem sevgi hem güneş demektir. İkinci mısradaki "hurşîd-i enver" (pek parlak güneş) ve "zerre" kelimeleri güneş anlamını öne çıkarır; zerreler güneş ışığında görünür. Asıl kastedilen ise sevgidir: gül yüzlü, çam boylu sevgiliye gönlünü veren, güneşe bir zerre sevgi bile duymaz. Gül ve sanavber (çam) sevgilinin yüzü ile boyu için divan şiirinde sık kullanılan benzetmelerdir.
İkinci beyitte "rengîn söz" (renkli, süslü söz) şiiri, "dür ü gevher" (inci ve mücevher) de hem gözyaşını hem şiiri karşılar. Değer bulmamak ve "kıymet" kelimesi pazar diliyle ilgilidir; bu dil üçüncü beyitte "kesâd" (alışverişin durgunluğu) ve "bâzâr" kelimeleriyle sürer. Sevgilinin saçı öyle güzel kokar ki amber pazarı durgunlaşmıştır. İlk mısrada neşrin "kadd" (boy) okuması ile T'deki "kand" (şeker) okuması arasında bir seçim vardır. "Kand" okuması "halâvet" (tatlılık), "şehd" (bal) ve "telh" (acı) kelimeleriyle daha sıkı bir tenasüp kurar; neşir ise "kadd" okumasını metne almıştır. Tatlı ile acı arasında bir tezat da vardır.
Dördüncü beyitte sevgili maiyeti kalabalık bir beye benzetilir. "Hayl ü haşem" sözlük anlamıyla atlılar ve hizmetkârlar, yani bir büyüğün etrafındaki kalabalıktır. Âşıkların çokluğu sevgilinin şanına yakışır. Beşinci beyitte gönül bir buhurdandır, âşığın içindeki yangının dumanı sevgiliye ulaşır. Peri ile buhur kokusu arasındaki ilgi beytin dayanağıdır; sevgilinin peri yüzlü olması bu benzetmeyi taşır. "Dâğ" sözlük anlamıyla dağlama yarasıdır; divan şiirinde aşkın gönülde bıraktığı yanık izi diye anılır.
Altıncı beyitte âşık, gam ve ayrılık ateşlerinin ortasında yanmadan yaşayan semendere dönüşür. Bu mübalağa, acının artık âşığın yaşadığı ortam olduğunu söyler. Nâr, od ve âteş kelimeleri aynı beyitte toplanarak bir tenasüp kurar. Son beyitte Adlî kendine bir yol gösterir: yedi iklime, yani bütün dünyaya şah olmak isteyen, sevgilinin eşiğinde kul olmalıdır. "Bende" (kul) ile "şâh" arasındaki tezat beyti taşır. Bu beyitte Adlî'nin şiirlerinde sık görülen ironi açıkça vardır. Dünyaya şah olmanın yolunu kulluğu kabul etmekte gösteren kişi, gerçekte bir padişahtır.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 168, şiir no. 130 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






