Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün mefā‘ilün fe‘ilün
Sāḳiyā sāġar-ı hilāl ḳanı
Ṣun berū dāfi‘-i melāl ḳanı
Bāġbānā bu bāġ-ı ‘ālemde
Mīvesi mihr bir nihāl ḳanı
Rūşen itmege cān u dil milkin
Ḳanı ol mihr-i bī-zevāl ḳanı
Furḳati içre bīm-i cān var iken
Vaṣla irmege iḥtimāl ḳanı
Gitdi ‘ışḳ ile iḫtiyār elden
Daḫı ṣabr itmege mecāl ḳanı
Deheni fikr olunsa söz yoḳdur
Bili vaṣfında ḳīl ü ḳāl ḳanı
Eglenürdük ḫayāl ile her dem
‘Adliyā ‘ālem-i ḫayāl ḳanı
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sâkî, hilal biçimindeki kadeh nerede? Uzat beri, sıkıntıyı gideren (şarap) nerede?
2. Ey bahçıvan, bu dünya bahçesinde meyvesi sevgi (ya da güneş) olan bir fidan nerede? ("Mihr" hem sevgi hem güneş demektir.)
3. Can ve gönül ülkesini aydınlatmak için o batmayan güneş nerede, nerede?
4. Ayrılığında can korkusu varken kavuşmaya ermenin ihtimali nerede?
5. Aşk yüzünden irade elden gitti; artık sabretmeye güç nerede?
6. Ağzı düşünülecek olsa söz yoktur; belini anlatmaya dedikodu nerede? (Sevgilinin ağzı öyle küçüktür ki yok sayılır, bu yüzden üzerine söz söylenemez; beli de öyle incedir ki tarif etmeye söz bulunmaz.)
7. Her an hayal ile oyalanırdık; ey Adlî, o hayal âlemi nerede?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel yedi beyittir ve hafif bahrinin "fe‘ilâtün mefâ‘ilün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kısa bir kalıptır; mısralar beşer altışar kelimeyi geçmez. Redif "kanı" (nerede) kelimesidir, kafiye "-âl" sesine dayanır: hilâl, melâl, nihâl, zevâl, ihtimâl, mecâl, kāl, hayâl. Mahlas son beyitte "Adliyâ" seslenmesiyle geçer. Bayram neşrinde 138 numarayla yer alır; neşre göre divanın "Harfü'l-yâ" bölümündedir. Beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 33a-33b, T 42b-43a, M1 43a-43b, M2 34a, İBB 23a-23b), ama altıncı beyit OR ve İBB'de yoktur. T dördüncü beyitte "furkati" yerine "furkat", "bîm-i" yerine "bu ten ü" okur; T, M1 ve M2 son beyitte "her dem" yerine "gamda" okur, OR'da ise "her dem" eksiktir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin bütün beyitleri "kanı" redifiyle bir soru biçiminde biter. Her beyit âşığın yitirdiği ya da bulamadığı bir şeyi arar: kadeh, sevgi meyvesi veren fidan, batmayan güneş, kavuşma ihtimali, sabır gücü, hayal âlemi. Redif bu yokluk duygusunu beyitten beyite taşır ve kısa vezin soruları sık aralıklarla tekrarlar.
Matlada sâkîden istenen kadeh "sâgar-ı hilâl", yani hilal biçimindeki kadehtir. Kadehin ince eğri kenarı yeni aya benzetilir. Şarap "dâfi‘-i melâl" (sıkıntıyı defeden) diye anılır. İkinci beyitte seslenme bu kez bahçıvanadır; ilk iki beytin sâkî ve bahçıvana yönelmesi, meclis ile bahçeyi yan yana getirir. "Mihr" kelimesi sözlük anlamıyla hem sevgi hem güneştir ve tevriye kurar: dünya bahçesinde meyvesi sevgi olan bir fidan aranır, güneşi meyve olarak taşıyan bir ağaç da hayal edilebilir.
Üçüncü beyit aynı kelimeyi sürdürür. "Mihr-i bî-zevâl" sözlük anlamıyla batmayan, eksilmeyen güneştir; "zevâl" hem güneşin tepe noktasından inişi hem de yok oluş anlamına gelir. Can ve gönül "mülk" olarak düşünülmüş, onu aydınlatacak güneş ise sevgili ya da sönmeyen bir sevgi olarak bırakılmıştır. Redifin bu beyitte mısra başında da tekrarlanması ("Kanı ol mihr-i bî-zevâl kanı") arayışın ısrarını sese döker.
Dördüncü ve beşinci beyitler âşığın çaresizliğini anlatır. Ayrılıkta can korkusu vardır, vuslat ihtimali yoktur; irade aşka teslim olmuştur, sabredecek güç kalmamıştır. "İhtiyâr" (irade) ile "elden gitmek" arasındaki ilgi, deyimi kelimenin anlamıyla örtüştürür.
Altıncı beyit divan şiirinin bilinen iki mazmununa dayanır: sevgilinin ağzı o kadar küçüktür ki yok gibidir, beli o kadar incedir ki görünmez. Ağzı düşünülünce "söz yok"tur, çünkü yok olan bir şey üzerine söz söylenmez; "söz" kelimesi ağızla da ilişkilidir. Belin vasfında "kîl ü kāl", yani sözlük anlamıyla dedikodu, boş söz bile bulunmaz. Bu beytin iki eski nüshada (OR ve İBB) bulunmaması dikkat çekicidir. Son beyit gazeli hayal kelimesiyle kapatır. Âşık eskiden hayal ile avunurdu; artık o hayal âlemi de yoktur. T, M1 ve M2'nin "gamda" okuyuşu, oyalanmanın gam içinde olduğunu söyleyerek beyte başka bir renk verir.
Kaynakça
- Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 176, şiir no. 138 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr






