Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün

Ger müyesser ide ṭāli‘ zülfüñe hemserligi
Başa iletür cihān içinde ol serverligi
Gül firāḳında gül öksüzi geçer bülbül velī
Āteşüm kār eylese göreydi ḫākisterligi
İy viṣāl ehli mey-i vaḥdet içeñ zer cām ile
Bezm-i miḥnetde sifāl eyler bize sāġarligi
Gözlerüm yaşından alur ebr-i bārān dökmegi
Lāleye ḫūnīn ciger ta‘līm ider micmerligi
Tācverler senden ögrensün efendi begligi
Bendeler ‘Adlī'den ögrensün gelüp çākerligi

Günümüz Türkçesiyle

1. Talih bana senin saçınla baş başa olmayı nasip etseydi, o başlık (önderlik) dünyada tamamına erdirilmiş olurdu. ("Hem-ser" sözlük anlamıyla eş, denk, baş başa olan; "server" ise baş, önder demektir. Beyit, sevgilinin saçına yakın olmayı en büyük başlık sayar; anlamı tam olarak kesin değildir.)

2. Bülbül, gülün ayrılığında gülün öksüzü olarak günlerini geçirir; ama benim ateşim ona işlese, kül olmanın ne olduğunu görürdü. (Bülbülün çektiği, âşığın çektiğinin yanında azdır.)

3. Ey vuslat ehli, siz birlik şarabını altın kadehle için; bizim mihnet meclisimizde çanak çömlek kırığı kadehlik eder.

4. Yağmur bulutu, dökmeyi gözlerimin yaşından öğrenir; kanlı ciğer de laleye buhurdanlığı öğretir. (Lalenin kırmızısı ve kara içi, içinde kor yanan bir buhurdana benzetilmiş olmalıdır; benzetmenin kaynağı âşığın kanlı ciğeridir.)

5. Taç sahipleri beyliği senden öğrensin, efendim; kullar da gelip kulluğu Adlî'den öğrensin. (Beyit "efendi beyliğini senden öğrensinler" diye de okunabilir.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-er" sesine, redif "-ligi" ekine dayanır: hemserligi, serverligi, hâkisterligi, sâgarligi, micmerligi, çâkerligi. Mahlas son beyitte geçer. Bayram neşrinde 139 numarayla yer alır; neşre göre divanın "Harfü'l-yâ" bölümündedir. Beş nüshanın hepsinde bulunur (OR 33b, T 43a, M1 43b, M2 34a-34b, İBB 23b); üçüncü beytin ilk mısraı OR'da yoktur. Başlıca nüsha farkları şunlardır: ilk beyitte T "iletür rûy-ı", OR, İBB ve M1 "iletürdi" okur; T ikinci beyitte "göreydi ol" der; M1 ve M2 dördüncü beyitte "ebr-i bârân" yerine "ebr ü bârân" okur. Bayram, divanın British Library nüshasının (OR) imlâsını incelediği 2008 tarihli makalesinde, "-lik" ekinin ardından ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde kef harfinin korunduğunu gösterirken bu gazelin "hemserligi", "sâgarligi" ve "micmerligi" kelimelerini de örnek verir. Redifin bugünkü söyleyişle "-lığı" yerine "-ligi" biçiminde yazılması bu yüzdendir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazelin redifi her beyitte bir "-lik"li ad, yani bir hâl, bir makam ya da bir iş taşır: hemserlik, serverlik, külleşmek, kadehlik, buhurdanlık, beylik ve kulluk. Bu redif gazeli bir tür "kim neyi kimden öğrenir" sıralamasına dönüştürür; özellikle son iki beyitte "ta‘lîm itmek" (öğretmek) ve "ögrenmek" fiilleri öne çıkar.

Matlada "ser" (baş) kelimesi üç biçimde oynanır: "hem-ser" (baş başa olan, eş), "server" (önder) ve "başa iletmek" deyimi. Bu kelimeler arasında bir tenasüp kurulur ve beyit, sevgilinin saçına yakın olmayı dünyadaki önderliğin en yüksek derecesi gibi gösterir. Nüshalardaki farklı okuyuşlar mısranın kuruluşunu biraz değiştirdiği için beytin anlamı tam olarak kesinleşmez.

İkinci beyitte gül ile bülbül mazmunu âşığın lehine çevrilir. Bülbül gülden ayrı kalınca "gül öksüzü" olur, ama bu acı, âşığın içindeki ateşle kıyaslanamaz; o ateş bülbüle dokunsa onu küle çevirirdi. "Âteş" ile "hâkister" (kül) arasında tenasüp vardır. Üçüncü beyitte vuslata erenlerle mihnet çekenler karşı karşıya gelir. "Zer câm" (altın kadeh) ile "sifâl" (sözlük anlamıyla toprak kap, çanak çömlek kırığı) arasındaki tezat, iki meclis arasındaki farkı gösterir. "Mey-i vahdet", sözlük anlamıyla birlik şarabıdır; tasavvufta Tanrı ile birliği anlatan bir ifade olarak da okunabilir.

Dördüncü beyit iki hüsn-i ta‘lîlden kurulur. Yağmur bulutu dökmeyi âşığın gözyaşından öğrenmiştir; lalenin kırmızısı da âşığın kanlı ciğerinden öğrenilmiş bir "buhurdanlık"tır. "Micmer" sözlük anlamıyla buhurdan, içinde güzel kokulu şeylerin yakıldığı kaptır.

Son beyit Adlî'nin şiirlerinde sık görülen ironiyi açıkça taşır. Taç sahipleri, yani hükümdarlar, beyliği sevgiliden; kullar da kulluğu Adlî'den öğrenmelidir. "Tâcver" ile "bende", "beglik" ile "çâkerlik" arasındaki tezat beytin dayanağıdır. Bu sözleri yazan kişi kendisi bir taç sahibiydi; beyit onu hükümdarlar arasına değil, kulların öğretmeni yerine koyar.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 177, şiir no. 139 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr
  • Yavuz Bayram, "Sultan İkinci Bâyezîd-i Velî (Adlî) Dîvânı'nın British Library Nüshasında İmlâ Husûsiyetleri", Turkish Studies 3/6 (Güz 2008), s. 109-142 (-lik ekinin yazılışı s. 122).

Çevrimiçi kaynaklar