Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Nev-bahār itdi müzeyyen yine rūy-ı ‘ālemi
Bezm-i gülşende bulup bir niçe yār u hem-demi
Der-miyān it varuñı nergis gibi bāġ içre kim
Dökilüp ṣaçılmaġ ögretdi şükūfe dirhemi
Ṣāfi mey nūş eyle dehrüñ ḳıl firībinden ḥaẕer
‘Ālem aḥvālüñ mükedder itmedin ḳıl ‘ālemi
Tāze eyleñ bāde ābıyla dil-i pejmürdei
Nice virdi āb-rū ezhāre görüñ şebnemi
Olubañ ġamgīn benefşe gibi burmazdum boyın
‘Adliyā boynuma bend itsem o sünbül perçemi

Günümüz Türkçesiyle

1. İlkbahar, gül bahçesindeki mecliste birkaç dost ve can yoldaşı bularak dünyanın yüzünü yeniden süsledi.

2. Bahçede nergis gibi neyin varsa ortaya koy; çünkü çiçekler, dirhemlerini (yere dökülen yapraklarını) dökülüp saçılmayı öğretti. (Gümüş paraya benzeyen yapraklarını cömertçe döken çiçekler, insana da elindekini esirgememeyi öğretir. Beyit "çiçek, dirheme dökülüp saçılmayı öğretti" diye de okunabilir; anlam değişmez.)

3. Saf şarap iç, zamanın aldatmasından sakın; dünyanın hâlleri keyfini bulandırmadan eğlenceni yap.

4. Perişan gönlü şarabın suyuyla tazeleyin; bakın, çiğ tanesi çiçeklere ne kadar parlaklık ve itibar (âb-rû) verdi.

5. Ey Adlî, o sümbül perçemi boynuma bağlayabilseydim, menekşe gibi gamlanıp boynumu bükmezdim. (Menekşenin eğik duruşu boynu bükük, kederli bir insana benzetilir; sevgilinin kokulu ve kıvrımlı saçı da sümbüle.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-em" sesine, redif belirtme ekine (-i) dayanır: âlemi, hem-demi, dirhemi, âlemi, şebnemi, perçemi. Mahlas son beyitte "Adliyâ" seslenmesiyle geçer. Bayram neşrinde 135 numarayla yer alır; neşre göre divanın "Harfü'l-yâ" bölümündedir. Beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 33a, T 41b-42a, M1 42b, M2 33a-33b, İBB 23a). Nüsha farkları azdır: T ilk beyitte "gülşende" yerine "gülşen it" okur; T, M1 ve M2 "yâr u hem-demi" yerine "yâr-ı hem-demi", dördüncü beyitte "pejmürdei" yerine "pejmürdeyi" okur; T aynı beyitte "görüñ" yerine "gör bu" der. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel bahar ve işret (içki meclisi) temasını işler. Matlada bahar, dünyanın yüzünü süsleyen bir kişi gibidir ve gül bahçesinde kurulan mecliste dostlarını bulmuştur. Bu kişileştirme gazelin bütününe yayılır: çiçekler insana cömertliği öğretir, çiğ tanesi çiçeklere itibar kazandırır, menekşe boynunu büker. Bahçe ile meclis birbirine karışır; şarap, çiçek ve dost aynı sahnenin parçalarıdır.

İkinci beyitte nergis, elindekini ortaya koyan biri olarak gösterilir. "Der-miyân" sözlük anlamıyla "ortada" demektir; nergisin ortasındaki sarı kısım sık rastlanan bir benzetmeyle altına yakıştırılır, beyit de nergisin bu "varını" ortada tuttuğunu ima eder. "Şükûfe dirhemi" ise sözlük anlamıyla çiçek dirhemidir; ağaçlardan dökülen beyaz yapraklar gümüş paralara benzetilir. Bahar, para saçar gibi yaprak döken çiçekleriyle insana cömertliği öğretir.

Üçüncü beyit gazelin ağırlık merkezidir. "Sâfî" (saf) ile "mükedder" (bulanık, kederli) arasında tezat vardır; şarap duru olmalı, insanın gönlü bulanmadan zevk sürülmelidir. Beytin ikinci mısraı "âlem" kelimesiyle başlar ve aynı kelimeyle biter: ilki sözlük anlamıyla dünya, ikincisi "âlem kılmak" deyiminde eğlence demektir. Matladaki "âlemi" kafiyesinin burada başka bir anlamla yeniden kullanılması, cinas sanatına örnek oluşturur. Dünyanın aldatıcı olduğunu hatırlatan öğüt, ömrün kısalığı karşısında anı değerlendirme çağrısına bağlanır.

Dördüncü beyitte su ile ilgili kelimeler bir araya gelir: "âb" (su), "âb-rû" (sözlük anlamıyla yüz suyu, yani itibar ve parlaklık), "şebnem" (çiğ) ve "tâze". Çiğ tanesi çiçeklere nasıl itibar veriyorsa, şarabın suyu da yorgun gönle öyle tazelik verecektir. Son beyitte menekşe ile sümbül karşı karşıya gelir. Boynu bükük menekşe gamlı âşığın, kokulu sümbül de sevgilinin perçeminin karşılığıdır. "Boyın burmak" (boyun bükmek) ile "boynuma bend itmek" (boynuma bağlamak) arasındaki karşılık, beyitte kederle vuslatı yan yana koyar.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 173, şiir no. 135 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr