Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

Devlet ü baḫt u sa‘ādet bize çün yār oldı
Nerd-i ġamda dil-i bed-ḫᵛāhuñ işi zār oldı
Şol şehinşehligi erzāni ḳılupdur bize Ḥaḳ
Ki cihān şehlerine bende dimek ‘ār oldı
Dīn-i İslām'umuzuñ şem‘-i şeb-efrūzı daḫı
Ehl-i küfrüñ yüregi yaġıle yanar oldı
Ḳara Boġdān gözine ‘ālemi tā tār itdüm
Emrüme tābi‘ olan server-i Tātār oldı
‘Adliyā her ne murāduñ var ise virdi Ḫudā
Ārzū dilde hemīn vuṣlat-ı dil-dār oldı

Günümüz Türkçesiyle

1. Devlet, baht ve saadet bize dost olunca, gam tavlasında kötülüğümüzü isteyenin gönlünün işi perişanlığa döndü. (Nerd tavla oyunudur; "zâr" hem inleyen, perişan hem de tavlada atılan zar demektir.)

2. Hak Teâlâ bize öyle bir şehinşahlık nasip etti ki dünyanın şahlarına "kulumuz" demek bile bize ar oldu. (Yani o şahlar, kul diye anılmaya bile değmeyecek kadar aşağıda kaldı. Mısra, şahların kendilerine "kul" denmesini ar saydıkları biçiminde de okunabilir; birinci okuyuş beytin övünme havasına daha uygundur.)

3. İslâm dinimizin geceyi aydınlatan mumunun yağıyla artık küfür ehlinin yüreği de yanar oldu. (Mum yağıyla yanar; aynı yağ, inançsızların yüreğini yakan bir ateşe dönüşür.)

4. Kara Boğdan'ın gözünde dünyayı büsbütün karanlık ettim; Tatarların başbuğu da buyruğuma uyan oldu. (Kara Boğdan, Osmanlı kaynaklarında bugünkü Moldova topraklarındaki Boğdan beyliğinin adıdır.)

5. Ey Adlî, ne dileğin varsa Allah verdi; gönülde artık tek arzu, sevgiliye kavuşmak kaldı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "oldı" kelimesidir; kafiye "-âr" sesine dayanır: yâr, zâr, ‘âr, târ, dil-dâr. Üçüncü beyitteki "yanar" kafiyeye kısa ünlüyle katılır. Dördüncü beyitte kafiye bir cinasla kurulmuştur: "tā tār" (büsbütün karanlık) ile "Tātār" aynı sesleri taşır, anlamları ise ayrıdır. Mahlas son beyitte "‘Adliyā" (ey Adlî) seslenişiyle geçer. Bayram neşrinde 141 numarayla, divanın yâ harfiyle biten gazelleri arasında yer alır. Neşrin dipnotuna göre OR (31b), T (40b), M2 (34b-35a) ve İBB (22a) nüshalarında vardır, M1'de yoktur. Nüsha farkları birkaç yerde anlamı değiştirir: M2 ilk beyitte "nerd-i" (tavlası) yerine "nār-ı" (ateşi), ikinci beyitte "şehenşehligi" yerine "şehenşeh-laḳab" okur; OR ve İBB üçüncü beyitte "yaġıle yanar" yerine "yaġıyile nār" der; İBB dördüncü beyitte "gözine" yerine "yüzine", "tā tār itdüm" yerine "tār itdüm ben" okur, OR'da "tā" yoktur; aynı beyitte "server-i" yerine M2 "ṣoñra da", OR ve İBB "sırf" okur; İBB son beyitte "hemīn" yerine "hemān" der.

Anlam ve Söz Sanatları

Divanın büyük kısmında sevgilinin güzelliği ve âşığın çaresizliği işlenirken bu gazelin ilk dört beyti bir hükümdarın övünmesidir. Bayram, divanda klasik anlamda tek bir kaside bulunmamasını şairin padişah kimliğine bağlar ve Adlî'nin şiirlerinde padişahlığına işaret eden kırktan fazla beyit bulunduğunu, bunun da şiirlerin II. Bayezid'e ait olduğunun önemli delillerinden sayılabileceğini söyler. Bu gazel o beyitlerin en açık örneklerindendir: devlet, baht ve saadetin "yâr" olması, Allah'ın bağışladığı şehinşahlık, İslâm'ın küfre karşı üstünlüğü ve buyruğa boyun eğen Tatar başbuğu hep bir saltanat dilinin parçalarıdır.

Matla bir oyun benzetmesi üzerine kuruludur. Nerd sözlük anlamıyla tavla oyunudur; "zâr" kelimesi hem inleyen, perişan hâlde olan hem de tavlada atılan zar anlamını taşıdığı için bir tevriye doğar. Baht ve devletin yâr olması, oyunda zarın birinin lehine dönmesi gibidir; kötü niyetli rakibin "işi zâr olur", yani hem oyunu kaybeder hem de inlemeye başlar. İkinci beyitte "şehinşeh", "cihân şehleri" ve "bende" arasında bir tenasüp vardır. Üçüncü beyitte İslâm geceyi aydınlatan bir mum olarak düşünülür; mumun yağı küfür ehlinin yüreğini yakar. "Yağı" kelimesi sözlük anlamıyla eski Türkçede düşman demektir; beyit bu ikinci anlamı da çağrıştırabilir, ama neşirde bu yönde bir açıklama yoktur. OR ve İBB'deki "yaġıyile nār" okuyuşu ateş imgesini daha belirgin kılar.

Dördüncü beyitte "Kara" sıfatı ile "târ" (karanlık) arasında renk tenasübü vardır: adı zaten "kara" olan ülkenin gözüne dünya karartılmıştır. "Göze dünyayı karanlık etmek" deyimi sözlük anlamıyla birini çaresiz, umutsuz bırakmak demektir. Son beyit gazeli alışılmış zeminine döndürür. Allah şaire her dileğini vermiştir; geriye kalan tek arzu sevgiliye kavuşmaktır. Böylece fetihlerle dolu ilk dört beytin ardından, bütün o devletin gönlün asıl isteğini karşılamadığı söylenmiş olur. Divanın başka gazellerinde sık görülen kul-sultan ironisi burada ters yönden kurulur. Şair dört beyit boyunca gerçek bir hükümdar olarak konuşur ve ancak son mısrada sevgiliye bağlı âşık kimliğine bürünür.

Tarihî Bağlam

Gazelin kime ve ne zaman yazıldığına dair neşirde ya da başka bir kaynakta bilgi yoktur. Dördüncü beyitte geçen adlar ise II. Bayezid'in saltanatındaki bilinen bir olayla örtüşür. Boğdan voyvodası Stefan'ın Bulgaristan'a saldırması ve Tuna ağzındaki korsanların Osmanlı donanmasına zarar vermesi üzerine Bayezid 1484'te bizzat Boğdan seferine çıktı; Kili (15 Temmuz 1484) ve Akkirman (4 Ağustos) kaleleri alındı, Stefan yıllık vergiye bağlandı. Bayram'ın kronolojisine göre bu seferde Kırım ordusu Osmanlı ordusunun yanında yer aldı; Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi de sefer sırasında Kırım kuvvetlerinin Besarabya bölgesini ele geçirdiğini kaydeder. Bayram'ın aktardığına göre bu fetih dönemin şairi Necâtî'nin bir kasidesine de "Kili ile Kara Buğdan'dan Akkerman'ı" mısraıyla yansımıştır. "Kara Boğdan gözine ‘âlemi tâ târ itdüm" ve "Emrüme tâbi‘ olan server-i Tâtâr oldı" mısralarını bu sefere bağlamak akla yakındır, ama bu bir yorumdur; şiirin tarihini kesinleştiren bir kayıt bulunmamaktadır. M2 ile OR ve İBB'nin "server-i" yerine başka kelimeler okuması da Tatar başbuğuna yapılan göndermenin bütün nüshalarda aynı açıklıkta olmadığını gösterir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 179, şiir no. 141 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda; padişahlığa işaret eden beyitler için giriş s. 13; Necâtî'nin kasidesi için giriş s. 22, dipnot 93; 1484 seferi için kronoloji s. 189). ekitap.ktb.gov.tr
  • Şerafettin Turan, "Bayezid II", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, c. 5, İstanbul 1992, https://islamansiklopedisi.org.tr/bayezid-ii

Çevrimiçi kaynaklar