Özgün Metin

Vezin: fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün

‘Ārıżuñ vireli Mūṣā'ya yed-i Beyżā'yı
Ḳıldı ta‘līm Mesīḥāya lebüñ iḥyāyı
Çünki dünyā gibi yüz ṭuta cefāya dil-ber
Ḫarc idüñ var ise elde yolına dünyāyı
Gerden-i cāna çekelden ser-i zülfüñ bendi
Ṣaldı dil kişverine ḫūni gözüñ yaġmayı
Çünki sen gevher-i nā-yāba elüm irişemez
N'ola gözden çıḳarursam bu yedi deryāyı
Şol ki müstaġni durur derdüñ ile dermāndan
Kimse ögretmez aña ‘ālem-i istiġnāyı
‘Adli gibi şeh olan işigüñi terk idüben
Başına aldı ‘abes̱ yire ḳuru ġavġāyı

Günümüz Türkçesiyle

1. Yanağın Mûsâ'ya "beyaz el" mucizesini verdiğinden beri dudağın da Mesih'e (Hz. Îsâ'ya) ölüleri diriltmeyi öğretti. (Hz. Mûsâ'nın koynuna sokup çıkardığı elin parlayarak bembeyaz görünmesi "yed-i beyzâ" mucizesidir; Hz. Îsâ'nın nefesiyle ölüleri diriltmesi de dudak ve söz ile ilişkilendirilir.)

2. Sevgili, dünya gibi yüzünü cefaya çevirdiğine göre, elinizde ne dünya varsa onun yoluna harcayın.

3. Zülfünün ucu can boynuna bağını geçirdiğinden beri kan dökücü gözün gönül ülkesini yağmaya saldı. (Saç esir bağlayan bir ip, göz ise ülkeyi yağmalayan bir akıncıdır.)

4. Sen eşi bulunmaz bir inci olduğun ve elim sana erişemediği için, bu yedi denizi gözümden akıtıp çıkarsam ne şaşılır. ("Gözden çıkarmak" hem gözden akıtmak hem de bir şeyden vazgeçmek demektir; inciyi bulamayan âşık, inci saklayan denizleri gözyaşı olarak döker ya da onlardan vazgeçer.)

5. Derdin sayesinde dermana ihtiyaç duymayan kişiye kimse gönül tokluğunun ne olduğunu öğretmez; o bunu zaten bilir.

6. Adlî gibi şah olan biri senin eşiğini bırakırsa, başına boş yere kuru bir kavga almış olur. (Beyit iki türlü okunabilir: eşiği bırakan, Adlî'ye benzeyen herhangi bir şahtır; ya da Adlî'nin kendisi, şah olduğu hâlde eşiği bırakıp kendini boş bir kavgaya düşürmüştür.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Gazel altı beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "-â" sesine, redif de belirtme hâli eki "-yı"ya dayanır: Beyzâ'yı, ihyâyı, dünyâyı, yağmayı, deryâyı, istiğnâyı, gavgâyı. Mahlas son beyitte geçer. Bayram neşrinde 143 numarayla, divanın yâ harfiyle biten gazelleri arasında yer alır. Neşrin dipnotuna göre OR (32a), T (41a) ve İBB (22b) nüshalarında vardır, M1 ve M2'de yoktur. Dördüncü beyit OR'da bulunmaz; İBB aynı beyitte "elüm irişemez" yerine "irişmez dōstum" okur. Dipnotta ayrıca "7a idüben] ideyin İBB" kaydı vardır, ama gazel altı beyittir ve "idüben" kelimesi altıncı beytin ilk mısraında geçer; kayıt bu yüzden altıncı beyte ait olmalıdır. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla iki peygamber mucizesine telmih yapar. Yed-i beyzâ sözlük anlamıyla "beyaz el" demektir ve Hz. Mûsâ'nın elinin bembeyaz parlaması mucizesinin adıdır; şair bu ışığın sevgilinin yanağından geldiğini söyler. Hz. Îsâ'nın nefesiyle hastaları iyileştirip ölüleri diriltmesi (ihyâ) divan şiirinde en çok anılan özelliklerindendir ve TDV İslâm Ansiklopedisi'nin "Îsâ" maddesinin edebiyat bölümünde gösterildiği gibi bu nitelik çoğu zaman sevgilinin dudağına, nefesine ve sözüne aktarılır. Adlî de bu yolu izler: Mesih'e diriltmeyi öğreten, sevgilinin dudağıdır. Beyit bir hüsn-i ta‘lîl olarak da okunabilir: iki büyük mucizenin asıl kaynağı sevgilinin güzelliğidir. "Mûsâ" ile "Mesîhâ", "yed" ile "leb" ve "‘ârız" arasında tenasüp vardır.

İkinci beyitte "dünyâ" kelimesi mısraın başında ve beytin sonunda iki kez geçer. İlkinde dünya vefasızlığın örneğidir: sevgili dünya gibi yüzünü cefaya çevirir. İkincisinde dünya, sevgili yoluna harcanacak bir maldır. Sevgili dünyanın huyunu taşıdığına göre dünyanın kendisini ona feda etmek gerekir. Üçüncü beyitte savaş ve esaret imgeleri öne çıkar: zülfün ucu can boynuna bağ geçirir, kan dökücü göz gönül ülkesini yağmalatır. "Gerden", "bend", "kişver" ve "yağma" kelimeleri bir tenasüp oluşturur.

Dördüncü beyit inci ile deniz arasındaki ilişki üzerine kurulur. Sevgili bulunmaz bir incidir ("gevher-i nâ-yâb"); âşığın eli ona yetişmez. Âşık bu yüzden yedi denizi gözünden çıkarır. "Gözden çıkarmak" bir tevriyedir: gözyaşı olarak dökmek ve vazgeçmek, feda etmek anlamlarının ikisi de beyitte çalışır. Yedi deniz sözlük anlamıyla dünyayı çevreleyen bütün denizler için kullanılan bir deyimdir. Beşinci beyitte "müstağnî" ile "istiğnâ" aynı kökten gelir; "dert" ile "derman" ise tezat oluşturur. Âşık için sevgilinin verdiği dert yeterlidir, dermana ihtiyaç duymaz; böyle birine gönül tokluğunun ne olduğunu öğretmeye gerek yoktur.

Son beyitte şair kendinden "şeh" diye söz eder. Mahlasla birlikte gelen bu sıfat, gerçek hükümdarlığına doğrudan bir göndermedir. Ama beytin söylediği, sevgilinin eşiğini terk eden şahın boş yere kuru bir kavgayı başına sardığıdır. Padişahlık, sevgilinin eşiğine kıyasla bir değer taşımaz; eşikten ayrılmak bir şah için bile kayıptır. "Ḳuru ġavġā" sözü, sözlük anlamıyla sonuçsuz, boş çekişme demektir.

Kaynakça

  • Yavuz Bayram (hzl.), Adlî Dîvânı (Dîvân-ı Sultân Bâyezîd-i Sânî), Ankara: Kültür ve Turizm Bakanlığı Yay., 2018, s. 181, şiir no. 143 (nüsha bilgisi aynı sayfanın dipnotunda). ekitap.ktb.gov.tr
  • Mustafa İsmet Uzun, "Îsâ (Türk Edebiyatı)", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 22, İstanbul 2000, s. 473-475, https://islamansiklopedisi.org.tr/isa.

Çevrimiçi kaynaklar