Özgün Metin

Vezin: mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün

Eger dest-i ġamuñ elinden alaydum girībānı
Felek evcine ilterdüm feraḥdan dest ü dāmānı
Ṣaçı ṭarrārlar mekrine bir dil olmasun meftūn
Gözi kāfirlere düşürme yā Rab bir Müselmān'ı
Baña dīvāne oldı diyü ehl-i ‘aḳl ider ṭa‘ne
Ne mühlik vādidür bilmez meger ‘ışḳuñ beyābānı
Ṣaçuñ bendinde olanlar küşāde-ḫāṭır olmışdur
İçenler bāde-i la‘lüñ sürerler ḫōş çü devrānı
Cihān milkine ser-tā-ser şeh olmaḳ isteseñ ‘Adlī
Olıgör cān ile ol şāh-ı ḥüsnüñ bende-fermānı

Günümüz Türkçesiyle

1. Eğer yakamı gamın elinden kurtarabilseydim, sevinçten elimi ve eteğimi feleğin doruğuna kadar kaldırırdım. (Gam, âşığı yakasından tutan biri gibi düşünülür; ondan kurtulan, sevinçle el ve etek açar.)

2. Hiçbir gönül saçı yankesici olanların hilesine tutulmasın; ya Rabbi, hiçbir Müslümanı gözü kâfir olanların eline düşürme. (Sevgililerin saçı yankesici, gözü kâfir, yani acımasızdır.)

3. Akıllılar "divane oldu" diye beni kınıyor; anlaşılan aşk çölünün ne öldürücü bir vadi olduğunu bilmiyorlar.

4. Saçının bağında olanlar gönlü ferah kişiler olmuştur; dudağının şarabını içenler de hoşça bir ömür sürerler. (Saçın bağı ile gönlün açıklığı arasında bir karşıtlık vardır; sevgiliye bağlanan, tutsaklıkta ferahlık bulur.)

5. Ey Adlî, dünya mülküne baştan başa şah olmak istersen, canla başla o güzellik şahının buyruğuna boyun eğen kulu ol.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin "mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün mefâ‘îlün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-ân" sesine, redif belirtme ekine (-ı) dayanır: girîbânı, dâmânı, Müselmân'ı, beyâbânı, devrânı, fermânı. Mahlas son beyitte geçer. Bayram neşrinde 133 numarayla yer alır; neşre göre divanın "Harfü'l-yâ" bölümünde, yani Arap harfli yazımda son harfi yâ olan gazeller arasında yer alır. Beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 32b, T 41b, M1 42a, M2 33a, İBB 22b), ama matla M1 ve M2'de yoktur. Nüsha farkları sınırlıdır: T ilk beyitte "ilterdüm" yerine "iletürdüm", son beyitte "milkine ser-tâ-ser" yerine "milki ser-â-ser" okur; İBB ikinci beyitte "tarrârları mekrine bu dil olmagın", üçüncü beyitte "vâdîdür" yerine "evidür" okur; M1 ve M2 dördüncü beyitte "çü" yerine "bu" okur. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla el, yaka ve etek kelimeleri üzerine kurulur. "Dest-i gam" (gamın eli) sözü ile hemen ardından gelen "elinden" kelimesi aynı anlamı Farsça ve Türkçe olarak iki kez söyler. Gam âşığı yakasından tutan biridir; yakası kurtulursa âşık sevinçle elini ve eteğini feleğin doruğuna kaldıracaktır. Dest (el), girîbân (yaka) ve dâmân (etek) arasında tenasüp, gam ile ferah arasında tezat vardır. "Evc" sözlük anlamıyla bir gök cisminin en yüksek noktası, doruk demektir.

İkinci beyit bir dua biçiminde kurulur. Sevgililerin saçı "tarrâr" (yankesici), gözü "kâfir"dir. "Kâfir" divan şiirinde acımasız sevgili için sık kullanılır; burada "Müselmân" kelimesiyle tezat oluşturarak beyte hafif bir şaka tonu verir. Saç ve göz gibi güzellik unsurları, aldatan ve tutsak eden kişiler gibi anlatılır. Üçüncü beyitte akıl ile aşk karşı karşıya gelir. Akıllılar âşığı deli diye kınar, oysa aşk bir çöldür ve o çölün vadileri öldürücüdür. Dîvâne (deli), vâdî ve beyâbân (çöl) kelimeleri arasındaki ilgi, divan şiirinde aşk yüzünden çöllere düşen deli âşık imgesine dayanır.

Dördüncü beyitte "bend" (bağ) ile "küşâde" (açık) arasında tezat vardır. Saçın bağında tutsak olanlar gönülce ferahlamıştır. "Bâde-i la‘l" sözü, sözlük anlamıyla yakut şarabı demektir; dudak kırmızılığıyla hem yakuta hem şaraba benzer. Bu şarabı içenler hoş bir devran sürer. "Devrân sürmek" deyimi hoşça vakit geçirmeyi anlatır; "devr" kelimesi ayrıca meclislerde kadehin elden ele dolaşmasını da çağrıştırır, bu bağlantı beyitte açıkça söylenmez.

Son beyit, Adlî'nin şiirlerinde sık görülen ironiyi açıkça taşır. Dünya mülküne baştan başa şah olmak isteyen, "güzellik şahının" emrine boyun eğen bir kul olmalıdır. Şeh, şâh-ı hüsn (güzellik şahı) ve bende-fermân (emre bağlı kul) kelimeleri arasındaki tezat beyti taşır. Bu öğüdü kendine veren kişi gerçekten de geniş bir ülkenin hükümdarıydı; beyit, dünya hâkimiyetini aşkta kulluğa bağlarken şairin kendi makamıyla oynar. Aynı düşünce divandaki 130 numaralı gazelin son beytinde de "yedi iklime şah olmak" sözüyle dile gelir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 171, şiir no. 133 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr